• in , ,

    Erdoğan’dan Mansur Yavaş’a yeni suçlama

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TGRT Haber ve İHA Seçim Özel Yayını’nda dikkat çeken açıklamalar yaptı.Erdoğan yine Millet İttifakı’nın Ankara adayı Mansur Yavaş’a yüklendi.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

    Anket çalışması yaptırıyor ve takip de ettiriyoruz ama vatandaşın nabzını anketlerden çok meydanlarda tutuyorum.Böyle bir insanın (Mansur Yavaş) Ankara gibi yere belediye başkan adayı olması hazmedilemez.Üstelik bir de bu adam Yavaş, vergi noktasında da vergi kaçakçısı, bir de bu var. Şu anda Maliye Bakanlığı kayıtlarında bu durumda geçiyor.Bu zatın (Mansur Yavaş) zaten seçim öncesi veya sonrası ne olacağı belli değil. Ankara şu anda belirsizlik içinde olan bir durumda.Yüksek Seçim Kurulu’nun gelecekte bu işi çok daha farklı ele alması gerek. GBT sisteminin ben doğru çalıştığına inanmıyorum. GBT sisteminin çok daha doğru çalışması lazım. Bu tür adamların bir defa adaylıklarının daha baştan silinip atılması lazım.Bu ülkenin teröre bulaşmış teröristlerle yönetilmesine müsaade edemeyiz, bunların önünde duracağız.Ayasofya müze statüsünden çıkarılabilir. Adını Ayasaofya Müzesi değil, Ayasofya Camisi yaparız, ücretsiz ziyarete açılır.

    Mansur Yavaş ise Erdoğan’a yanıtı Twitter hesabından verdi. İYİ Parti kurucusu Avukat Osman Kaçmaz’ın Erdoğan hakkında zamanında yapılan Kalpazanl suçlamasını hatırlatan tweetini alıntılayan Yavaş, Anayasanın (38/4.m) ve AIHS (6/2.m) uyarinca bir kişi suçluluğu mahkeme kararları ile hükmen sabit oluncaya kadar masumdur. Bu hem ceza hukukunda insanlığın ortak mirası bir ilke, hem de pozitif hukukumuzun amir hükmüdür. Herkesi bağlar. Mecelle’ye göre Beraatı Zimmet asıldır ifadelerini paylaştı.İşte o paylaşım:

     

  • in , ,

    Erdoğan ‘dan Döviz Uyarısı

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın İstanbul’daki ortak mitinginde konuştu.Dövizdeki hareketlilikle ilgili konuşan Erdoğan, Ey finans sektörünün içinde olanlar. Kalkıp da‘döviz toplayın, döviz yükselecek diye provokatif eylemlere giriyorsanız bunun bedelini çok ağır ödeyeceksiniz. Hepinizin kimliğini biliyorum. Şu bilin seçim sonrası bedelini ödeyeceksiniz ifadelerini kullandı.Erdoğan konuşmasının başlarında İstanbul’la ilgili videonun yayınlandığı sırada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef aldı.CHP’nin adaylarına kenar köşe benzetmesi.CHP çöp demek, susuzluk demek’ söylemlerini yineleyen Erdoğan, İstanbul’a rastagele bir isim yakışmazdı. Biz de Binali Yıldırım’ı seçtik. (CHP’ye)Ankara’da kenardan köşeden bir aday gösterdiler.CHP’nin yönetimindeki İstanbul’da olan otobüsleri eleştirdi .Benim milletime niçin mercedes olmasın. Biz ücretsiz internet hizmeti veriyoruz.110 iskelede deniz ulaşımı veriyoruz. Nereden nereye!

    Erdoğan’ın açıklamalarının satırbaşları:Sevda nedir bilmezsek sevdalandığım şehir; kubbeler arasında nakış gibi işlenen şehir, ey şehadetlerle şahlanan şehir; alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimizin İslam alemine işaret ettiği şehir, asrı saadetten gelen misafirleriyle şereflenen şehir… Fetih fatih Sultan Mehmet Han’a nasip olan şehir; adaletin huzurun hakikatin hakim olduğu şehir… Her inançtan, her kesimden insanın güvenle yaşadığı eman şehir; herkesin gözü olduğu gözdesi olduğu İslam şehri Seni yürekten selamlıyorum İstanbul.

    Ayasofya’sı ile Sultan Ahmet Camisiyle en son Büyük Çamlıca Camisi ile Kıtaları birleştiren İstanbul. Sizleri aşk ile selamlıyorum İstanbul. Yenikapı bugün bir başka güzel. İşte böylesi yürekler fethetmişti İstanbul’u. İşte böylesi bir iman, aşılmaz denilen surları yerle yeksan etmişti. İşte böylesi bir azim asırlarca İstanbul’a dünyayı yönettirmişti.Dosta düşmana birliğimizi beraberliğimizi kardeşliğimizi göstermiştik. Yenikapı ruhu İstanbul’u fethedip bize emanet eden ruhun devamıdır. Bugün Bahçeli ile AK Parti’ye ve MHP’ye gönül vermiş kardeşlerimle Cumhur İttifakı’na inanan tüm kardeşlerimle işte bu İstanbul için bir kez daha Yenikapı’dayız. Şu an aldığım resmi rakam 1 milyon 600 bin. Demek ki 1 milyon 600 bin tek yürek olduk.Cumhur İttifakı sadece iki partinin değil, tüm Türkiye’nin ittifakıdır. Türkiye’yi hedef alan herkes Cumhur İttifakı’na saldırıyor. Ne yaparlarsa yapsınlar boş. Biz Allah’ın izniyle, bir çağın kapanıp bir çağın açıldığı bu şehri kıyamete kadar bir İslam şehri Türk şehri olarak korumaya devam edeceğiz. Bu şehir Fatih Sultan Mehmet’in emanetidir, Yavuz Sultan Selim’in göz bebeğidir. Kanuni’nin nefesidir. Sultan Abdülhamit’in namusudur. Gazi Mustafa Kemal’in son nefesidir. Adnan Menderes’in hayalidir. Turgut Özal’ın rüyasıdır. Erbakan hocamızın duasıdır. Alpaslan Türkeş’in sevdasıdır. Hayalimiz, duamız her şeyimizdir.

    İstanbul 25 senede bu şehri sadece; CHP ne demektir? Çöp, çukur, çamur. Bunlardan kurtarmakla kalmadık. Bölgesinin ve dünyanın parlayan yıldızı haline getirdik. İstanbul’u yeniden dünyanın merkezi şehirlerinden biri yaptık. 31 Mart’ta gözleri hala sende olanlara cevabını vermeye hazır mısın? 31 Mart’ta hala senin camilerinden, minarelerinden dalga dalga yayılan ezanlarına, göklerinde nazlanan bayrağına tahammül edemeyenlere mesajını vermeye hazır mısın? Ey İstanbul, 31 Mart’ta İstanbul’un yönetimini değil, ülkemizin kazanımlarını hedefleyenlere derslerini vermeye hazır mısın?İşte üç kıta, yeni iklime hükmeden İstanbul bu. İşte demokrasinin, milli iradenin kalesi İstanbul bu. Hanım kardeşlerimin şu cevvaliyeti var ya, kaleyi içerden fethedeceğiz. Zaten kale içerden fethedilir. İnşallah 1 Nisan’dan sonra, çok fazla uzatmadan bir de zaferin şenliğini yaparız. Biz İstanbul’a aşkla hizmet ettik. 1994 yılında bu kardeşinizi İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkanı yaptığınız andan itibaren, İstanbul’a yapılan her hizmetin bizzat takipçisi oldum. Şimdi size bir sürprizim var. Bakın burada ekranlar var. Video şöyle bir çalışsın bakalım.

    Getirdiğin kişi İstanbul’un bir ilçesinin belediye başkanı. Bizim şu anda Belediye Başkan adayımız, yıllarca ülkemizde ulaştırma bakanlığı yapmış, İDO’nun Genel Müdürü, ondan sonra Başbakanlık, ondan sonra Meclis Başkanlığı; dolayısıyla İstanbul gibi bir yere rastgele bir isim yakışmazdı. Onun için İstanbul’a biz Binali Yıldırım kardeşimizi aday gösterdik.Bizim adayımız Kayseri gibi bir büyükşehrin belediye başkanı olan, daha sonra Çevre Şehircilik Bakanlığı yapmış olan ve akabinde yeni yönetim sistemi sebebiyle onu genel başkan yardımcısı yaptığım Mehmet Özhaseki kardeşimizi de Ankara’ya büyükşehir belediye başkanı yaptım. Resmi rakamla Ankara’daki mitingimizde de 450 bin kişi var.

    Ve İzmir’de oraya rastgele, kenar köşe oradan bir tane ilçe belediye başkan adayını getirdi, aday yaptı. Hakkındaki spekülasyonlar çok ileri. Öyle mi? Terör örgütüyle el ele iç içe geçmişi itibariyle ne yazık ki kirli. Böyle birisini İzmir’e layık gördüler.Denizli’de büyükşehir belediye başkanlığı yapmış, milletvekilimiz, daha sonra Ekonomi Bakanımız olmuş Nihat Zeybekci’yi getirdik. Sıradan isimler olmaz. Ama Bay Kemal’in böyle bir yönetim kabiliyeti yok.Kalbi kararmış olanlara, gönlü örümcek bağlamış olanlara bunların hiçbiri hiçbir şey ifade etmez. Bakanlıklarımız yanında büyükşehir belediyelerimiz, çok büyük hizmetlere imza attı. Toplu taşımada 94 öncesinde kaç tane otobüsü vardı biliyor musunuz? 1596. Hatırlayın, benim jenerasyon bilir. İkarus otobüsleri vardı Macarların. Bunun için de pislikten geçilmez. Kokudan durulmaz. Oturduğunuz yerden adeta tamamen o mazotların yağlarıyla kalkarsınız. Neydi bu CHP zihniyetiydi.

    Biz gelince ne yaptık? Bizim milletimize; marka reklamı yapmış olacağım ama… Benim milletime İkarus otobüsler layık mı ya? Niçin Mercedes olmasın? Niçin MAN olmasın. BMC olmasın? Bunları getirmemiz lazım ve kaldı ki öbürlerinde tabi havalandırma falan yoktu. Ama bunlarda her şeyiyle bu otobüsler İstanbul’da sefere çıktı. Sayıyı nereye tırmandırdık? 6 bin 265 araçla 775 hat ile İstanbul’a hizmet etmeye başladılar.Ve şu anda günde ortalama 4 milyon İstanbulluyu bunlar yaşıyor. Otobüslerin yarısında ücretsiz internet hizmeti de veriliyor. 1994’te sadece 10 deniz otobüsü olan İstanbul’da 57 yolcu gemisi, 22 hat ve 110 iskelede deniz ulaşımı veriyoruz. Park sorununa da kalıcı çözümler getirdik. Yüzde 1000 artırarak 42 bin araç kapasitesine ulaştık. Hedefimiz 2023’e kadar otopark kapasitemizi 123 bin araca çıkartmaktır.

    Haliç’te attığımız adım var ya, dünyada örnek bir adımdır. Ben bir Kasımpaşalıyım, ömrümün ciddi bir kısmı da o bölgede geçtik. Sandalla karşıdan karşıya geçmekte zorlanırdık. Hocalar bize Haliç’i dolduracaksınız Dedik ki, nasıl burayı güzelim yeri biz kalkacağız hafriyatla dolduracağız? Olmaz dedik, çalışmaları uzattık. Sağ olsun anlaştığımız müteahhit firma da gayret etti ve biz Haliç’i temizlemeye başladık. Yaklaşık 2,5 metreküp oradan balçık çıkarttık. Bu balçığı 9,5 km uzaklıkta Alibeyköy’de bir taş ocağına, adeta bir petrol boru hattı gibi onunla pompalamaya başladık. Bu pompalamada çamur o ocakta kalıyor ama tülbent gibi bir sistem kurduk. Oradan süzülen su tekrar Haliç’e geri gönderiliyor. Ve bununla orada 650 bin metrekare alan kazandık. Şimdi orada ne var? Şimdi orada bir oyun parkı var, devasa. Onu kazanmanın ötesinde çevre de ona göre yerleşim alanı oluşmaya başladı.

    Aynen Haliç Kongre Merkezi de böyle oldu. İşte bunları yaparken dedik ki, Haliç Kongre Merkezi’ni de ele alalım. Eser muhteşem, orası Sütlücede kesim merkeziydi. Sakatatçılar vardı orada. Bilenler gayet iyi bilir. Ne oldu? O muhteşem Haliç Kongre Merkezi yapıldı etraf bir anda değişti. Bay Kemal geçen geldi orada aday tanıtımı yaptın ya. Senin İstanbul adayı diyor ki, AK Partili belediyelerde kültür merkezi yok diyor. Gel gez gör de nerelerde ne var öğren. Sen aday tanıtımını bile Haliç Kongre Merkezi’nde yaptın.Sana bir örnek daha vereyim. Harbiye Kongre Merkezi’ni de CHP zihniyetini bize yaptırmak istemedi. Ve yerin altında orada da yine 3300 kişilik bir kongre merkezi yaptık. Yanındaki de Muhsin Ertuğrul. O tiyatroyu yıktık, büyüttük. Yapmazlar dediler, buraya cami yapar dediler. Bunların işi gücü yalan, başka işleri güçleri yok. Muhsin Ertuğrulu yaptık, Harbiye Kongre Merkezi’ni yaptık. Bu plan, proje meselesi.

  • in , ,

    Uğur Dündar: Ekrem İmamoğlu’nu en güzel anlatan deyim.

    Sözcü Gazetesi yazarı Uğur Dündar, CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nu yazdı.

    Uğur Dündar, Ekrem İmamoğlu’nu anlatan en güzel deyimin İstanbul’un güzel abisi olduğunu belirtti.Uğur Dündar’ın Ekrem İmamoğlu ile ilgili yazdığı İstanbul’un güzel abisi başlıklı köşe yazısı şöyle:İlginçtir, adaylığı konuşulmaya başlandığında CHP’de belki de ilk kez, cadı kazanı ortaya çıkmamış, birkaç kişi dışında tüm parti kadroları ağız birliği etmişçesine Evet, Ekrem İmamoğlu en uygun isimdir demeye başlamıştı. Tek tük muhalefet edenler ise Yüzde 14 tanınırlığa sahip bir ilçe belediye başkanından İstanbul’u yönetecek biri olur mu diye eleştiriyorlardı.O ise yüzünden hiç eksilmeyen gülümsemeyle; Beni tanıdıkça seveceksiniz diyor, tecrübesizliğini dile getirenlere de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’a belediye başkanı olduğu haliyle kıyaslandığımda ondan misliyle tecrübeliyim cevabını veriyordu.Sahaya çıkar çıkmaz iktidar çevreleri harekete geçtiler. Önce Kıbrıs’ta Türklere soykırım girişiminde bulunan Rum lider Makarios’un heykelini Beylikdüzü’ne diktiğini öne sürdüler. Bu ciddiye alınacak hiçbir yanı olmayan büyük bir yalandı.

    O nedenle hiç tutmadı. Sonra bazı belediye uygulamaları üzerinden yıpratmak istediler. Onlar da işe yaramadı. Çünkü hemşehrileri çok memnundular.Eleştiri görünümü altında atılan iftiralar üzerine yapışmayıp, teflon tavadan kayarcasına yere düşünce, bunları üretenler de susmak zorunda kaldılar!Ne söylenirse söylensin sert bir üslupla cevap vermiyor, kavga etmesini bekleyenleri çileden çıkaracak sakin bir tonla sevgiden, kimseyi ötekileştirmemekten, herkese eşit hizmet götürmekten söz ediyordu.İnsanları ayrıştırmadığı gibi kucaklayan bu sakin ve sevecen dili çok sevildi.Perşembe akşamı Halk TV’nin değerli gazetecilerinden oluşan ekibin üç saat süreyle yönelttiği sorulara verdiği cevaplardan ve onu öteden beri tanıyan dostlarından edindiğim izlenime göre İmamoğlu, kendisini iyi yetiştirmiş, İstanbul’u başarıyla yönetebilecek derinliğe sahip bir aday.

    Konusuna çok hakim, değerli projelerle dünyanın en etkileyici kentlerinden biri olan İstanbul’u layık olduğu güzelliklere kavuşturmaya istekli, en önemlisi de bunu başaracağına yürekten inanıyor.Ayrıca görmeye pek alışık olmadığımız, özü sözü bir, neyse o diyebileceğimiz farklı bir siyasetçi.Sevgiyi her şeyden daha çok önemsediği, hatta projelerinin bile önüne geçirecek kadar içselleştirdiği, tüm davranışından anlaşılıyor.Büyük ilgiyle seyredilen Seçim Özel programının sabahı, seçmenle karşı karşıya geldiğinde neler yaptığını, neler yaşadığını görebilmek için Üsküdardaki gezisinin bir bölümüne katıldım.Gördüm ki birebir konuştuğunda oyunu olmasa bile yüreğini kazanamayacağı pek kimse yok.En fanatik Erdoğan taraftarlarını dahi, Sen iyi insansın; ama CHP’de ne işin var, bizim partiye gel dedirtecek noktaya taşımış durumda.Rakiplerine hiç kötü söz etmiyor. Binali Yıldırım’ı zaman zaman esprili cümlelerle eleştirmekten, örneğin Hani ununu elediğini, eleğini astığını söylüyor ya, siz onu emekli edin de gitsin dinlensin demekten öte geçmiyor. Hakkını teslim edelim, Binali Yıldırım da benzer bir üslup kullanıyor.

    Seçmenlere kendine özgü cümlelerle sesleniyor. Örneğin, muhataplarına sıkça Kurbanın olayım diyor.Tatlı bir aksanla zeka pırıltıları saçan espriler yapıyor, güldürüyor, içten diyaloglara giriyor. Üsküdar’da halka seslenirken Hepiniz hoş geldiniz. Buraya otobüsle mi geldiniz? Hayır Sizi İETT bedava da taşımadı değil mi? Kendiniz geldiniz.O halde ayaklarınıza sağlık dedi. Bununla da yetinmeyip O güzel ayaklarınıza sağlık diyerek ayrı bir iltifatta bulundu. O anda insanların yüzlerine baktım. Gönül alıcı bu sözlerin seçmen ile arasında özel bir bağ kurduğunu bakışlardan okudum.

    İletişim konusunda kendisine yardımcı olan meslektaşlarıma göre Ekrem İmamoğlu deyim yerindeyse sinirleri alınmış bir siyasetçi.Onu anlatırken Bugüne kadar kendisine yönelik provokasyonlar bir başka siyasetçiye yapılsaydı taş olsa çatlar, kötü bir söz söyler, en azından el kol hareketinde bulunurdu. Oysa İmamoğlu’nda böyle bir şey yok. Kendisine en sert sözleri edenlere dahi, çok sağol, canım kardeşim, güzel annem, hadi bana oy verme ama duanı eksik etme, seni anlıyorum, haklısın, bak seçimden sonra görüşelim, beş sene sonra sen de bana oy vereceksin, sen de beni sevecek, oyunu vereceksin deyip ayrılıyo diyorlar.İmamoğlu sabır simgesi bir kişilik. Bunu yaşam tarzı yapmış. Sabırlı olacaksınız ki sonu selamet olsun diyor.Sanmayın ki seçime kadar böyleyim. Bu kardeşiniz 1 Nisandan sonra da aynen böyle olacak derken dinleyenlere çok inandırıcı geliyor ve hemen alkışlar yükseliyor.Sözün özüne gelirsek;İstanbul’un güzel abisi” deyimi onu çok iyi anlatıyor.

  • in , , ,

    Ahmet Şık’tan zehir zemberek sözler AKP Bir T rör Örgütüdür Çok Yakında …

    HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Bakan Soylu’nun HDP’li vekillere ilişkin Bu vekiller, milletvekili değildir. Bunlar PKK’nın, terörün vekilidir sözlerine sert yanıt verdi. Şık, AKP’nin mafya, terör örgütü olduğunu söyledi.

    Meclis’in en büyük üçüncü partisi konumundaki HDP’yi ve HDP’li milletvekillerini hedef almayı sürdüren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, HDP diye bir siyasi parti yoktur. PKK vardır. Bu vekiller, milletvekili değildir. Bunlar PKK’nın, terörün vekilidir dedi.Soylu’ya Twitter’dan yanıt veren HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık da bu sözlere karşılık AKP mafyadır. Cumhuriyet tarihinin tüm kötülüklerinin toplamından ve deneyiminden inşa edilmiş bir t rör örgütüdür. Herkes öğrenecek, çok yakında dedi.http: //www. haberyuzdeyuz.com/politika/akp-bir-teror-orgutudur-cok-yakinda-h25916.html

  • in , ,

    Ülkenin Namusunu Satıp Kendine Uçak Aldı

    Tank Palet Fabrikası devasa bir fabrika, 20 milyar dolarlık fabrika, niye Katar ordusuna satıyorsun? Bütün ülkücü kardeşlerime sesleniyorum, bana dünyada bir örnek gösterin ister Rusya’yı, ister Çin’i, ister Pakistan, ister Hindistan, ister Japonya, ister Venezüella, Alaska neresi olursa, kendi silah fabrikasını yabancı bir orduya satan bir devlet göster arkadaş, bir millet göster.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 31 mart seçimleri öncesi AKP’nin Katar’a sattığı Tank Palet Fabrikasına yönelik eleştirileri daha da sertleştirdi. Bu fabrikanın ülkenin namusu olduğunu ve başka ülkeye satılamayacağını hele 50 milyon dolar için asla satılamayacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, Suriyelilere 35 milyar dolar harcadın ülkenin namusu için 50 milyon dolar mı bulamıyorsun. 50 villa parası. Bulamıyorsan ben bulayım bu satıştan vazgeç dedi. İşte Kılıçdaroğlu’nun birbirinden çarpıcı o açıklamaları:

    Bizim altıokumuzdan birisi milliyetçiliktir. Milliyetçilik sıradan bir olay değildir. Milliyetçi olmak için bayrağını seveceksin, milliyetçi olmak için vatanını seveceksin, milliyetçi olmak için 82 milyonu kucaklayacaksın, milliyetçi olmak için hiç kimseyi ötekileştirmeyeceksin, milliyetçi olmak için eğer Süleyman Şah türbesini kendi topraklarından bir hükümet kaçırmışsa ona karşı dik ve onurlu duracaksın, benim toprağımı terk etme diyeceksin. Milletçi olmak için aynı zamanda kendi ülkene sahip çıkacaksın. Bu ülkenin silah fabrikalarını yabancı bir orduya sattırmayacaksın. Sakarya’daki Tank Palet Fabrikasının bugünkü değeri 20 milyar dolar. Aynı şekilde üretim yapan dünyadaki 5 büyük fabrikadan birisi. Devletin bütün sırları orada, silah sanayinin sırları orada, subaylar çalışıyor orada, bizim işçilerimiz çalışıyor orada, askerler çalışıyor orada. Fırtına obüslerini yapan bir fabrika orası, tank yapan bir fabrika orası. Yüzde 49.9’unu Katar ordusuna sattılar. Milliyetçi olan kimse, kim ben milliyetçiyim diyorsa, kim vatanseverim diyorsa, kim bayrağını seviyorum diyorsa Katar ordusuna silah fabrikasını satan siyasal iktidara ve ona destek verene oy vermez kardeşim, bu kadar! Hem oy veriyor, hem ben milliyetçiyim diyorsa bilin ki hikaye, öyle milliyetçilik olmaz. Milliyetçi dediğin vatanına sahip çıkar, bayrağına sahip çıkar, lafla bu işler olmaz. Vatanını seviyorsan sahip çıkacaksın. Tank Palet Fabrikası devasa bir fabrika, 20 milyar dolarlık fabrika, niye Katar ordusuna satıyorsun? Bütün ülkücü kardeşlerime sesleniyorum, bana dünyada bir örnek gösterin ister Rusya’yı, ister Çin’i, ister Pakistan, ister Hindistan, ister Japonya, ister Venezüella, Alaska neresi olursa, kendi silah fabrikasını yabancı bir orduya satan bir devlet göster arkadaş, bir millet göster. Dolayısıyla hep birlikte ama hep birlikte mücadele edeceğiz.

    Kılıçdaroğlu doğruları söylemiyor diyorlar. Güzel.Resmi Gazete, 52. Sayfası, 20 Aralık 2018 30631 sayılı Resmi Gazete. Resmi Gazetede Mülkiyeti maliye hazinesine ait ve Milli Savunma Bakanlığı’na tahsisli 1 milyon 804 bin 131 metrekarelik fabrikanın üzerinde kurulduğu arazinin büyüklüğünü gösteriyor. 1 milyon 804 bin 131 metrekarelik fabrikanın özelleştirme kapsam ve programına alınması, işletme hakkı süresinin 25 yıl süreli olarak belirlenmesi, özelleştirme işlemlerinin 31.12.2019 tarihine kadar sonuçlandırılmasını öngören bir kararname. Kararnamenin adı ne? Cumhurbaşkanı kararları. Numarası kaç? 481. Kararın tarihi kaç? 19 Aralık 2018. Kararnameyi yayınlayan kim? Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı. Bana inanmıyorsanız girersiniz başbakanlığın resmi sitesine başbakanlığın resmi sitesinde bu tarihli Resmi Gazeteyi bulursunuz ve bu kararı okursunuz. Bana diyor ki, Kılıçdaroğlu doğruları söylemiyor. İyi de bu imzayı ben atmadım, Resmi Gazeteyi de ben çıkarmıyorum. Resmi Gazeteyi çıkaran sensin, kararı çıkaran sensin, altına imza atan sensin. Sonunda şunu söyledi ama efendim diyor biz bu fabrikayı modernize etseydik 50 milyon dolara ihtiyacımız vardı. Bakın ifade aynen şöyle, “Kamu imkanlarıyla, yani devletin imkanlarıyla eğer biz bunu yapmaya kalksaydık 50 milyon dolara ihtiyacımız vardı. Yani İstanbul’daki 1 milyon dolarlık 50 tane villa parası. Kendisine çağrı yaptım, Katar’la bu sözleşmeyi iptal et ben sana bir hafta içinde 50 milyon doları bulacağım arkadaş. Suriyeliye veriyorsun 35 milyar dolar, tank fabrikasına gelince 50 milyon dolar bulamadım diyorsun. Nasıl bulamadın?

    Benden kurtulmak istiyor her seferinde. Diyor ya Bay Kemal yine konuşuyor. Bay Kemal konuşur tabi, Bay Kemal olmak kolay mı? Bay Kemal olmak için, önce namuslu adam olmak lazım, dürüst adam olmak lazım. Bay Kemal olmak için, milliyetçi olmak lazım. Bay Kemal olmak için, vatanına bağlı olmak lazım. Bay Kemal olmak için, kul hakkı yememek lazım. Bay Kemal olmak için, oğluna bedelli askerlik yaptırmamak lazım. Öyle Bay Kemal olmak kolay mı? Kolay değil tabi.50 milyon doları bulamıyorum diyor. 9 mu, 10 mu uçağı var. En küçük uçağını satsa 150 milyon dolar. Sat kardeşim, 8 uçakla gezersin! Sat onu 50 milyon dolarını ver, 10 milyon dolarını da ver sanayiciye fabrika kur. Sen devasa bir silah fabrikasını yabancı bir orduya nasıl peşkeş çekersin? Dünyada örneği yok. Silah fabrikası bir devletin namusudur, haysiyetidir silah fabrikası. Silah fabrikasını götüreceksin Katar ordusunun emrine vereceksin.

    Bakın bir şey daha söyleyeyim, fabrikayı veriyoruz fabrika bize ait, sen burayı çalıştır diyoruz ne kadar? 25 yıl. Ne yapacaksın burada? Tank yapacağım. Kime satacaksın? Bana satacak. Zaten fabrika benim. Benim fabrikamda tank üretecek, bana satacak, o kazanacak. Ya biz, biz ne yapacağız? Erdoğan Katar emirinden neden uçak aldı? Uçağı bedava aldım dedi. Hangi bedava? Yani bu fabrikanın karşılığında uçak aldı. Bana dünyada bir örnek gösterin kendi silah fabrikasını satıp karşılığında makam aracı alan bir adam gösterin. Yok böyle bir şey. Bunun adı ülkeye ihanettir. Bunun adı Türkiye Cumhuriyeti devletine ihanettir. Biliyorum şimdi diyecek ki, Kılıçdaroğlu için tazminat davası açacağım.Açmazsanız namertsiniz! Beni rahatsız eden şu, milliyetçi diye geçinip bunun sözcülüğünü yapanlar beni rahatsız ediyor, başka kimse rahatsız etmez. Milliyetçiyim diyor, güzel başımın üstüne. Kardeşim hepimizin gözü önünde 20 milyar dolarlık bir fabrika kaça verildi belli değil. İhale? İhale de yok. Değeri, ne değer tespit? O da yok. Dün sendikalı işçiler toplu dilekçe verdiler dediler ki biz buradan ayrılmak istiyoruz. Niçin? Burada devletin sırları var bu sırların yabancı bir orduya verilmesine ortak olmak istemiyoruz, o suça ortak olmak istemiyoruz dediler. O işçilerin tamamının alnından öpüyorum.

  • in , ,

    AKP’li medya yazdı: Ankara’da Mansur Yavaş seçimi alır

    AKP’li yayın organlarından Yeni Şafak gazetesi yazarı Faruk Aksoy, 31 Mart yerel seçimlerine dair Ankara’da, Mansur Yavaş seçimi alır. Epey bir farkla alır. Şayet Mansur Yavaş’ın rakibi Özhaseki değil de, Gökçek olsaydı yine alırdı yazdı.AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım için de değerlendirmelerde bulunan Aksoy, Vatandaş onun iddiasız gibi görünen gücünü seviyor. Seçmende uyandırdığı bu hisle seçimi alır gibime geliyor ifadelerini kullandı.

    Aksoy’un Ankara, İzmir ve İstanbul hakkında tahminlerde bulunduğu .Tahminimi söyleyeyim.başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:Ankara’da, Mansur Yavaş seçimi alır.Epey bir farkla alır.Şayet Mansur Yavaş’ın rakibi Özhaseki değil de, Gökçek olsaydı yine alırdı.Gelelim İstanbul’a.Binali Yıldırım seçimi alır ama epey bir farkla alamaz.Ben de, İstanbul’a aday gösterilmesini, partisi adına doğru tercih olarak görenlerdenim.Hayat sürprizlerle doludur.

    Her şey olabilir ama Binali Yıldırım, kazansa da, kaybetse de davranışlarında bir değişiklik olmayacağı izlenimi veriyor.Vatandaş onun iddiasız gibi görünen gücünü seviyor.Seçmende uyandırdığı bu hisle seçimi alır gibime geliyor.Peki İzmir .İzmir, isimler üzerinden değil de, ideolojik kamplar üzerinden yorumlanabilir, bunu herkes kabul ediyor zaten.İzmir, kendini bir yerde konumlandırdı, kımıldamıyor.İzmirliler belki haklıdır, belki haksızdır bilemem, fakat görüntü bu.Sonuç itibarıyla.Tunç Soyer seçimi alır, Nihat Zeybekçi de AK Parti’nin oylarını yükseltir.Önemli bir not daha ekleyeyim.Görevden alınan, ya da istifa ettirilen belediye başkanlarının şehirlerinden çıkacak sonuçlar çok önemli.Siyasetin sağ tarafını baştan aşağıya dizayn edecek kadar önemli.İşin o tarafını da izleyelim.

  • in , , , , ,

    Yılmaz Özdil’den Tayyip Erdoğan’a Yazı : Ankara’yı Kaybettiği Kesin

    Özdil’in 21 Mart 2019 tarihli sözcü yazısı .Yeni Zelanda’nın taşına bak gözlerimin yaşına bak.4 milyon 300 bin işsiz var.5 milyon Suriyeli var.Soğan kuyrukları var.Patates ithal ediliyor.Konkordato yağıyor.E miting kürsülerine çıkıp bunları anlatamayacağı için neyi anlatıyor?Yeni Zelanda’yı.Gaziantep’e gidiyor.Yeni Zelanda’da yaşanan zulme başeğmeyeceğiz, Yeni Zelanda’da ilkeli duruş sergileyeceğiz diyor.Tekirdağ’a gidiyor.Sizlerin buradaki varlığı, birliği, dirliği, Yeni Zelanda’daki teröristin zoruna gitmiş, bu teröristler Tekirdağ’ı bize çok görüyorlar diyor.Gaziosmanpaşa’ya gidiyor.Yeni Zelanda’da yaşananları görüyorsunuz, bu konuda ileri giderlerse terbiye metodlarımız var, terbiye etmesini biliriz diyor.Zeytinburnu’na gidiyor.Yeni Zelanda’da yaşananları görüyorsunuz, Türkiye’nin yükselişi Haçlı artıklarının zoruna gidiyor diyor.

    Samsunlular gecesine gidiyor.Yeni Zelanda’daki olayı sonuna kadar takip edeceğiz, bir daha yaşanmaması için elimizden gelen çabayı göstereceğiz diyor.İzmir’e gidiyor.Yeni Zelanda’daki cani, silahının üzerine ülkemizi ve milletimizi hedef alan semboller çiziyor diyor.Çanakkale’ye gidiyor.Yeni Zelanda’da verilen mesajla bizim sabrımızı sınıyorlar diyor.Sakarya’ya gidiyor.Ülkemizdeki bölücü örgütle Yeni Zelanda’daki katilin amacı aynı diyor.Kocaeli’ne gidiyor.Yeni Zelanda’daki saldırıya buradan lojistik destek yağıyor diyor.Üsküdar’a gidiyor.Yeni Zelanda kanayan yaramızdır, oraya gitmek zorundayız diyor.

    Yeni Zelandaların arasına birer cümle Mansur Yavaş sıkıştırıyor.Yeni Zelanda, yargının Mansur Yavaş’la alakalı kararı var, Yeni Zelanda, biliyorsunuz Mansur Yavaş’ın dokunulmazlığı yok, Yeni Zelanda, Mansur Yavaş seçime girebilse dahi, Yeni Zelanda, Mansur Yavaş seçimden sonra çok ciddi bedelini öder, Yeni Zelanda, Mansur Yavaş bedelini Ankaralılara ödetir, Yeni Zelanda.Asrın liderimiz Yeni Zelanda’nın başkenti Wellington büyükşehir belediyesini kazanır mı bilmem ama.Anlaşılan Ankara’yı kaybettiği kesin!

  • in , , , , ,

    Emine Erdoğan’dan Sosyal Medyayı Sallayan Sözler

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, israfın önlenmesine yönelik yapılan bir toplantıda yaptığı konuşmada Halife olmanın sorumluluğunu taşıyoruz dedi.Emine Erdoğan, kendisinin öncülüğünde başladığı söylenen Sıfır Atık Projesinin, Diyanet İşleri Başkanlığında Sıfır Atık-Sıfır İsraf temasıyla uygulanması çalışmalarına ilişkin tanıtım toplantısında konuştu.Diyanet İşleri Başkanlığı Konferans Salonu’nda yapılan toplantıda Emine Erdoğan,tüm insanlığın olduğu gibi Müslümanların da tabiatla imtihanının hayli zor geçtiğini belirtip şu ifadeleri kullandı

    Her şeyden öte, insan doğanın parçası mı yoksa efendisi mi? Bu konuda bir zihin karışıklığı içinde olduğumuzu görüyorum. Maalesef eşref-i mahlukat olmayı, tabiata tahakküm kuran efendi olmak ile karıştırdık. Gazete manşetlerimiz, hayvanlara işkence konusundan geçilmiyor. Su kaynaklarını yok etmenin doğurduğu sonuçlarla hesaplaşıyoruz. Oysa yaratılmış her zerrenin, Rabbini tesbih ettiği kainatta, çevre ahlakı yüksek bir nezaket gerektirir. Ağaca su vermek, ağacın hakkını gözetmektir. Sulara zehirli atık atmamak, suyun hakkına riayettir. Enerji kaynaklarını doğru kullanmak, gelecek nesillerin hakkına saygıdır.

    Emine Erdoğan, Müslümanlar olarak israf meselesini şahsi tüketimlerin ötesinde, daha geniş anlamıyla görebilmek gerektiğini söyleyip şöyle devam etti:Ay sonunda elektrik, su, gaz faturalarımız düştüğünde israftan kaçınmış olmuyoruz. 1 kilogram ekmeğin israfı, onu yapmak için kullanılan 1,6 litre suyun da israfı demek. 1 pamuklu tişörtün israfı, onun üretimi için harcanan 2 bin 700 litre suyun da israfı demek. Biz, sadece kendi çeşmemizden, ampulümüzden, soframızdan değil, yeryüzünde halife olmanın sorumluluğunu taşımaktan mesulüz. Afrikalı bir çocuğun, temiz su bulamadığı için maruz kaldığı hastalıkları çocuklarımıza doğru anlatabilirsek, 1 dilim ekmeğin undan çok daha fazla anlamı olduğunu da kavratmış oluruz.

    Emine Erdoğan, Hazreti Muhammed’in hayatını, doğaya ve hayvanlara karşı olan tutumunun iyi anlatılmadığını öne sürerek, şöyle devam etti:İsraf, gündelik pratiğimiz olmuşsa sahabe efendilerimizi tanımıyoruz demektir. Çocuklarımıza kanaat etmeyi öğretememişiz demektir. Oysa kanaat demek, sürdürülebilirlik demek. Umuyorum ki bu güzel projenin bir sonraki adımı, İslam’ın çevreci kimliğini uluslararası platformlarda tanıtmak olur. Bu gerçekten hareketle, Diyanet İşleri Başkanlığımızın, çevreci bir hac organizasyonu ile tüm İslam ülkelerine örnek olmasını bekliyoruz. Türkiye, yeşil bir hac ibadeti yanında hayvan hakları, sıfır açlık, israf, sıfır atık, sürdürülebilirlik gibi konularda manifestolar yayınlayarak tüm Müslüman toplumlara liderlik yapabilir.

  • in , , , , , ,

    Erdoğan Milleti Özellikle Kışkırtıyor Çünkü …

    İngiltere’de yayımlanan Times gazetesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mitinglerinde Yeni Zelanda saldırısının görüntülerini dev ekranda göstermesi ve Çanakkale Savaşı’nın yıl dönümü nedeniyle yaptığı konuşmadaki ifadelerinden dolayı eleştiren bir başyazı kaleme aldı.Gazete, siyasetçilerin seçim döneminde tribünlere oynamalarının normal olduğunu ancak güçlü bir NATO müttefikinin liderinin dostane bir Batılı ülkede meydana gelen terör saldırısı üzerinden prim yapmak için seçim platformlarını kullanması ve bu ülkenin vatandaşlarına yönelik şiddet içeren sözler sarf etmesinin daha önce görülmemiş bir durum olduğunu yazdı.

    Erdoğan’ın giderek artan otoriterliğine rağmen, muhalefet partileri Türkiye’nin bazı önemli şehirleri ve stratejik bölgelerindeki kontrolü üzerinde ciddi bir tehdit yaratıyor. Erdoğan’ın bu duruma verdiği yanıt ise hayali tehditler karşısında milliyetçiliği kışkırtmak oluyor.Erdoğan Pazartesi günü bu tutumunu bir adım daha ileri götürerek Çanakkale Savaşı’nın yıl dönümünde Yeni Zelandalılara seslenerek Dedeleriniz geldiler, burada olduğumuzu gördüler, kimi ayakta kimi tabutta geri döndüler. Aynı niyetle gelecekseniz sizi de bekleriz. Sizleri de dedeleriniz gibi uğurlayacağımızdan hiç şüpheniz olmasın dedi.Burada üç temel konu öne çıkıyor. Birincisi bu sözlerin 50 vatandaşını kaybetmiş olan ve onların yasını tutan Yeni Zelandalılar açısından ne denli yaralayıcı olduğu. İkincisi ve daha ciddisi, bu sözlerin Yeni Zelandalılara ve diğer Batılı ülke vatandaşlarına yönelik şiddeti körüklemesi riski.

    Üçüncü ve en çok kaygı uyandıran konu ise Batının Türkiye’yi sabote etme konusunda oynadığı söylenen sözde rol. Artık, Erdoğan’ın içerideki durumu ne kadar zora girerse Batıyı o kadar şeytanlaştırdığı çok açıkça görülüyor.Bu ciddi bir durum. Türkiye, NATOnun önde gelen üyelerinden birisi. Yıllarca İslam ve Doğu ile Hristiyanlık ve Batı arasında güvenilir bir köprü görevi gördü.Şimdi ise Rusya ile yakınlaşıyor ve Moskova’dan füze sistemi satın alıyor. Her ne kadar hâlâ bizim müttefikimiz olduğu varsayılsa da mevcut lideri yönetiminde giderek uzaklaşıyor.Aslında Türk cumhurbaşkanı, Batı karşıtı duyguları kışkırtarak ve mağduriyet edebiyatını güçlendirmek için korkunç bir terör eylemini sömürerek yeni risklerin ve gerilimlerin kaynağı olma riski yaratıyor.

  • in , , ,

    Dünyaca ünlü yayın organı Erdoğan’ın gideceği tarihi yazdı

    Bloomberg’deki haberde, birçok dünya liderinin siyasi ömrüne dair tahminlerde bulunuldu.Bloomberg haberini okuyucularına sosyal medya adreslerinden Muhammed bin Salman mikroskop altında. Trump anketlerde düşüşte. Merkel parti liderliğinden ayrılıyor. Dünya liderleri daha ne kadar iktidarda kalacak ifadeleriyle duyurdu.Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi ömrüne dair de tahminler yer aldı.Haberde, Erdoğan’ın başkanlık süresinin maksimum 15 yıla kadar uzatılabileceği belirtildi. Bu görüşe dayanak olarak da, AKP’nin mevcut anayasal şartlar altında Erdoğan’ın 15 yıl daha görev yapacağını düşünmesi gösteriliyor.Erdoğan’ın iktidarının 2033ü bulacağı ileri sürülen Bloomberg’in haberinde Şu anki şartlar altında 2028e kadar yönetebilir ama 2028 öncesinde bir erken seçim ilan ederse 2033e kadar siyaseti sürdürebilir ifadeleri yer aldı.

    Bloomberg’in haberinde Erdoğan’la ilgili şu ifadeler yer aldı:Erdoğan’ın partisi devlet başkanının görev süresi için anayasada belirtilen limitlerin 15 yıla kadar uzatılabileceği görüşünde. Bu bağlamda 2018 yılında yetkileri artırılmış bir şekliyle devlet başkanlığı görevini üstlenen Erdoğan 2033 yılına değin görevde kalabilir.Anayasal limit iki dönemle sınırlı ve bu süreç 2028 yılında son buluyor. Ancak ikinci dönemi bitmeden önce erken seçim ilan etmesi sonucunda bir 5 yıl daha görevde kalabilir.Ankara’daki Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde siyasi analist olan Öner Buçukçu Erdoğan’ın Türk politikasını yakın gelecekte domine etmeye devam etmesi muhtemel’ diyor ve ekliyor Yeni yetkilerini toplumun kendi liderliğine olan güvenini güçlendirmesi adına etkili bir biçimde kullanıyor.

  • in , ,

    Seçim Çoktan Bitti, Kaybettiğini Biliyor

    Washington merkezli Al Monitor, Türk araştırma şirketi yöneticilerine dayandırarak, yerel seçimlere yönelik yaptığı haberde, Mansur Yavaş seçimi çoktan kazandı ifadesini kullandı.31 Mart’a sayılı günler kala dış basının Türkiye’deki yerel seçimlere olan ilgisi de artıyor.

    Washington merkezli Al Monitor, konu ile ilgili olarak derlediği haberinde CHP ve İYİ Parti’nin Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Mansur Yavaş’ın seçimleri şimdiden kazandığına yönelik ifadeler kullandı.Haber’de görüşüne başvurulan Metropoll Araştırma Şirketi CEO’su Özer Sencar’ın yerel seçimlerle ilgili şu tespitlerine dikkat çekildi:Ankara’da Mansur Yavaş seçimi çoktan kazandı. Yavaş, Mehmet Özhaseki’nin fazla bir oranla önünde. Ozhaseki, Yavaş’ı bir türlü yakalayamıyor. Eminim ki Tayyip Erdoğan ve Mehmet Özhaseki de bunu biliyor. Durumun bu noktaya gelmesinde, Mansur Yavaş’ın milliyetçi kişiliği büyük rol oynadı. MHP seçmenlerinin yarısı Yavaş’a oy verecek.Ekonomik veriler, AKP’nin Türkiye genelindeki oy oranında önemli bir düşüşe neden olacak. Erdoğan, Ankara’da aday olarak Mehmet Özhaseki’yi göstererek büyük bir hata yaptı. Özhaseki Kayserili ve Ankara seçmeni kendisini tanımıyor. Ayrıca Erdoğan, ülke genelinde düzenlediği mitinglerde Mansur Yavaş ve diğer muhalefet adaylarının rakibiymiş gibi davranıyor.Bilindiği üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı bir televizyon programında, Mansur Yavaş, seçimlere girebilse dahi, seçimden sonra bunun bedelini kendisi ödeyeceği gibi bedelini Ankaralılara da ödetme durumuna düşürür’ sözleri üzerine jet hızıyla Suçu yetkili makamlara bildirmemek suçlamasıyla TCK 278. madde gereğinde soruşturma açılmıştı.yuzdeyuzhaber

  • in , ,

    Ekrem İmamoğlu’ndan yandaş gazeteciye canlı yayında tarihe geçecek ayar

    Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu yandaş Ülke TV’de Turgay Güler’in konuğu oldu.

    Programda sunucu Turgay Güler’in provokatif sorularına sabırla karşılık veren İmamoğlu sonunda patladı.İmamoğlu, Turgay Güler’in sürekli PKK’ya ilişkin görüntüler izletip sorular sormasına Yaklaşık 20 dakikadır siz burada terör örgütünün propagandasını yapıyorsunuz dedi.Turgay Güler bu cevap karşısında afalladı. Güler İmamoğlu’nun bu cevabının ardından daha fazla konuşmasına müsaade etmedi.Turgay Güler’in söylediklerine ise İmamoğlu’nun yanıtı; Yanlış yoldasın gözün bile sağa sola kayıyor bana cevap veremiyorsun oldu.

    İmamoğlu Güler’e 20 dakikadır konuşuyorsun ben beş dakika bile konuşamadım diye sitem etti.İmamoğlu, Turgay Güler’e sen programı yönetemiyorsun istersen reklam arası ver önerisinde bulunurken polemik devam etti.Ekrem İmamoğlu Turgay Güler’in PKK’ya ait görüntüleri tekrar yayınlamak istemesi üzerine Daha fazla terör örgütünün reklamını yapma. 50 dakika terör örgütünün reklamını yaptın. Beni konuşturmadın ifadelerini kullandı.

  • in , , ,

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mansur Yavaş açıklaması gündem oldu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, katıldığı canlı yayında Mansur Yavaş’la ilgili bomba bir açıklama yaptı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP’nin Ankara adayı Mansur Yavaş ile ilgili ortaya atılan iddiaların kenara atılacak şeyler olmadığını söyledi. CHP adayının dokunulmazlığının olmadığını hatırlatan Erdoğan, Yavaş’ın seçimlerden sonra bu konuda ciddi bir bedel ödeyebileceğini bunları Ankaralılara da ödetebileceği uyarısında bulundu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanal 7 ve Ülke TV ortak yayınında gündeme ilişkin soruları cevapladı. CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş’la ilgili iddiaların Ankara seçimine yansımalarının nasıl olacağına ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:Mansur Yavaş seçimden sonra.Bu konuyla ilgili olarak bu belgelerin ortaya çıkması ve yargının Sayın Yavaş’la ilgili verdiği karar, bunlar kenara konulacak bir şey değil ve bu seçime böyle girebilse dahi, seçimden sonra çünkü bunun dokunulmazlığı yok, bunlar milletin önüne geldiği zaman burada çok ciddi bir bedeli kendisi ödeyeceği gibi maalesef tabii Ankaralı hemşehrilerimize de ödetme durumuna düşüyor. Yani burada çok dikkatli olmak gerekiyor.

    Şimdi bunları benim partilim olduğu için söylemiyorum. Bir gerçeği söylememiz lazım. futbol takımı tutar gibi siyasi parti tutmamak gerekir. Kaldı ki bu zat, zaten yuvarlanıyor. Kökeni itibarıyla MHPli. Geldi, CHP’den girdi, iki kez girdi ve kaybetti. Mehmet Özhaseki ise 5 kez Kayseri’de Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı. Yaklaşık 25 yıl Kayseri’yi yönetti ve Kayseri’yi nereden aldı, nereye getirdi. Bu, çok önemli.

    Özhaseki’nin daha sonra Ankara milletvekili olduğunu ve ilk etapta kendisini Çevre ve Şehircilik Bakanı yaptıklarını aktaran Erdoğan, belediyecilikte ciddi deneyimi olduğunu, bu bakanlığın da belediyelerle ilintili birçok işlevinin bulunduğuna işaret etti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özhaseki’nin bu işi çok iyi bildiğini dile getirerek, Tuttuğunu koparan, koşturan, insanlarla ikili ilişkilerinde çok hassas, pırıl pırıl bir arkadaşımız. Dürüstlükse dürüstlük. Gönülden hizmetse bu var dedi.Mehmet Özhaseki’nin tüm tecrübesini Ankara’ya yansıtacağını vurgulayan Erdoğan, Ankara’yı yönetmek bir ilçeyi yönetmek demek değildir. Buraya her yönüyle çok geniş bir bakış açısı olabilen bir aday gerekirdi. Onun için de Mehmet Bey’le dedik ki büyükşehire yakışan bir isim olsun ve adayımızı o şekilde belirledik dedi

  • in , , , ,

    Çanakkale’yi idrak edebilmeleri mümkün mü bu cehaletle? Yılmaz Özdil Yazdı

    Çanakkale Savaşı, zannedildiği gibi 1915’te başlayıp 1916’da kazanılmadı. Aslında üç yıl önce 1913’te kazanıldı.Çünkü.Mustafa Kemal, Trablusgarp’tan yeni dönmüştü, askeri ataşe olarak Sofya’ya gitmeden önce Çanakkale Boğazı’na atandı.

    Kader adeta onu buraya getirmişti. O günlerde henüz kendisi de farkında değildi ama, üç yıl sonra tarihin akışını değiştireceği Çanakkale’yi üç yıl önceden inceleme fırsatı yakalamıştı.Üç bin yıl önce Truva Savaşı’nın yaşandığı yerleri karış karış dolaştı.Kitap merakı sayesinde klasik literatüre hakimdi.İlyada’yı okumuştu.Homeros’un mitolojik destanındaki yer tariflerini keşfetmeye çalıştı.Karadan ve denizden saldırı noktalarının o günkü konumlarıyla bugünkü şartlarını harita üzerinde karşılaştırdı, krokiler çizdi.Milattan önce 334 yılında Asya seferine çıkan Büyük İskender, 35 bin kişilik ordusunu Çanakkale Boğazı’ndan geçirmişti.O geçiş güzergahını adım adım inceledi.Boğazı tekneyle geçti, Büyük İskender’in Anadolu topraklarına ayak bastığı yerden karaya çıktı, neden o noktanın seçilmiş olabileceğine dair coğrafi notlar tuttu.

    Herodot okumuştu.Yıllar yıllar sonra 300 Spartalı filmine konu olacak Termofil Savaşı’ndan haberdardı.Tıpkı Homeros’un izini sürdüğü gibi, Herodot’un anlattığı yer tariflerini de keşfetmeye çalıştı.Milattan önce 480 yılında Yunan topraklarını istila etmek için gelen Pers kralı Kserkes’in 50 bin kişilik devasa ordusuyla Anadolu tarafından Avrupa tarafına geçtiği noktayı inceledi, notlar tuttu.

    Yine böyle bir Mart günü, Truva antik kentine geldi.Saatlerce gezdi, düşündü, krokiler çizdi.Achilles’in mezarı olarak bilinen tümülüsü ziyaret etti.Tıpkı Mustafa Kemal gibi, Fatih Sultan Mehmet de Homeros’un İlyada’sından etkilenmişti. Kalkıp Truva’ya gitmişti. Yanından ayırmadığı vakanivüsü Kritovulos’ın notlarından biliyoruz, Truva’nın kalıntılarını gezmişti, Achilles’in Hektor’un mezarları hakkında bilgi almıştı, kahramanlıklarını saygıyla anmıştı. Truva’nın coğrafi konumunu, denizle-karayla ilişkisinin stratejik yararlarını irdelemişti. Papa II. Pius’a yazdığı mektuptan anlıyoruz ki, İstanbul’un fethini Truva’nın rövanşı olarak görüyordu.

    Bugün artık gayet net şekilde biliniyor ki, İngiliz genelkurmayı da aynı metodu uygulamıştı, Çanakkale Savaşı hazırlıkları sırasında bölgenin antik tarihi üzerine araştırmalar yapmışlardı, Truva dönemine ait antik çağ haritalarından faydalanmışlardı.Truva Savaşı’nda lojistik üs olarak kullanılan Bozcaada, Gökçeada ve Limni adaları, Çanakkale Savaşı’nda da İngilizler tarafından lojistik üs olarak kullanıldı.Truva Savaşı’nda Beşige koyu’na şaşırtma amaçlı sahte çıkarma yapılmıştı, İngilizler aynısını Çanakkale Savaşı’nda yaptı.

    Truva Savaşı’ndaki efsane Truva Atı’nı bilmeyen yoktur.Çanakkale Savaşı’nda Truva Atı hilesi bile kullanıldı.Kurnaz İngiliz kurmayları, donanmanın kömür ihtiyacını karşılayan 105 metre uzunluğundaki River Clyde isimli kömür şilebini, modifiye ederek çıkarma gemisine dönüştürmüştü. Dışardan bakıldığında eski püskü kömür şilebi görüntüsüydeydi, güvertesinde askeri teçhizat veya herhangi bir kişi görünmüyordu, halbuki, ambarları hınca hınç asker doldurulmuştu. Dümeni kilitlenip yanlışlıkla savrulmuş gibi karaya oturacak, vurulmaya değer hedef olarak görülmeyecek, hava kararınca içindeki iki bin asker karaya çıkacak, ilk savunma hattımızı delecek, arkadan gelecek olanlara gedik açacaktı. Beceremediler.

    Truva’yla Çanakkale’nin üç bin yıllık hesaplaşma olduğunun bir başka çok önemli göstergesi, Agamemnon’du.Britanya donanmasının en güçlü savaş gemilerinden birinin adı, Agamemnon’du. Agamemnon, Truva’yı yıkmaya gelen Akha ordusunun başkomutanının adıydı!Osmanlı’nın ölüm fermanı anlamına gelen Mondros Mütarekesi’nin, başka yer yokmuş gibi, Agamemnon zırhlısının güvertesinde imzalanması da, elbette tesadüf değildi.Fatih Sultan Mehmet’in muhteşem isabetli tespiti gibi, İstanbul’un fethi, Truva Savaşı’nın rövanşıydı.Üç bin yıl sonra Çanakkale’yi geçmeye çalışanlar, Truva’nın rövanşını kaybedenlerdi.Çanakkale Savaşı, tıpkı Truva Savaşı gibi, doğu ile batı’nın, Avrupa’yla Anadolu’nun mücadelesiydi.Ve işte 1915.Üç yıl önce Truva’nın stratejik planlarını bizzat yerinde inceleyen, ölçüp biçen Mustafa Kemal, üç yıl sonra yeniden Çanakkale’deydi.Ne yapacağını, neler yapması gerektiğini kafasında çoktan kurgulamıştı.

    Anafartalar.Savaşın kırılma noktasında yeralan iki köyümüzün ortak adıydı.Küçük Anafarta köyü.Büyük Anafarta köyü.Anafarta kelimesi, yerel ağızda rüzgara karşı, çok rüzgar alan yer manasına geliyordu.Anafartalar Kahramanı’nın emperyalizm rüzgarına karşı durduğu yer, coğrafyanın sözlük anlamına da cuk oturuyordu.Özetle.Çanakkale Zaferi dan dunla değil.Analitik zekayla, entelektüel birikimle kazanıldı.E şimdi bakıyoruz 18 Mart’ı anma müsamerelerine.Truva, İskender, Hereot filan, hak getire.Çanakkale’yi idrak edebilmeleri mümkün mü bu cehaletle?Yılmaz Özdil – Sözcü 18,03,2019

  • in , , ,

    Rahip Brunson ve Yeni Zelanda saldırganı hakkında flaş iddia

    Yeni Zelanda’daki cami katliamını gerçekleştiren Brenton Tarrant’ın Rahip Brunson ile bağlantısı olduğu ileri sürüldü.Yeni Zelanda’daki cami katliamını gerçekleştiren Brenton Tarrant’ın 2016 yılında 43 gün boyunca Türkiye’de bulunduğu ortaya çıkmıştı. K tliamı gerçekleştirdiği silahında ve yayımladığı manifestoda Türklere tehditler bulunan saldırgan Tarrant’ın 17-20 Mart 2016 ve 13 Eylül-25 Ekim 2016 tarihleri arasında olmak üzere, toplam 43 gün Türkiye’de ne yaptığına dair bazı iddialar gündeme gelmeye başladı.

    Türk istihbaratı, Tarrant’ın Türkiye’de kimlerle görüştüğü ve neler yaptığını araştırıyor. Odatv’de yer alan habere göre; Brenton Tarrant’ın İzmir’de Hristiyanlar için kutsal olan bölgeye gelerek hacı olduğu iddia ediliyor.İzmir’de Hıristiyan radikal sağcı yapılarla da görüşen Tarrant’ın, kentte yaptıkları mercek altına alındığı ileri sürülüyor.

    Tarrant’ın, 25 yıldır Türkiye’de görev yapan ve 2016 Aralık ayında tutuklanan Rahip Andrew Brunson’la görüşüp görüşmediği de incelenen konular arasında. Brunson İzmir Alsancak’taki Diriliş Kilisesi’nde görev yapıyordu.Brunson, eşiyle birlikte 23 yıl boyunca Türkiye’de yaşamıştı. Ekim 2016’da sınır dışı edilmek üzere gözaltına alınmış ve Aralık 2016’da da FETÖ’ye üye olmak suçlamasıyla tutuklanmıştı. Yargılamanın sonunda tahliye edilen Brunson ülkesi ABD’ye dönmüştü.

  • in , , ,

    15 Temmuz Şehidinin Eşinden Erdoğan’a : Kaça sattınız 250 şehidi ?

    Kamuoyunda, nüfuzlu örgüt üyeleri için FETÖ borsası kurulduğu, FETÖ şüphelileri hakkında para karşılığı takipsizlik kararı verildiği ve yine bazı FETÖ üyelerinin para karşılığı itirafçı adı altında serbest bırakıldığı iddiaları bir süredir gündemde.Kamuoyunda, nüfuzlu örgüt üyeleri için FETÖ borsası kurulduğu, FETÖ şüphelileri hakkında para karşılığı takipsizlik kararı verildiği ve yine bazı FETÖ üyelerinin para karşılığı itirafçı adı altında serbest bırakıldığı” iddiaları bir süredir gündemde.

    Bu çerçevede ilginç bir gelişme yaşandı. T rör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nda görevli Cumhuriyet Savcısı Lütfi Karabacak ve Faili Meçhul Suçlar Bürosu’na gönderilen Cumhuriyet Savcısı İsmet Bozkurt’un açığa alındığı öğrenildi.Savcıların, polisin takibe aldığı FETÖcülerle konuşmalarının dinlemeye takıldığı, haklarında bir avukatın şikâyette bulunduğu ve takipsizlik kararı için para pazarlığı yapıldığı ileri sürüldü.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın konuyla ilgili soruşturma başlattığı, savcıların HSK 2. Dairesi tarafından açığa alındığı öğrenildi. Savcılar hakkındaki soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hasan Yılmaz’ın yürüttüğü belirtiliyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip’in cenazesinde gözyaşlarına hakim olamamıştı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yol arkadaşı olan eşi Erol Olçok’u ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok’u 15 Temmuz’da şehit veren Nihal Olçok konuyla ilgili dikkat çeken bir paylaşım yaptı.Sosyal medya hesabından kısa bir değerlendirmede bulunan Olçok, Kaça sattınız, 250 Şehidi Değdi mi, aldığınız verdiklerinize ifadelerini kullandı.Gazeteci Nedim Şener de Olçok’un bu mesajını sosyal medya hesabında paylaşırken şu notu düştü;15 Temmuz şehidi Erol Olçok’un eşi, Abdullah Tayyip Olçok’un annesi. Nihal Olçok‘dan zor soru; Kaça sattınız 250 şehidi Adil Gür’den daha yandaş anket firmasından şok sonuçlar. AKP yerlerde .Mahsun Kırmızıgül’den annesinin çalınan parasıyla ilgili açıklama

    Star yazarından Emine Erdoğan’a: Uyarıyorum, Başkan’ın canına kast ederler kafir ilan etti .Cumhuriyet Halk Partisi’de 2000 doğumlu aday Binali Yıldırım: çözerim dersem kimse bana inanmasın niye oy istiyorki o zaman Akp bitti.Yalçın Küçük.O zamana kadar sessizce bekleyen baba elini dostça adamın omuzuna koyar ve Yılmaz Özdil: Koltuktayken çıtı çıkmıyor, koltuk alınınca parti yönetimi en şerefsiz oluyor.Gazeteci Nedim Şener de Olçok’un bu mesajını sosyal medya hesabında paylaşırken şu notu düştü;15 Temmuz şehidi Erol Olçok’un eşi, Abdullah Tayyip Olçok’un annesi. Nihal Olçok‘dan zor soru; Kaça sattınız 250 şehidi?

  • in , , ,

    Mansur Yavaş’tan Çarpıcı İddia: 21 Mart’ta Büyük Bir Provokasyon Olacak

    Mansur Yavaş, 21 Mart tarihine dikkat çekti ve provokasyon uyarısı yaptı. Yavaş, Bize gelen duyuma göre benim üzerimden 21 Mart’ta büyük bir provokayon yapılacak. Yetkililer önlem almalı dedi.Millet İttifakı adayı Mansur Yavaş, Habertürk’te Teke Tek Seçim Özel’ programında Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtladı.Ankara’daki yarışta kirli bir siyaset yürütüldüğünü iddia eden Yavaş, 21 Mart için provokasyon uyarısı yaptı.Yavaş şunları söyledi: Aday olduğumdan beri Ankara’da kirli bir siyaset yürütülüyor. Önce Mansur Yavaş kazanırsa çalışanları işten çıkartacak denildi. Ardından belediyede PKK’lıların çalışacağı söylendi. Sonra duvarlara Her Biji Mansur Yavaş yazdılar. Bu yazıyı yazanın vatandaşlar fotoğrafını çekip bana gönderdiler. Biz şikayetçi olduk ancak savcılık bu fotoğraflardan zanlıyı tespit edemedi. Burada onlarca fotoğraf var ve zanlının yüzü apaçık ortada. Biz kimliğini de tespit ettik.

    Provokasyonu yapan kişi belediyede çalışan bir genel müdür yardımcısı.Şimdi bize 21 Mart’ta yapılacak olan çok büyük bir provokasyonla ilgili duyumlar geliyor. Bizimle ilgili bir provokasyon yapılacağı söyleniyor ama nedir bilmiyorum. Buradan ilgilileri uyarıyorum. Buna engel olunmalı. Belediyenin yaptıklarından haberimiz oluyor. HDP logoları giydirilen bir araçla Mansur Yavaş’ın broşürleri dağıtılıyormuş. Biz tespit ettik. Yetkililer hemen yakalayabilirler. Bir diğeri afiş ve matbaa arıyorlarmış. Ama Ankara’daki matbaacılar bu provokasyona gelmemiş. Bundan vazgeçmeliler.

  • in , , ,

    Sen Daha Bunun Hesabını Vereceksin

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Bursa’nın Karacabey ilçesindeki mitingde, ekonomiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Akşener, Açılım süreci yaptın, çözüm süreci yaptın. Sen daha bunun hesabını vereceksin. Sen milletine terörist diyemezsin dedi.İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, Karacabey, Orhangazi, İznik, Yenişehir ve İnegöl ilçelerindeki mitinglere katılmak üzere Bursa’ya geldi. İlk olarak Karacabey’e geçen Akşener’e; İYİ Parti Bursa Milletvekili İsmail Tatlıoğlu, İYİ Parti İl Başkanı Yahya Bahadır, CHP Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, CHP İl Başkanı Hüseyin Akkuş ve millet ittifakı’nın Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Mustafa Bozbey eşlik etti. Karacabey’deki mitingde halka seslenen Akşener, Mesele şu; ekonomi berbat, tarım berbat, sanayi berbat. İşsiz gençler ortada. Her ailede 2 işsiz genç var. İl il, ilçe ilçe geziyorum. Biz ekonomiyi konuşmaya devam edeceğiz. Biz çiftçinin 6- 6,5 lira mazot kullanmasını ve buradan ÖTV’nin kaldırılması gerektiğini söyleyeceğiz. İşsiz gençlerimizin iş bulması için istihdam yaratılması mecburiyetinde olunduğunu söylemeye devam edeceğiz. Emeklilere yüzde 10 zam, insafın kurusun, kendine yüzde 26 yaptın. Buğdaydan soğana, hayvandan samana kadar çiftçinin içine düşürüldüğü bu durumu anlatmaya ve ona itiraz etmeye devam edeceğiz. Canı ne isterse onu söylesin diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik eleştirilerde bulunan Akşener, Şimdi bir başka şey var. Anlaşılıyor ki 15 gün boyunca bu arkadaş, PKK ile oturacak, PKK ile kalkacak. Hepimizi PKK’lı ilan etti. Hadi oradan. Senin karşında Meral Akşener var. PKK ile mücadelede, tarihin en uzun kara harekatının altında benim imzam var, benim. Sen 2002’de iktidar olduğunda sıfır ter r vardı. O günkü adıyla DEHAP’ın oyu 2 milyon, aldığı oran yüzde 6. Bugün geldiğimizde, bugünkü adı HDP olan o partinin oyu 6 milyon, oranı yüzde 12. Sayın Erdoğan, 2 milyon oy olan bir siyasi yapının o günkü hali bugün 6 milyona çıkıyorsa bunun sorumlusu biz değiliz, sensin. Açılım süreci yaptın, çözüm süreci yaptın. Sen daha bunun hesabını vereceksin. Sen milletine t rörist diyemezsin dedi.

  • in , , ,

    AKP’nin 2023 Suriyeli Planını Açıkladı

    İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, Suriyeli Kardeşler adında bir gruba ilişkin çarpıcı iddialarda bulundu.İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, Suriyeli Kardeşler adında bir gruba ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bir Suriye mafyası oluştuğunu dile getiren Özdağ, Suriyeliler kaçınılmaz olarak AKP’nin vatandaşlık verme politikası ile kitlesel olarak vatandaşlık aldıklarında Türk siyasetinde sonuç belirleyici olacaklar. Suriyeli siyasetinin üreteceği dinamikler ile Türkiye bir daha çıkamamak üzere Orta Doğu’ya sürüklenecek dedi.

    Özdağ, Odatv’ye yaptığı açıklamada, Ülkemizde kayıtlı 3.8 milyon kayıtsız 1.5 miyon, toplam 5.2 milyon Suriyeli yaşamaktadır. Hızla sayıları artan ve 2040 yılında 10 milyona yükselecek olan Suriyeli nüfusu ülkemizi adete sessizce istila etmektedir. Bu sessiz istila 2023 seçimleri için yeni bir oy deposuna ihtiyaç duyan AKP tarafından desteklenmektedir. Sadece desteklenmekle kalmamakta, sessiz Suriyeli istilası Türk milletine finanse ettirilmektedir. Şimdiye değin Türk Milleti Suriyeliler için cebinden 40 milyar Dolar harcamıştır. 40 milyar Dolar Suriyeliler için harcamasaydık 40 milyar Dolar az borcumuz olacaktı. 40 milyar Doların yüzde 7.25’den faizini ödemeyecektik. 2015-2016-2017’de bütçe açığı vermeyecektik. Özetle bugün yaşadığımız ağır ekonomik krizi bu ölçüde büyük yaşayamayacaktık ve kriz daha geç gelecekti ifadelerini kullandı.

    Bir Suriye mafyası oluşuyor diyen İYİ Partili Özdağ, şöyle devam etti: Bu olumsuzluklar dizisini çok artırabiliriz. AKP ise Türk Milletinin çok çok büyük bir bölümünün yüzde 90’lara yaklaşan oranda seçmenin Suriyelilerin Suriye’ye dönmesini istediğini ve bugün hala döneceklerine inandığı için ağır tepki vermediğini biliyor. Seçim öncesinde uyuşunda büyüsün ninni misali Suriyelilerin Suriye’ye döneceğinden bahsediyor. Ancak asıl yaptığı ise Suriyelilerin Türkiye’de yerleşmesi için planlar yapmak. Bunun en çarpıcı örneklerinden birisi 1/100.000 ölçekli Kilis yerleşim planı. Çevre ve Bakanlığı tarafından hazırlanan planda Suriyelilerin en az yarısının Türkiye’de kalacağı öngörülüyor. Nasıl olacak bu? AKP vatandaşlık verecek. Sadece yarısına mı? Tabii ki, hayır! Hepsine verecekler. 2023 seçimlerine kadar çok zor bir süreçten geçecek Türkiye. Yapışkan ekonomik krizin ağırlığı varlığını sürdürmeye devam edecek. Erdoğan’a yeni bir oy bloğu lazım. Suriyeliler bu oy bloğunu oluşturuyor. Suriyeliler kaçınılmaz olarak AKP’nin vatandaşlık verme politikası ile kitlesel olarak vatandaşlık aldıklarında Türk siyasetinde sonuç belirleyici olacaklar. Suriyeli siyasetinin üreteceği dinamikler ile Türkiye bir daha çıkamamak üzere Orta Doğu’ya sürüklenecek.

    İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, Suriyeli Kardeşler adında bir gruba dikkat çekerek şunları anlattı:Suriyeliler Türkiye’de siyasete müdahale için 2023 seçimlerini beklemediler bile. 31 Mart yerel seçimlerine giderken Hatay’da Suriyeliler AKP’yi destekleyen ve muhalefet partilerine karşı tavır alan bir eylem süreci başlatmış durumdalar. Hatay’da Suriyeli Kardeşler adlı bir grup bu eylemleri yönetiyor. Suriyeli Kardeşler grubu Umran El-Humsi adlı bir Suriyelinin öncülüğünde bir yandan AKP’nin toplantılarına destek çağrıları yaparken, diğer yandan muhalefet partilerine destek vermekle suçladıkları televizyon kanalları ve bazı şirketler, sürücü kursları ve eğlence yerlerine karşı tavır almaya davet ediyorlar. Hatay’dan gelen haberlere göre Suriyelilerin eylemleri bununla kalmamış ve bazı kuruluşlara fiili saldırılar yapılmış, camları kırılmıştır.

    Bütün bu eylemler Suriyelilerin hadlerini aşmalarıdır. Bu ülkede sadece AKP’ye oy veren seçmenlerin verdiği vergiler ile değil, muhalefet partilerine oy veren seçmenlerin verdiği vergiler ile de yaşamlarını sürdürüyorlar. Suriyeliler misafir olarak gelmişlerdir ve her misafir gibi sonunda gideceklerdir.

  • in , ,

    Muharrem İnce’den Oy Açıklaması

    CHP’li Muharrem İnce, AKP’li İsmet Yılmaz’ın yaptığı Oyunu AKP’ye veren cennete gider sözleri ile ilgili Sırat köprüsünden geçme garantisi veriyor. O zaman ben diyorum ki; Erdoğan’ın yaptığı 3. köprüden beleş geçin de göreyim sizi ifadelerini kullandı

    CHP’li Muharrem İnce, Çekmeköy’de yaptığı konuşmada AKP Sivas Milletvekili İsmet Yılmaz’ın Oyunu AKP’ye ver cennete git sözlerine tepki gösterdi. Muharrem Muharrem İnce, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:Oyunu diyor AKP’ye ver ruzi mahşerde kıyamet gün beraat belgesi yanında gelsin diyor. Yani cennete giderken sırat köprüsünden geçeceksin.Sırat köprüsünden geçme garantisi veriyor. O zaman ben diyorum ki; Erdoğan’ın yaptığı 3. köprüden beleş geçin de göreyim sizi.AKP Sivas Milletvekili İsmet Yılmaz, partisinin Sivas Belediye Başkan Adayı Hilmi Bilgin’e oy isterken şu ilginç ifadeleri kullanmıştı: Hilmi Bilgin’e desteğinizi bekliyorum. Hilmi Bilgin’e vereceğiniz destek, ruzi mahşerde kıyamet günü beraat belgeniz kurtuluş olacak demişti.kaynak: yeniçağ

  • in , ,

    Evet Yediler Ama Sadece Yüzde 20sini Yediler

    31 Mart’a sayılı günler kala gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ezan demecini ısrarla dillendirmesi gerekse AKP’li vekil ve adayların ittifaka oy verecek ve vermeyecekleri cennetlik cehennemlik şeklinde ayrıştırıcı söylemleri AKP’nin fetvacılarının geçmiş dönemdeki skandal açıklamalarını yeniden gündeme getirdi.Açıklamaların sahipleri Profesör Hayrettin Karaman ve Gezi eylemcileri için kullandığı dinsizler, PKK’lılar, sarhoşlar, faizciler sözleriyle bilinen Rotterdam İslam Üniversitesi (IUR) Rektörü Prof. Ahmet Akgündüz.

    Her ikisi de kamuoyunda AKP’nin dini alandaki fetvacısı olarak nitelenen isimler. Her ne kadar 31 Mart seçimleri için henüz herhangi bir açıklamaları kamuoyuna yansımamış olsa da geçmişteki her seçim öncesinde yaptıkları açıklamaları ile miting meydanlarında dini söylemlerin kullanılmasının önünü açan isimler aynı zamanda. İşte her iki isimden de günümüze yansıyan iki çarpıcı örnek:İlki Ahmet Akgündüz’e ait. Akgündüz Facebook sayfasında kaleme aldığı yazısında Eski hükümetler, milletin malının % 80’ini yiyorlar ve kalan % 20 ise yol parasına bile yetmiyordu. Tayyip Beyin hükümetleri ve bürokratları ise, % 20’ini yediler; ancak % 80’ini millete harcadılar diye yazmış, özetle bizimkiler daha az yedi demeye getirmişti.

    Yazısına Muhterem kardeşlerim biz hiçbir zaman yolsuzluk, rüşvet ve suiistimallere taraftar olmadık ve herzaman lanetledik. Ancak şu hakikatları da unutmadık diye başlayan Akgündüz şu skandal ifadeleri dile getirmişti:Eski hükümetler, milletin malının % 80’ini yiyorlar ve kalan % 20 ise yol parasına bile yetmiyordu. Tayyip Beyin hükümetleri ve bürokratları ise, % 20’ini yediler; ancak % 80’ini millete harcadılar. Ben de yolsuzluk yapanların olduğunu bilenlerdim. Ama onları ihtilas ve irtişa ile suçlayan muhterem zatlar (cemaatçiler), evvela 77 milyonun 15 Aralık sonrası % 30 servetini çaldılar. Ayrıca kendi hizmeti içindeki suiistimalleri öğrenseler kalp krizi geçirirlerdi. Bilmiyor değil, hizmetin hatırı için susuyoruz. Biz 700.000 TL’lik saati ahlaksızca koluna takanları, belediyeye 90 bin TL’ye mal olan daireleri, 58 bin TL’ye kendi yandaşlarına seçim malzemesi olarak peşkeş çeken belediye başkanını ve cami yapılmak üzere askeriye bile ikna edilerek alınan arsaya ticari bina yapıp yakınlarına vermek isteyen gafilleri, bu hükümetin günahkâr zerreleri olarak görüyoruz. Bu günahkârların Tayyip Beyi kirletmediğini düşünüyor ve Ak Partinin bağırsaklarını temizlemesi gerektiğini her fırsatta hatırlatıyoruz. Beytülmala hıyanet etmeyen Tayyip Beyi cumhurbaşkanı olarak görmek istiyoruz ve dua ediyoruz

    Akgündüz’ün Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde yaptığı bu açıklamalara paralel bir açıklama da bir başkasından yani Hayrettin Karaman’dan gelmiş, o da yolsuzluğu hırsızlık saymamıştı. Karaman, Yolsuzluk hırsızlık demek değildir. Yolsuzluğa “hırsızlık” demek hem seküler kanun hem de İslam ceza hukukuna göre hata, yalan ve iftiradır. Elbette yolsuzluk da ayıptır, günahtır ve suçtur, ama bu suç, hırsızlık suçu değildir şeklinde skandal açıklamalar yapmıştı. Görüldüğü üzere o günlerden bugüne değişen hiçbirşey yok. AKP’nin kurulduğu günden bu yana halk üzerindeki en büyük etkisi ister destekçisi ve fetvacısı hocalarıyla ister tüm yönetici kadroları ile dindir, dini söylemlerdir. Bakalım bu söylemler bu kez ekonomik kriz ile birlikte nasıl bir sonuç çıkaracak 31 Mart akşamında yuzdeyuzhaber

  • in , ,

    Akp’li Vekil Biz hırsız değiliz, demiyoruz

    17-25 Aralık operasyonları ile ilgili konuşurken dili sürçen AKP Grup Başkanvekili İlknur İnceöz Biz hırsız değiliz, demiyoruz dedi. Muhalefet sıralarından alkış ve Allah söyletiyor Allah sözleri yükseldi.CHP Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel’in 17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet operasyonuyla ilgili konuşmasının ardından AKP Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, Sayın Başkanım, biraz evvelki hatip konuşmasında özellikle Siz Hırsız değiliz diyemiyorsunuz Yine Bunların yargılanmalarına neden engel oldunuz? şeklinde grubumuza atfen hitapta bulunmuştur. Sataşmıştır, PKK’yla alakalı, özellikle o bölgede sivil ölümlerle ilgili yine bizleri suçlayıcı şekilde ithamda bulunmuştur. Müsaade ederseniz grubumuza sataşmadan dolayı söz almak istiyorum diyerek söz aldı.

    Kürsüye çıkan İnceöz konuşması sırasında dili sürçünce Biz hırsız değiliz, demiyoruz dedi. Bunun üzerine muhalefet sıralarından alkışlar geldi ‘Bravo. Allah söyletiyor Allah’ sesleri yükseldi.İlknur İnceöz konuşmasına devam ederek şunları söyledi: Hırsız değiliz zaten, hırsız değiliz. Bu suçlamaları asla kabul etmiyoruz. 17-25 Aralık olduğu gün de aynı şeyi söyledim. Bu olaylar AK Parti iktidarına karşı, seçilmiş iktidara karşı, milletin iradesine karşı yapılmış bir operasyondu. Onun için de bu operasyonlara karşı olduğumuzu söyledik dedi.

  • in , ,

    Erdoğancı, AKP’li Nagehan Alçı’dan kaybettik itirafı

    Uzun yıllardır liberalizmin propagandasını yapan, eşi Rasim Ozan Kütahyalı, FETÖ’cü liberallerin kalesi olarak adlandırılan Taraf’ta yazılar kaleme alan, her türlü liberalizm çalışmalarına destek veren Nagehan Alçı, liberalizmin kaybettiğini açıkladı.Nagehan Alçı, Habertürk’teki köşesinde Liberal düşüncenin büyük mağlubiyeti başlıklı bir yazı kaleme aldı. Alçı yazısında şunları kaydetti:Ben bir liberal-demokratım. Liberalizmin siyasi düşünceler tarihindeki en makul ve mantıklı fikir akımı olduğu kanaatindeyim. Bunu da yeri geldiğinde vurgularım. İnsanlığın ortak huzuru ve barışının sağlanması için liberal-demokrat düşüncenin yaşamsal önemine inanıyorum.Kuşkusuz liberalizm de kendi içinde entelektüel açmazlar barındırıyor. Hem liberalizm ile demokrasi mekanizması arasında hem de liberalizm ile mevcut kapitalizm arasında çözülmesi çok zor belki de imkansız çelişkiler var.

    Büyük liberal filozofların bile çözemediği çelişkiler bunlar. Bu yaman çelişkiler yüzünden hem Hayek hem de Popper ömürlerinin son dönemlerinde delirmeye yakın izlenimi veren tuhaf açıklamalar yaptılar.Friedrich Hayek genel oy hakkını bile sorguladı ve demokrasi yerine demarşi gibi anti-demokratik bir düzen önerdi. Karl Popper televizyon kanallarının ve genel olarak ‘mass media’ olgusunun uygarlığı tehdit ettiğini ve bunlara karşı yasaklayıcı önlemler alınması gerektiğini söyledi.Ben her şeye rağmen insanlığın tüm farklılıklarıyla barış ve özgürlük içinde yaşaması için liberal demokratik rejimden daha iyi bir yolun icat edilemediğini düşünüyorum” diyen Alçı şöyle devam etti:Hâlâ en makul, hâlâ en mantıklı politik felsefe liberal demokrasidir.Liberalizmden nefret eden siyasi ekollerin de, bireysel özgürlüklerinin ve huzurlarının garantisi ortadan kalkınca bir anda kendi menfaatleri için liberal argümanlara sığınmak zorunda kaldığını görüyoruz. Ülkemizde de böyle bu.Fakat şunu da itiraf etmek zorundayım ki 2020’lerin dünyasında maalesef liberal düşünce yenilmiştir. Liberal demokrasi ve hatta liberal ekonomi doktrini de kaybetmiştir. Tam anlamıyla küresel çapta bir mağlubiyet yaşıyor liberalizm.Dünyadaki mevcut siyasi ve ekonomik düzen anti-liberal bir çizgiye doğru hızla ilerliyor. Liberalizmin bu mağlubiyeti kısa vadede telafi edilebilecek küçük bir yenilgi de değil bana göre. O yüzden başlık için liberal düşüncenin büyük mağlubiyeti demeyi uygun buldum.

    Nagehan Alçı yazısını şöyle sürdürdü:Özgürlükçü bir demokrasinin hayatta kalması için mecburi olan serbest piyasa ekonomisi ise maalesef bir masaldan ibaret hale gelmiş durumda. Nasıl ki hukuk devleti yerine devlet hukuku egemen durumdaysa, devlet kapitalizmi ya da kronik kapitalizm rejimi de bugün resmi küresel ekonomik ideoloji konumunda.Serbest piyasa sadece söylemde egemen. Gerçekte dünyada var olan egemen iktisadi düzen devletler tarafından güdümlenen bir sözde piyasa ekonomisi.Küresel şirketler ve özellikle büyük bankalar ile finans çevreleri bu çarpık devlet kapitalizminden gayet memnun. Serbest piyasa istemiyorlar. Mevcut küresel kapitalist düzende şirketlerin amacı batamayacak kadar büyük olmak ve iflasın eşiğine gelirlerse faturayı tüm topluma yüklemek. Sloganları da adeta şu: Kazançlar oldu mu şirkete, zararlar oldu mu devlete.

    Dünyada yaşananın zenginler sosyalizmi olduğunu ileri süren Alçı şunları kaydetti:Finans sektörüyle dev küresel firmaların etkili konumdaki siyasetçileri ve bürokratları yönlendirmek için tuttukları güçlü lobi şirketleri de hep bu yönde çalışıyor. 2008’de iflas etmiş bankaları kurtarma paketinde olduğu gibi çok da başarılı oluyorlar.Bir tip zenginler sosyalizmi var dünyada. Liberal ekonomiye tam zıt bir düzen bu. İşte o yüzden liberalizm yenilmiştir. Marksist sosyalizme karşı galip gelmiş ama zenginler sosyalizmine mağlup olmuştur liberaller. Alan Greenspan ve Larry Summers gibileri de serbest piyasa diye diye zenginler sosyalizminin sözcüsü haline gelmiştir.Adam Smith özellikle büyük kapitalistlerin serbest piyasa ile serbest rekabetten asla hoşlanmayacağını ve her fırsatta devlet ile işbirliği içinde pazarı boğmak isteyeceklerini söylerken ne kadar öngörülü bir filozof olduğunu gösteriyor bize.Acaba dünyadaki önemli liberal aydınlar ve belli başlı liberal-demokrat siyasi partiler Adam Smith’in bu uyarılarını dikkate aldılar mı?

    Yazısında Devletin küçülmesi ve serbest piyasa söylemde var ama eylemde nasıl bir illüzyon olduğu son 40 yılın küresel rakamlarına bakınca daha da iyi anlaşılıyor. Devlet büyüyor ve büyüdükçe ceberrutlaşıyor. Türkiye’de de benzer problemlerle karşı karşıyayız diyen Nagehan Alçı yazısında şu ifadeleri kullandı:Önümüzdeki aylarda Türkiye’de büyük şirketler belli ki aynı 2008 ABD krizindeki gibi kurtarma paketleri yani geniş çapta kamulaştırma isteyecek devletten. Yine aynı zenginler sosyalizmi formülü geçerli olacak. Kazançlar şirkete kayıplar devlete yani vergi mükelleflerine.Türkiye özelinde şüphesiz bizim bambaşka siyasi meselelerimiz de var. Liberal düşüncenin Türkiye’de yenilgiden de öte dehşetli bir çöküş yaşaması ayrı bir hikaye ama yukarıda özetlediğim küresel tablodan bağımsız değil. Türkiye’de liberal düşüncenin yaşadığı trajedinin ana hatlarını da uygun bir zaman olunca bu köşede yazmayı düşünüyorum

  • in , ,

    Avrupa Birliğinden Korkutucu Açıklama

    AB’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Hahn Türkiye ile AB üyelik sürecini devam ettirmemesi için anlaşmanın en mantıklı yaklaşım olacağını söyledi.Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, bugün dört yıl aradan sonra yapılacak AB-Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin AB üyelik süreci ile ilgili olarak en ideal durum Türkiye’nin bu projeyi daha fazla devam ettirmemesi konusunda anlaşmak dedi.

    Hahn bunun en dürüst yaklaşım olacağını, ancak Ankara’nın henüz o noktada olmadığını kaydetti. Hahn’ın açıklamasından birkaç gün önce Avrupa Parlamentosu Türkiye ile AB arasındaki katılım müzakerelerinin askıya alınması önerisinde bulunan kararını Strasbourg’da 13 Mart’ta yapılan genel kurul oturumunda oy çoğunluğuyla kabul etmişti.Deutsche Welle Türkçe’de yer alan habere göre, Hahn ayrıca Türkiye ile Gümrük Birliği’nin genişletilmesi müzakerelerinin yeniden başlatılması çağrısında bulundu. Gümrük Birliği modernizasyonu müzakerelerinin başlaması için AB hükümetlerinin yetkilendirme yapmasını isteyen Hahn, Türkiye’nin ekonomik sorunlar yaşaması ve bu nedenle istikrarsızlık faktörü olmasının AB’nin çıkarına olmadığını kaydetti.

    13 Mart’ta AP’de kabul edilen kararda, Türkiye ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi savunuluyor ancak bu güncelleme reform sürecine ve insan hakları ile temel özgürlüklere saygı koşuluna bağlandı.Genişlemeden Sorumlu Üye, AB’nin insan hakları ve hukuk devleti ilkeleri konusunda bir bütün olarak eleştirel olduğunu söyledi. Hahn, Türkiye’nin üyelik adayı ülke olması nedeniyle en yüksek standartlarda değerlendirildiğini kaydetti.hahn, Türkiye-AB ilişkilerinin en üst düzeydeki karar alma organı AB-Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısında Türkiye’de basın kartları yenilenmeyen yabancı gazeteciler konusunun da gündemde olacağını belirtti. Türkiye’nin yaklaşımının yıllardır gördüğümüz düşünce özgürlüğünün sınırlanması resmine maalesef uyduğunu söyleyen Hahn, yine de Gümrük Birliği güncellenmesi konusunda görüşülmesini mantıklı bulduğunu çünkü bunun Türkiye’yi Avrupa’ya daha sıkı bağlacağını söyledi.Hahn bunun ayrıca Batılı değerler, demokrasi ve hukuk devletini savunan Türkleri de destekleyeceğini kaydetti. Ancak Hahn Mayıs ayındaki Avrupa Parlamentosu seçimlere kadar AB ülkelerinden Gümrük Birliği’nin modernizasyonu için yetkilendirme beklemediğini de sözlerine ekledi.AB ve Türkiye, Gümrük Birliği anlaşmasını 1995 yılında imzalamıştı. AB liderleri 2016 yılında mülteci krizi sırasında Türkiye’ye Gümrük Birliği’nin modernize edileceği yönünde söz vermişti. Hizmet sektörü ve tarım gibi alanlarda AB Komisyonu olumlu görüş bildirmişti. Ancak daha sonra Türkiye’deki muhalif kesime karşı iktidarın aldığı tavır ve yaşanan gözaltı ile tutuklamalar nedeniyle 2016 yılı sonundan bu yana görüşmeler durmuştu.

Daha fazla göster
Congratulations. You've reached the end of the internet.