• in , , , , , ,

    WSJ: Erdoğan İhanetinin Bedelini Ödeyecek

    ABD’nin etkili yayın organlarından Wall Street Journal, Erdoğan’ın S 400 alımını değerlendirdi. Erdoğan, Putin’i NATO’nun üstünde tuttu başlıklı yazıda, ABD ve NATO’nun Türkiye’nin müttefiklik konumunu masaya yatırmaktan başka seçeneği kalmadı denildi.ABD’li Wall Street Journal gazetesinde Erdoğan Putin’i NATO nun üstünde tuttu başlıklı bir yazı yayımlandı. Yazıda ABD ve NATO’nun Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alan Türkiye’nin müttefiklik konumunun masaya yatırmaktan başka seçeneği olmadığı ifade edildi.S-400 ün NATO uçaklarına karşı savunma amaçlı geliştirildiği hatırlatılan yazıda, Türkiye’nin NATO ilkelerinden taviz verdiğinin altı çizildi. Türkiye’nin ödeyeceği minimum bedelin F-35 jet programından çıkarılmak olduğu iddia edildi.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in S-400 alışverişindeki asıl amacının Türkiyeyi NATO’dan koparmak olduğu belirtilirken, ABD’nin İncirlik üssünü kaybedebileceğine ve Türkiye’nin Suriyeli Kürtleri abluka altına alabileceğine değinildi.Yazıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi sonsuza kadar yönetmek istese de, bir gün gidecek. Yerine geçecek olan kişi Türkiye’nin Batı karşıtı konumunu yeniden değerlendirip NATO’dan ayrılma durumuna engel olabilir denildi.Erdoğan’ın bazı sonuçlarla yüzleşecek duruma geleceği belirtilen yazıda, G20 zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye ılımlı yaklaştığını, ancak ABD Kongresine göz kırpması durumunda Erdoğan’ın müttefikliğe ihanetin bedelini ödemeyle karşı karşıya kalabileceği ifade edildiyuzdeyuzhaber

  • in , , , , ,

    Flaş iddia! AB, Türkiye’ye karşı yaptırımları onayladı

    AB, Türkiye’nin KKTC karasularında gerçekleştirdiği sondaj çalışmalarını gerekçe göstererek bir dizi yaptırımı öngören paketi onayladı.Avrupa Birliği’nin (AB) Kıbrıs kıta sahanlığındaki faaliyetlerinden dolayı Türkiye’ye yönelik yaptırımları onayladığı bildirildi.

    Alman Haber Ajansı’nın (DPA) aktardığına göre AB, Kıbrıs kıta sahanlığındaki faaliyetlerinden dolayı Türkiye’ye yönelik yaptırımları onayladı.Habere göre AB, Ankara’ya yapılan finansal yardımı kısıtlayacak ve hava taşımacılığı anlaşması ile ilgili görüşmeleri askıya alacak.Yaptırımların sondaj faaliyetlerine katılan şirketleri ve gerçek şahısları kapsayabileceği öne sürülürken Alman politikacı Michael Roth, Türkiye’nin kışkırtıcı hareketleri hiçbirimiz tarafından kabul edilemez. Biz Kıbrıs’ın tarafındayız açıklamasını yaptı.AYRINTILAR GELİYOR…

  • in , , , , ,

    Atatürk’e hakaret etmeye çalışırken eline yüzüne bulaştırdı

    Sokak röportajında mikrofon uzatılan bir yurttaş, açıklamalarıyla hayrete düşürdü. Atatürk ile ilgili soru sorulan yurttaş, Şimdi 5 yaşındaki çocuk bile Atatürk’ten zeki, bilgisayar kullanıyor şeklinde karşılık verdi.

    İstanbul Times TV sokaktaki vatandaşlara mikrafon uzatarak Atatürk Yaşasaydı Türkiye Nasıl Olurdu sorusunu yöneltti. Bir yurttaşın soruya verdiği cevap büyük tepkilere neden oldu. İstanbul Times TV sokaktaki yurttaşlara sorduğu Atatürk yaşasaydı Türkiye nasıl olurdu sorusuna bir vatandaşın vermiş olduğu cevabı olay yarattı. Yurttaş ilk olarak Atatürk’ün devri öldü. Şimdi yeni insanlar çıktı. Atatürk’ten daha zeki şimdiki insanlar dedi. Bunun üzerine muhabir Kim var mesela kimler zeki diye sordu. Bu soruya Şimdi 5 yaşındaki çocuk bile Atatürk’ten zeki, bilgisayar kullanıyor şeklinde karşılık vererek muhabire Atatürk bilgisayar kullanabiliyor muydu sorusunu sordu. Muhabir Ama o zamanki dönemle kıyaslıyorsunuz siz diye belirterek Bilgisayar kullanamıyordu ama cumhuriyeti kurdu dedi. Yurttaşın ise bu sözlere verdiği Banane cumhuriyetten ben adamın yapısına bakıyorum yanıtı pes dedirtti.Kaynak: Yurtgazetesi

  • in , , , , , ,

    Ekrem İmamoğlu: Suç duyurusunda bulunacağım

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB bütçesinin 3te 2sini oluşturan iştirak şirketlerindeki yönetim krizi ile ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. İmamoğlu, iyi niyetli olmayan bir şekilde şirketlerin kuruluş yönetmeliğinin verdiği yetki ile 45 günlük sürenin tamamının kullanıldığını, neredeyse Ağustos ayının sonuna doğru genel kurul kararları alındığını belirterek iştiraklerin yöneticilerine, genel kurullarını öne çekmeleri çağrısı yaptı. İmamoğlu , Niye duruyorlar orada? Genel kurul vesaire yapılmadıktan sonra da herkesi deşifre edeceğim. Milletin malının üzerine oturmasınlar kardeşim. Bıraksın gitsinler, kadroları oluşturalım, işimize bakalım. Süreleri bitti. Orada artık kimin durduğunun bir önemi yok. Suç duyurusunda bulunacağım. Tarihe not düşeceğim. Afişe edeceğim, millete anlatacağım. Ben insanlara böyle söz verdim dedi.

    İmamoğlu Halkıma sesleniyorum. Ben hala belediye bütçesinin 3’te 2’sine, çalışanın yüzde 80’ine sahip iştiraklere hakim olamadım diye konuştu.İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, istifa eden İBB Genel Sekreteri Hayri Baraçlı’nın açıklamalarına çok sert cevap verdi. Baraçlı dün yaptığı açıklamada İBB ile ilişiği kesildikten sonra yönetmelik gereği iştiraklerdeki yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığının da sona erdiğini söylemişti. İstifa eden genel sekreter yardımcılarından Muzaffer Hacımustafaoğlu ve Mevlüt Bulut’un istifa sonrası emekliye ayrıldıkları için ilgili madde gereğince otomatikman iştiraklerdeki görevlerinin de sona erdiğini belirtmişti. İstifa eden diğer genel sekreter yardımcıları, Süleyman Karalı, Nihat Macit, Çağatay Kalkancı, Eyyüp Karahan, Adil Karaismailoğlu ile 1. Hukuk Müşaviri Ali Karaaslan’ın ise yönetim kurulu başkanı oldukları iştirak şirketlerinin genel kurullarının toplanması için çalışma yaptığını, geçtiğimiz hafta cuma günü itibariyle çağrıların tamamlanmasının ardından iştiraklerdeki görevlerinden istifa ettiklerini açıklamıştı.Baraçlı’nın açıklamasına tepki gösteren İmamoğlu Niçin Cuma? Benim konuşmamı mı beklediler yani? Mazbatayı alalı bir aya yaklaşıyor. Niçin Cuma? Kimse milletin aklıyla oynamasın. Bizim burada aradığımız ahlak ve iyi niyet. Ben İBB başkanıyım, 5 milyona yakın oy almış bir insanım. 16 milyonun hesap soracağı kişiyim ben. Bir, ben Cuma günü açıklama yapıyorum ve o günün akşamında istifalar ediliyor. İki, insanlara biz tebligat gönderiyoruz bir an önce genel kurulları yapın ki biz kendi ekibimizle kendi kadromuzla sürece hakim olalım dedi.İstanbul’un bütçesinin üçte ikisini iştiraklerin kapsadığını yineleyen İmamoğlu Bu millet bize hesap soracak. Paramız nasıl kullanılıyor gerçekten İstanbul lehine mi kullanılıyor? Birincisi bu. İkincisi, biz oradan bilgi alacağız. Bakın biz sağlıklı bilgi alamıyoruz. Kim istifa etti, etmedi sağlıklı bilgi alamıyoruz dedi.

    İmamoğlu, iyi niyetli olmayan bir şekilde şirketlerin kuruluş yönetmeliğinin verdiği yetki ile 45 günlük sürenin tamamının kullanıldığını, neredeyse Ağustos ayının sonuna doğru genel kurul kararları alındığını kaydetti. İmamoğlu Niçin? Bir hafta sonraya alın. 10 gün sonraya alın. Yazıktır, günahtır. Neyi kaçırıyorsunuz orada nasıl bir sistem yönetiyorsunuz? Bu millet İstanbul’un konsolide bütçesinin neredeyse üçte ikisinin içinde olduğu iştirakler üzerinden benden hesap soracak. Ben şu anda sürece hakim değilim. Bu kadar net. Onun için bir bize yazı yazmayı bıraksın, ben ahlaka ve iş ahlakına ve insanlara olan, İstanbullulara olan saygısına dönük bir mesaj verdim. Bak ne güzel karşılığını buldu. O akşam 6 üst düzey yönetici istifa etti. Konuşmasak daha kaç hafta duracaktı? Genel kurula kadar duracaktı diye konuştu.İmamoğlu, Bir baksınlar bakalım kimin danışmanları hala yönetim kurullarında. Sorun kendisine. Ya da özel kalemi hala yönetim kurulunda. Niye duruyorlar orada? Niye istifa etmiyorlar? Kimi bekliyorlar? Birinden talimat mı bekliyorlar? Bakın çok net söylüyorum. 16 milyon insanın huzurunda söylüyorum ki her anını bu Büyükşehir Belediyesi’nin her anını her kuruşunu her faaliyeti İstanbullularla paylaşacağım. Onlar gibi kapalı kutu devre bir sistem oluşturmayacağız. Bu hafta Pazartesi bugün tatil, Salı- Çarşamba hamlelerimizi göreceğim. Genel kurul vesaire yapılmadıktan sonra da herkesi deşifre edeceğim. Milletin malının üzerine oturmasınlar kardeşim dedi.Bir hafta içinde karar alıp genel kurulların yapılmasını isteyen İmamoğlu, Ekibimizi, kadromuzu oraya getirelim ve millet bizden hesap sormaya başlasın. Bakın 23 Haziran, bugün 15 Temmuz. 1 hafta sonra bir ay bitmiş olacak. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Kimin malı bu? Biz her kuruşuyla ilgili hesap vermek istiyoruz millete. Bıraksın gitsinler, kadroları oluşturalım, işimize bakalım. Süreleri bitti. Bakın Ankara’da hala 100 gün geçmiş, şirketlerin kaçına isim atayabilmiş. Ya nedir bu direnç? Milletin malı, bakın belediye başkanından hesap soracaklar. İstanbullu benden başka birinden hesap soracak mı İBB ile ilgili? Hayır, benden hesap soracaklar. O zaman İstanbullu kararını vermiştir. Bıraksınlar gitsinler, işimize bakalım. Bir avuç insanın milletin hakkına, milletin buradaki iradesine karşı durmasına biz müsaade etmeyeceğiz dedi.İstifalardan Cumartesi günü haberdar olduğunu ifade eden İmamoğlu Benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Ben bu işin bütününe bakıyorum. Yönetim kuruluna katılan arkadaşlarım var. Zabıta marifetiyle çağrı yaptım. 12’si geldi diğerleri gelmedi. Sorduğum soruyu söyleyeyim. Kişisel iradenizle mi hala orada duruyorsunuz, siyasi bir irade mi size talimat veriyor? Bakın bu soruyu orada sordum, burada da soruyorum. Benim her şeyim şeffaf. Hiçbir cevap alamadım. Ama alana kadar her ikisine de cevap verilmiş gibi algılarım. Bu kadar açık net dedi.

    İmamoğlu şöyle devam etti: Yaklaşık 20 günümü doldurdum. Hesap sorulacak günlerim tıkır tıkır, işliyor. Halkıma sesleniyorum. Ben hala belediye bütçesinin 3te 2sine, çalışanın yüzde 80’ine sahip iştiraklere henüz hakim olamadım. Bu kadar net. Milletimize duyuruyorum. Buna bir irade engel oluyorsa, yanlış yoldadır. Bu millet bizden hesap soracak. İştirakler bir an önce genel kurullarını öne çekmeliler. Bir an önce şirketlere biz kadromuzu atamalıyız.Bütün iştirak şirketlerinde Ağustos ayının 23-24-25 ve 28 ine genel kurul alma çabası olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, Son gününü son anını kullanma çabası. Nedir bu? 40-45 gün daha orada duracaksınız. Niçin? Kendi şirketin değil. Ben bu sizden şahsına devir almıyorum. Orada artık kimin durduğunun bir önemi yok. Suç duyurusunda bulunacağım. Hakkımdır, değildir, suç duyurusunda bulunacağım. Tarihe not düşeceğim. Afişe edeceğim, millete anlatacağım. Ben insanlara böyle söz verdim. Cuma günü konuştum, cevap verdi. Güzel, bir karşılık buldu. Bu günde sayenizde konuşuyorum. Umarım yarın yine bir karşılık bulur. Bulmadı, konuşmaya devam edeceğim dedi.

  • in , , , , ,

    Ekrem İmamoğlu’nun 15 Temmuz Mesajı Sosyal Medya da Tepkilere Yol Açtı

    Ekrem İmamoğlu’nun Twitter da attığı 15Temmuz Mesajına yorumlar çığ gibi büyüyor.Yorum Twitlerinden bazıları şöyle

    Ak Sakallı Reis : He ekrem hee, gerçek düşüncen bu olsa seçmenin oy vermezdi sana.GAVUR:Ekrem Bey, o kepaze tiyatro oyununu meşrulaştırma çabalarına destek olmanızı esefle kınıyorum.Reislerinin sözüyle sokağa çıkıp galeyana gelenlerin ölmesine zerre acımam, ne şehidi?Onların öldürdüğü asker evlatlarımızdır şehit olan!Fuat Ayran:ARZ EDERİM.BENİM DESTANIM 18 Mart,EGEMENLİĞİM 23 Nisan,BAĞIMSIZLIĞIM 19 Mayıs,ZAFERİM 30 Ağustos, DEMOKRASİM 29 Ekim.SAYGIM 10 Kasımdır.15 Temmuzda hayatlarından olan yurttaşlara Allahtan rahmet diliyorum.Bu acı dolu gece yas gecesidir. Kutlanacak bir şey değildir.İstanbul gönüllüsü:Hapiste olan gencecik masum askeri öğrencilerimizin en yakın zamanda özgürlüklerine kavuşması dileklerimle.DilekShenol #MKA #HerşeyÇokGüzelOldu:Aldatılanlar(!) yüzünden canını kaybeden asker, polis ve sivil vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz, ancak sebep olanların araştırılma önergesini reddedenleri de unutmuyoruz.. Koyunlarında yılan beslediler, o yılan sadece masumları soktu, besleyenler hala sırça köşklerde

  • in , , , , ,

    Ecevit’e yazarkasa fırlatmıştı: Mansur Yavaş insanlık dersi verdi

    Türkiye’nin 2001 krizi sırasında Başbakan Bülent Ecevit’e yazar kasa atmasıyla tanıdığı ve AKP döneminde Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmaya başlayan Ahmet Çakmak, çarpıcı açıklamalarda bulundu.Türkiye onu, 2001’deki ekonomik kriz sırasında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e başbakanlık binasından çıkarken yazarkasa fırlatması ile tanımıştı. Bu eylemi ile 2001 krizinin sembolü haline gelen ve AKP döneminde Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmaya başlayan Çakmak, Mansur Yavaş’ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinden bu tarafa yapılan engellemelere, Melih Gökçek’in ve sosyal medyada trol olarak tanımlanan hesapların Yavaş hakkında söylediklerine kayıtsız kalamadı ve gazetemize önemli açıklamalarda bulundu. Çakmak, Ecevit’e yazarkasa attığı Türkiye ile AKP Türkiyesini de karşılaştırdı.

    Çakmak’ın açıklamaları şöyle.Mansur Yavaşın seçilmesi halinde seçimin hemen ertesinde birçok kişiyi işten çıkaracağını ve kendi ekibiyle çalışacağını sandığını belirten Çakmak, Baktık bir gelişme yok. İstanbul seçimi yenilenecek, o yüzden bekliyorlar dedik. İstanbul seçimi de geçti, şu an Ağustos ayına ilerliyoruz. Mansur Yavaş daha bir kişinin işine son vermediği gibi, son derece nazik, son derece sıcak, içten olan amirler başımıza geldi. Bu insanların gösterdiği nezaket ve incelik bize insanlık dersi verdi. Bunu neye göre söylüyorum? Şimdi troller bana saldırıya geçecekler. Düne kadar AKP’li idin de şimdi ne oldu diyecekler. O yüzden bunlar bilinsin. Ayrıca ben Tayyip Erdoğan cezaevine girdiği zaman peşinden koşturan bir insandım dedi.AKP’li Hayati Yazıcı’ya mail ile ulaşarak Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde işe başladığını belirten Çakmak, Ankara Büyükşehir Belediyesinde çeşitli birimlerde çalıştım. Daha sonra Melih Gökçek işimize son verdi. Benim suçum olmadığı halde, kendileri gibi düşünmüyorum diye beni çıkardılar. Tekrar devreye Hayati Yazıcı girdi ve beni yeniden işe başlattırdı. Melih Gökçek görevden alındıktan sonra yerine gelen Mustafa Tuna ve ekibi ne kadar adam varsa, 15 Temmuz’da canını ortaya koyan ne kadar işçisi, memuru, amiri varsa, hepsinin işine bir günde son verdi. Bunların içinde ben de vardım. Hani bunlar FETÖ ile mücadele diyorlar ya, FETÖ ile mücadele yok. 15 Temmuz’da kim canını ortaya koymuşsa onlar başka yere gitti. Kimin ayağına bir taş değmişse, kim ayağına bir çizik gelmişse bunlar da gazi olarak nimetleniyorlar 15 Temmuz’dan. Hayati Yazıcı’nın yine devreye girmesiyle 13-14 gün sonra tekrar işe başladım. Yazıcı’ya, sorun dedim, bizim suçumuz ne? Biz alın terimiz para kazanmak istiyoruz. Bizi bankamatik memuru gibi işe gelmeden maaş al konuma sokmaya çalıştılar. Ben ekmeğimi çalışarak kazanmayı isteyen bir insanım dedim, işine gelmiyorsa çık dediler. Benim işime son verildi. Ben de Hayati beyi aradım. Durumu anlattım. O da hemen işe başlangıçlarınız yapılsın, öyle şey olmaz dedi. İşe tekrar başladım ama yine görev vermediler. Daha sonra seçimlere kadar fiilen Mehmet Özhaseki dönemi başladı. Artık kimseye ses çıkartacak bir ortam kalmadı dedi.

    Yeniçağ’dan Fatih Ergin’in haberine göre, Çakmak sözlerini şöyle sürdürdü.Anlatmak istediğim konu şu, Mansur Yavaş’ın göreve başlamasıyla bize korkunç derecede bir insanlık dersi verildi. Melih Gökçek geçen gün bir twit attı. İşçilerin ikramiyesi verilmiyor diye. Senin işe aldıklarına bir gün tahammül etmeyen Mustafa Tuna’ya rağmen Mansur Yavaş kimseyi işten çıkarmadı, herkese maaş veriyor. Bundan daha büyük bir ikramiye mi var? Biraz düşünseler Yavaş’ın insanlık dersi verdiğini anlayacaklar. Ama çalışanlar bunu anlıyor. 31 Mart’ta belediye çalışanlarından 1000 kişi Yavaş’a oy vermişse, bugün tekrar seçim yapılsa inanın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığında çalışanların yarısından fazlası Mansur Yavaş’a oy verir. Çünkü gerçekten bir insanlık dersi ile karşı karşıyayız. Mustafa Tuna’nın işten çıkardıklarının hepsini tanıyorum. Hepsi 15 Temmuz’da canını ortaya koyan insanlardı. Şimdi Pazartesi günü herkes Ankara’da külliyenin önünde toplanacak. Peki bu işten attıkları 15 Temmuz’da canını ortaya koyan, kamyonlarla yolları kesen insanlar oraya gelecekler mi? Şimdi onların hiçbirinin ne işi var ne gücü. Ben eminim ki, eğer 15 Temmuz Mansur Yavaş’ın başkanlığı sırasında olmuş olsaydı, o çalışanların hepsi taltif edilirdi. Maalesef Ankara Büyükşehir Belediyesi personelinden 15 Temmuz’da canını ortaya koyanların hepsi cezalandırıldı dedi.Bugün, seçimlerin ardından geçen dört ayda halen maş alan insanlara birileri ikramiye diye algı oluşturmaya çalışıyor. Mansur Yavaş’ı engellemeye çalışanlar sanki kendileri değil mi? Elinden yetkisini almaya çalışıyorlar, bu adamın elinde güç bırakmıyorsunuz, sonra ikramiye ödenmiyor diyorsunuz. 4 aydır herkesin maaşını veriyor, kimseyi işten çıkarmadı, bundan da bahsetsenize.Herkes Nisan 1 sabahı, tamam biz buradan, işten atılacağız diye düşünüyorduk. Çünkü bizim AKP belediyeciliğinden öğrendiğimiz buydu. AKP’li bir belediyeye, bir başka AKP’li başkan dahi gelse, ertesi gün bütün ekibin işine son verirdi. Mansur Yavaş ekmeğimizle oynamayarak, en büyük ikramiyeyi verdi bize. Buradan bakmayıp da neden trollük yapılıyor? Evet biz de ikramiyeler verilsin isteriz. Ama bir gerçek de var. Mansur Yavaş, belediye şirketlerinin üzerinde bir söz sahibi olması engellenmeye çalışılıyor. Yetki elinden alınıyor, mahkeme o kararnameyi iptal ediyor. Yani o şirketlerin yıllardır yönetildiği şekilde değil, maçın doksanıncı dakikasında oyunun kuralları değiştirilmeye çalışıyor.Başkanlık sistemi için yeniden bir referandum düzenlesin, nasıl ki Ekrem İmamoğlu’nun oyu 13 binden 800 bine çıktı, aynısı ikinci bir referandumda da olur. Ben 16 Nisan referandumunda evet dedim. Evet için çalıştım. Evimin kapısının önünde havuz medyası bekliyordu, açıklamalar yapmamı istiyorlardı. Referandum konusunda aldatıldık. Referandumdan sonra her şey daha kötü oldu.

    Hayatımda hiç korkarak iş yapmadım. Ecevit’in önüne yazar kasayı fırlattım. Ama bir gün sonra serbest bırakıldım. Demokrasinin nimetini yedim. Şimdi adam kendisini yakıyor, canına kıyıyor ama kimseden ses yok. Sanki o külliyenin etrafında jammer cihazları vatandaşlar için kurulmuş. Vatandaşın sesi duyulmasın diye kurulmuş. Ben bugün bırak yazar kasayı, kapının önünde kafamı uzatsam ben canım okurlar. Bugün insanların tepkisini koyabileceği hiçbir makam kalmadı.Bugün Ecevit’in arkasından kaç kişi dua ediyordur. Benim eşim, her hafta okuduğu Kuran-ı Kerim’de merhum Bülent Ecevit diye duasını eksik etmiyor. Ailece arkasından duamızı eksik etmiyoruz. Bizim Bülent Ecevit’in şahsı ile bir sorunumuz yoktu. Ülkenin ekonomik olarak krize girmesinden dolayı öyle yaptık. Allah nur içinde yatarsın.Allah Mansur Yavaş’tan razı olsun. Bize işsiz kalacağımız lanse edildi hep seçimlerden önce. Mansur Yavaş’la görüştüm, işime son verebilirsiniz, hakkım sizlere milyarlar kere helal olsun dedim. Benim Yavaştan bir beklentim yok. Ama trollerin yaptığı haksızlığa karşı insani bir hassasiyetle Yavaş’a destek olmak istediğim için bu açıklamaları yapıyorum. Benim kendi oğlum da belediyede çalışıyordu. Bunların yanlışlarına dur demek için seçim öncesi işinden istifa etti. Çocuğum AKP’de gençlik kolları başkanlığı da yapmıştı. Benim çocuğum bir daha da belediyeye hayatta dönmez.

  • in , , , , ,

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriyelilerle ilgili kararını verdi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki akşam yapılan MKYK toplantısında Suriyelileri ülkelerine dönmeleri için teşvik edeceğiz. Suç işleyenleri sınır dışı edeceğiz dediği iddia edildi.Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre, MKYK’da yerel seçim sonuçları değerlendirilirken, bazı milletvekilleri özellikle Suriyeliler konusunda vatandaştan tepki geldiğini ve bu konuda yeni politikalar geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi.Bunun üzerine Erdoğan Biz Suriyelilere kapılarımızı açmak zorundaydık. Görmezden gelemezdik. Onlara sahip çıktık. Bizim başımıza da gelebilirdi. O zaman bize kim yardım edecekti, kim sahip çıkacaktı? Ama bu konuda yeni adımlarımız olacak. Ülkelerine dönmelerini teşvik edeceğiz. Suç işleyenleri kesinlikle sınır dışı edeceğiz. Ayrıca Suriyelilerden aldıkları sağlık hizmeti karşılığında bir katkı payı alınmasını öngörüyoruz diye konuştu.Geçtiğimiz günlerde benzer bir açıklama da İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı’dan gelmişti.

    Çataklı, önemli konularda suç işleyen Suriyelilerin Türkiye’de geçici koruma statüleri iptal edilmek suretiyle yasal kalış haklarının sonlandırılacağını ve ülkelerine gönderileceğini söylemişti.Çataklı, Kimsenin bir defa ülkemizde suç işleme özgürlüğü yok. Bu Suriyeliler için de geçerli vatandaşımız için de geçerli. Suriyelilerin de diğer yabancıların da işlediği suçlarla ilgili olarak hem adli mercilerimizde işlemler sürüyor hem de idari işlemler gerçekleştiriliyor. Özellikle önemli konularda suç işleyen Suriyelilerin Türkiye’de yasal kalış hakkı yani geçici koruma statüleri iptal edilmek suretiyle yasal kalış hakları sonlandırılıyor. Ülkelerine dönmeleri sağlanıyor diye konuşmuştu.Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nce, ilgili bütün paydaşların da görüşleri alınmak suretiyle Düzensiz Göçle Mücadele Strateji Belgesi ve Ulusal Eylem Planının hazırlandığını ve uygulamaya konulduğunu anlatan Çataklı, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklaması ve talimatları doğrultusunda 6 aylık ayrı bir planlama çalışması yaptıklarını dile getirmişti.Çataklı, şöyle devam etmişti: Önümüzdeki 6 aylık süreçte ülkenin tamamında, ilk girdikleri sınırın kapısından ülkenin her sathında yoğun denetim yapacağız, denetimleri sıklaştıracağız. Ülkemize yasa dışı yollardan girmiş olan tüm yabancıların yakalanması ve sınır dışı edilmesiyle ilgili çalışmalarımıza hız vereceğiz. Yasal yollardan da olsa ülkemizde olan yabancıların uyumu konusunda çalışma yürüteceğiz. Bu ülkenin kurallarına, geleneklerine, göreneklerine ve kamu düzenine uymaları hususunda çalışma yürüteceğiz.Kilis’te 531 Arapça tabelanın Türkçesi ile değiştirildiğini hatırlatan Çataklı, bu uygulamanın ülke genelinde devam ettiğini söylemişti.İstanbul’un Fatih, Bayrampaşa ve Zeytinburnu ilçelerinde çalışmalara başladıklarına işaret eden Çataklı, İstanbul’un tamamında bu Arapça tabelaların kısa süre içinde Türkçeye çevrilmesini sağlayacağız demişti.

  • in , , , , ,

    15 Temmuz var, Atatürkçülük yok! Yılmaz Özdil Yazdı

    Milli eğitim bakanlığı yeni müfredatı açıkladı.15 Temmuz var, Atatürkçülük yok!15 Temmuz’dan beri sırasıyla.Atatürk’ün mareşal üniformalı tablosunu depoya kaldıran TBMM başkanı, padişah Abdülhamid için anma töreni düzenledi.Anıtkabir’in avlusuna kargo şirketinin sponsorluğunda morlu pembeli plastikten oyun parkı koydular.Tayyip Erdoğan durup dururken Lozan tartışması başlattı, birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştı,zafer mi bu dedi.İstanbul’un fethini kutlayıp, İstanbul’un kurtuluşunu kutlamadılar.Cumhuriyet gazetesinin yazarlarını çizerlerini hapse tıktılar.Meclis darbe komisyonunun başkanlığına, fetonun bir numaralı savunucusu Reşat Petek getirildi, feto için son 1000 yılın en büyük Türk büyüğü, Shakespeare gibi evrensel diyen Akp milletvekili, komisyon üyesi yapıldı, neticede, fetocu Akplilerin bu komisyonundan CHP fetocudur raporu çıktı.Seçmene koyun diyenlere dava açılırken, Tayyip Erdoğan ben çobanım dedi.10 yaşındaki erkek çocuklarına tarikat yuvasında senelerce t   cvüz edildiği ortaya çıktı, kadın aile bakanı bi kerecik dedi, 11 yaşındaki kız çocuklarını koynuna alan 70 yaşındaki sapıklara af çıkarmaya çalıştılar, başbakan Binali bey bi kereliğine dedi.

    Bizzat Akp’nin çıkardığı kanunla denetimsiz hale getirilen tarikat yurdunda, gariban kız çocukları diri diri yanarak can verdi.Rize’deki Atatürk heykelini söktüler, inşaat molozu gibi kamyon kasasında taşıdılar.Deve kestikleri THY apronunda Barbaros Şansal’ı linç ettiler.Akp’nin akil insanı Abdurrahman Dilipak başkanlık sistemi gelince Tayyip Erdoğan halife olacak dedi.İsmet İnönü’yü çok seven babası tarafından İsmet adı verilen milli eğitim bakanı İsmet Yılmaz, İsmet İnönü’yü müfredattan çıkardı.Akp’nin kadın milletvekili 100 yıllık prangadan kurtuluyoruz dedi.Akp şakşakçısı Rıdvan Dilmen, Arda Turan, Burak Yılmaz ve şarkıcı Murat Boz evet kampanyası başlatıp, adeta İstiklal Savaşı dediler. Akp’nin referandumunu İstiklal Savaşı’na benzeten Rıdvan Dilmen İzmir Marşından rahatsız oldu, bu marş okunmasın dedi.Abdülhamid’in torunu Nilhan Osmanoğlu, TBMM’nin lağvedilmesi için evet diyeceğini açıkladı, parlamenter sistem benim değerlerime zarar verdi, parlamenter sistem canımıza yetti artık dedi.Cumhuriyetimizin tek taş pırlantaları Ziraat Bankası, Halkbank, TPAO, THY, Botaş, PTT, Türksat, Milli Piyango, Çaykur. Katar’a filan peşkeş çekilmek üzere fona devredildi.Türkiye’de kurulan Suriyeli şirket sayısı, tee 1923’ten beri Türkiye’de yatırım yapan Alman şirketlerini bile sollamışken, Türkiye’deki Suriyelilerin doğum oranı, Türk vatandaşlarının doğum oranını geçmişken, Türkiye’de eli silah tutacak yaşta 425 bin Suriyeli yaşarken, bunlar bizim plajlarda nargile içerken, bizim evlatlarımız Suriye’de şehit ettirildi.Türkiye’nin vicdan adresi, çağdaş kuvayi milliyenin yayınevi Kırmızı Kedi, kar maskeli tetikçiler tarafından saldırıya uğradı.Darbeci Kenan Evren, darbe anayasasının referandumunda hayır diyenler teröristtir diyordu, 35 sene sonra, asrın liderimiz hayır diyenler t  rristtir dedi.Akp il başkanı, evet çıkmazsa iç savaşa hazırlanın dedi.Akp gençlik kolları başkanı, birisinin babasının ve kendisinin doğum yeri Selanikse, Selaniklidir, kimse Türk, Atatürk demesin, orijinali Yunan, Türk’e benzemiyor, keşke Atatürk olmasaydı dedi.Akp medyası iftirayla hedef gösterdi, tarikatçı yobazın biri elinde benzin bidonuyla geldi, varlığıyla onur duyduğumuz Müjdat Gezen’in Sanat Merkezi’ni kundakladı.Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez, başkent Ankara’da, Kürdistan bayrağı göndere çekildi.Akp belediye başkanı, içimize kanı bozuklar, sütü bozuklar sızdı, 1923’te koskoca 650 senelik çınara darbe yaptılar, cumhuriyet kuruldu dedi.Tayyip Erdoğan’a gazi unvanı verilmesi için TBMM’ye başvuruldu.Akp Diyarbakır il başkanlığı imzasıyla her evet Şeyh Sait’in ruhuna fatihadır pankartı asıldı.Akp’nin fetvacısı Hayrettin Karaman lütfetti, Yahudilere Hıristiyanlara yaşam hakkı tanıdığımız gibi, hayır diyenlere de yaşam hakkı tanıyacağız dedi.Tayyip Erdoğan’ın şoförü olan Akp milletvekili, sanki 15 senedir CHP tek başına iktidardaymış gibi, Almanya araba yapıyor, biz daha bir araba yapamadık, utanmıyor muyuz, sıkılmıyor muyuz, yazıklar olsun şu CHP’ye dedi.Tayyip Erdoğan Türk demiyoruz dedi, Devlet Bahçeligillerin kendine gelmesi için daha nasıl izah edebilirdi!Akp’nin akil insanı ve Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanı olan herif, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tasfiye (!) edileceğini müjdeleyerek, halk kendi devletini kurmak için adım atıyor dedi.Tayyip Erdoğan kendi yaşadıklarını Hazreti Muhammed’in yaşadıklarına benzetti, sevgili peygamberimiz, Ebubekir Sıddık ile orada ama, mağaranın kapısını örümcek örüyor, bakıyorlar, buraya kimse girip çıkmamış diyorlar ve müşrikler dönüp gidiyor, darbeciler de Dalaman’da bizim uçağa gelmişler, uçakta kimseyi görmeyince dönüp gitmişler dedi.Referandumda alenen oy hırsızlığı yapıldı, Yüksek Seçim Kurulu suç işledi, saraydan alınıp halka verilen egemenlik, halktan alınıp saraya verildi.Mustafa Armağan denilen tescilli Atatürk düşmanı, Atatürk ve manevi kızı Afet İnan’a ahlaksızca saldırdı, yatıp kalkıyorlardı dedi.Nurcu meczup, yandaş ekrana çıktı, mübarek annemiz Zübeyde Hanım’ın genelevde çalıştığını söyledi.Arkadaşlarımız Gökmen Ulu ve Mediha Olgun iftirayla tutuklandı, Türkiye’nin en ünlü fetocuları Fehmi Koru ve Hüseyin Gülerce’nin iftiralarıyla Sözcü’nün sahibi Burak Akbay hakkında yakalama kararı çıkarıldı, Sözcü’ye el koymaya çalışıyorlar.Bizzat Atatürk’ün talimatıyla hazırlanan ve 1939’dan beri yürürlükte olan zeytin yasası’nı değiştirmek için, sekizinci defa hamle yaptılar.Akp’nin diyanet işleri başkanlığı haram parayla hacca gidilir mi sorusuna helaldir gidilir diye fetva verdi.

    CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nu hapse attılar.Türk basınına kelepçe takan Tayyip Erdoğan, Katarlı El Cezire televizyonuna ambargo uygulanınca isyan etti, dünyadaki basın örgütlerine sesleniyorum, bir medya kuruluşunun basın özgürlüğü elinden alınıyor dedi.İlkokullara mescit zorunluluğu getirildi.15 Temmuz panelinde konuşan Celal Bayar Üniversitesi rektör yardımcısı, Recep Tayyip Erdoğan bizim milletimiz tarafından Atatürk kadar sevilmektedir, belki daha da fazla dedi.Maraş dondurmacıları gibi kafasında fesle dolaşan ve bilim kültür insanı diye ak saray sofrasına davet edilen tımarhanelik herif, Atatürk’e yine nefret kustu, 15 Temmuz, milli mücadeleyle kıyaslandığında katbekat üstün bir milli destandır, Kemalist inkılaplarla yapılan tahribata rağmen Müslüman Türk milletinin yıkılmadığının en mühim ispatı olmuştur dedi.Ve dün, milli eğitim bakanlığı yeni müfredatı açıkladı, 15 Temmuz var, Atatürkçülük yok!15 Temmuz’dan 15 Temmuz’a.Bir yılın adım adım özeti her şeyi gayet net anlatıyor.Fetoyla metoyla filan mücadele edilmiyor.Hedef açıkça Atatürk’tür.Yılmaz Özdil / sözcü / arşivden

  • in , , , , ,

    15 Temmuz’un siyasi ayağı!

    Bugün, hain FETÖ’nün alçak darbe girişimi ile Türkiye’yi kana buladığı tarihi günün 3’üncü yıl dönümü.


    15 Temmuz 2016 günü akşam saatlerinde başlayan kalleş teşebbüs sabaha doğru bastırılmış ve darbecilere direnen 250 vatandaşımız şehit olmuştu.Hayatlarını kaybeden aziz şehitler bugün törenlerle anılacak.Darbe girişiminden sonra binlerce kişi tutuklandı, bu arada kurunun yanında yaş da yanar misali, suçsuz insanlarımız da FETÖ’cü diye yargılandı.FETÖ’cü olduğu saptanan bazı savcı ve hakimler yurt dışına kaçtı. Kaçamayanlar hapse atıldı.15 Temmuz darbe girişiminin 3’üncü yılında aziz şehitler anılırken, sorulması gereken soru şudur.FETÖ’cü hakim, savcı, avukat, doktor, general, subay, astsubay, gazeteci, iş adamı var. Fakat yalnız siyasetçi yok, öyle mi? FETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıkarılmadan adalet asla yerini bulmaz! Rahmi Turan /Sözcü

  • in , , , , ,

    Erkan Mumcu’dan Gündem Yaratacak Sözler

    AKP’nin ilk yıllarında bakanlık görevlerinde bulunan merkez sağın önemli isimlerinden Erkan Mumcu, hem dönemine hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdullah Gül ve daha birçok konuya dair çok çarpıcı açıklamalar yaptı.İşte bir dönem Turizm ve Milli Eğitim Bakanlıkları yapmış olan Erkan Mumcu’nun Odatv’ye yaptığı açıklamaları.Bugüne kadar neden konuşmadınız?

    AKP-FETÖ koalisyonunun görkemli zamanlarıydı. Söylediklerim, konuştuklarım o dönem maalesef hiçbir yerde yayınlanmadı. İçinde adımın geçtiği konulara yaptığım tekzipler bile yayınlanmadı. Yargı bunların hiçbirine olumlu yanıt vermedi. Söylenmesi gereken birçok şeyi söylediğim her yerde söyledim. Konuşulması gereken öylesine mahrem konular vardı ki maalesef kimsenin bu dosyaları açacak ne cesareti ne yüzü vardı.14 sene sonra partiden istifanızı nasıl okuyorsunuz.Ben o gün bakanlıktan ve parti üyeliğinden istifa ettim. Gerekçem bir ilke sorunu yaşamış olmamızdan kaynaklanıyordu. Tutanaklar kayıtlıdır. Biz orada bir tartışma yaşadık. O tartışmadan sonra o ilkesizlik karşısında hükümeti kastediyorum; hala o koltukta oturamazdım. Özet olarak söyleyeyim; Türkiye’de bir paralel devlet yapılanması sürecinin başlatıldığını ilk söylediğimde tarih 2004’tü tutanaklar bu var. Bunun özel yetkili mahkemelerin kurulması ve emniyetin de bu mahkemelere özel donatılması yönünde kanun tasarısı gelmişti, bu tasarısını Başbakan dahil herkes imzalamıştı ben imzalamamıştım. O dönem sonradan Türkiye’nin yaşadığı birçok şeyin gerçekleşebileceğini, bu tasarının demokratik devlet ilkeleri ile bağdaşmaz olduğunu söyleyerek direndim. Sonuçta hükümet de o gün benim kanaatimi paylaştı ve tasarıyı geri çekti. Ben bakanlıktan ayrılıncaya dek de bir daha gelmedi. Bunu yapan bir siyasetçiyseniz düşmanlarınız çoğalıyor.Mesela 2005 yılında ANAP Genel Başkanı olarak bir randevu istemiştim. Çünkü ben o dönem 367 kod adlı komplonun Türkiye’yi nereye götüreceğini görmüş ve bunu paylaşmak istemiştim. Ancak randevu vermedi. Sonra ben kendisine son derece olumlu bir mektup yazdım. Bu mektuba neredeyse küfür diyebileceğim bir karşılık geldi. Kendisinden değil ama bugün vefat haberini aldığım o dönem yardımcısı olan Dengir Mir Mehmet Fırat’tan.2007 seçimlerine girememenizi kumpasla mı açıklıyorsunuz?Bunun başka bir açıklaması varsa söylesin. Bunun başka bir açıklaması yok. Milyonda bir bile başka bir olasılık yok. Bu işin öncesi var. 367 kumpası var. Bu kumpas bugünü de anlamamıza yardımcı olur. Bu kumpas tırnak iddia edildiği gibi laikçi çevrelerin dindar bir cumhurbaşkanı seçtirmemek için icat ettikleri bir kumpas değil. Gerçek bu değil. Gerçek şu; Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olamasın ki Abdullah Gül olsun diye en az iki yıl önceden tasarlanmış, laikçi çevreleri de buna alet etmiş bir kumpastır. Bunu bugün söylemiyorum 2005 yılında da söyledim. 2007’de cumhurbaşkanı seçimi yaklaşırken sayısız kere söyledim bunu. Sayın Erdoğan’a bana ziyarete geldiğinde de söyledim. Bu meselenin arka planında Deniz Baykal’a verilmiş söz vardır. CHP’yi 367 çözümüne angaje eden işte o sözdür. Daha Siirt seçimleri yapılmazdan önce verilmiş sözdür. FETÖ’dür yani. Ama asıl projenin Cumhurbaşkanı seçme iradesini Tayyip Erdoğan’a bırakmamak, o gün Erdoğan ve askerler arasında muhtemel bir anlaşması imkansızlaştırmakdır. Ve bu başarılmıştır. Başarılmasındaki büyük pay sahiplerinden biri de Bülent Arınç’tır. Bülent Arınç, eğer ikinizden biri aday değilse ben aday olacağım diyerek aslında Erdoğan’ın seçeneklerini ortadan kaldırmış, kardeşim Abdullah Gül açıklamasına mecbur etmiştir. Bugün yaşanan kopuşların bugünkü olaylara bağlı olmadığını en iyi Erdoğan bilir ben de biliyorum. Tarihte bunların izleri var. Dolayısıyla 17/25 sürecini anlamak için, bugünkü kopuşları ve darbe sürecini anlamak için 2007’de aslında ne olduğunu anlamak zorundayız.367 komplosu Erdoğan’ı cumhurbaşkanı yaptırmamak için yapıldı, Gül seçtirildi ve bunun ardında da Bülent Arınç yapıldı.

    O koalisyonun hala aynı koalisyon olarak çalıştığını düşünüyorum. O koalisyonun o günden bugüne hiçbir zaman bozulmadığını düşünüyorum. Bunların da kanıtlarının birgün ortaya çıkacağından hiç kuşkum yok. Çünkü hakikatin böyle bir güzel huyu var.Mehmet Ağar bu kumpasın neresindeydi?Sonradan yaşananlara bakın, ilişkilere bakın anlarsınız. Şu soruya birisi cevap versin. Olanca engellemelere, vazgeçme, oyalama taktiklerine rağmen ANP MKYK bir karar almış, aday listelerinin YSK’ya verileceği gündü. Saat dörtte Demokrat Parti adına bir liste verildi ama gelin görün ki mutabık kaldığımız hiç kimse yoktu. Bu da FETÖ kumpasıydı. Hiç şüphesiz. Hükümetin de için de olduğu bir kumpastı. Bunu Mehmet Ağar’ın açıklaması gerekiyor. Şunu da açıklaması gerekiyor ayrıca nasıl oldu da herkesin 18 yıl 20 yıl hüküm giydiği davalardan siz 1 yılda yırttınız?Sizin FETÖ ile herhangi bir bağınız var mıydı?O dönem sınavsız üniversiteyi getiriyorum ve dershaneleri kaldırıyorum. Ve bu konuda Cumhurbaşkanı Sezer de mutabakayıtını beyan etmiş. Erdoğan’a dedim ki bana sadece iki ay ver sonrasında bakanlık bile istemiyorum. Ama olmadı. Çünkü ne vesayetten ne de vesayetin sağladığı güçten vazgeçmek istiyorlardı. Ben bir müslümanım ama müslümancı ya da İslamcı değilim. Benim FETÖ ile düşmanlık dışında bir ilişkim yok.

    O dönem bu uyarıları yaptığınızda Abdullah Gül, Bülent Arınç, bakanlar, Erdoğan bunu nasıl karşılıyorlardı?Tayyip Erdoğan’ı ayırmak gerekiyor. Mazur görebilirim. Çünkü durumun gerçek boyutunu anlayabilecek halde değildi. Devlet yönetiminde de acemiydi, yetersizdi. Ama bu konuda asıl hesap vermesi gereken Abdullah Gül. Ama kimse sormuyor. Ve susuyor, susmasına izin verilebiliyor. Bir ülke büyük badireler atlatmış, siz bu süreçte kritik görevlerdesiniz ama size hiç bu konularda soru sorulmuyor, susuyorsunuz. Hükümet de susuyor. Çünkü aile içi bir mesele deniyor. Yani siyasi bir ensest yaşandı. Ama sonsuza kadar bunu örtemeyecekler.Abdullah Gül 367 krizini İstanbul seçimlerine benzettiğinde ne hissettiniz?Kendisi majestelerinin Valisidir. Kendisinin meşruiyet devşirdiği uluslararası alandır majesteleri. Kendisinin ve yandaşlarının. Bunu doğrudan kendisine söylüyorum, herkes kendisini bildiği için ben beni biliyorum o da kendisini bu işlerde ne bir fikir ileri sürebilir ne de bir aksiyonu vardır. Bu anlamda karşılaştırma yapmak gerekiyorsa Tayyip Erdoğan çok daha hakiki bir adamdır. Yanlışı ile eğrisi ile doğrusu ile. Çünkü kendisidir o. Gördüğünüz adamdır o. Ama öteki adam öyle değil.

  • in , , , , ,

    Athena Gökhan sinirlendi

    Sanatçı Gökhan Özoğuz, Hakkari’de şehit olan 3 asker için başsağlığı mesajı yayınladı. Ardından gelen bazı yorumlara sinirlenen Özoğuz açtı ağzını yumdu gözünü.

    Athena Gökhan, Hakkari’de şehit olan 3 asker için paylaşımda bulundu. Gökhan Özoğuz, Hakkari de 3 canımız şehid olmuş. Ailelerinin başsağlığı ve sabırlar nasib ola . Bir gün hiç şehid vermeyeceğimiz hallere gelmek umudu ile düşünmeden kendilerini siper eden bu yiğitlerin Ruhları şad ola . Türk Ordusu namusumuzdur! #tuerkaskerivatandır diye yazdı. Ardından gelen yorumlara ise tepki gösterdi. Gökhan Özoğuz, Twitter hesabından şöyle yazdı.Ya şu ENGELLE seçeneğine bayılıyorum !Kaç tane terbiyesiz ,boş,cahil ,kendi gemisine su yürütmeye çalışan ,ülkesi değil cebini düşünen ,Halkını 5 paraya satan tip varsa hepsini görüyorsun. Azcık Adam olun Adam! HALK Gerçek Vatanseverleri bilir, bağrına basar. Artık Bir bitin A!Bu bazı tipler var her şehid verdiğinizde Ekrem bey yüzünden veriyormuşuz algısı yaratmaya çalışıyorlar . Ayıp Ayıp utanın biraz be! Ulan ne chpkkfetösü kaldı ne vatanhainliği kaldı adamın .Ekleyecek birşey bulsanız onu da ekleyin. Size rağmen Herşey güzel olacak dedi biri.

  • in , , , , ,

    Türbanlıların bekarlığa veda partisi

    Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak Parti değil Party başlıklı bir yazı kaleme aldı.Dilipak yazısında güncel siyaseti kendi penceresinden yorumladıktan sonra, son dönemde muhafazakar camianın yaptığı kutlamalara, etkinliklere değindi.

    Parti değil Party’yi konuşacağız diyen Dilipak, yazısını şöyle sürdürdü:Kadın, aile, cinsiyet eşitliği, gençlik, aile, fuhuş, uyuşturucu bağımlılığı, marka ve lüks tutkusu, Piercing, Tatto, Moda derken geldiğimiz noktayı yazacağım bugün.Bizim Modern muhafazakârların geldiği nokta dudaklarınızı uçuklatacak noktaya geldi. Ha Unutmadan, artık su geçiren oje ve abdeste mani olmayan dudak boyalarımız var. Helal likör, bira, şarap ve şampanyalarımız da var. Yakında rakı, votka da çıkar. Tabii ki, onlar da Helal etiketli satışa sunulacak! Hani biz onlara benzemeyecektik!Bakın siyasilerimiz, bürokrasimiz benzer bir akıl tutulması ve ahlak zafiyeti içinde. Bebeğin Cinsiyetini Tahmin Partisi diye bir parti duydunuz mu siz! Yok yok, en ilginci After Umre Partysi. Umrah Celebraty veya Umrah Mubarak gibi yapılan, geleneksel kutlama ziyaretleri, törenleri yapılır ama bunlar doğrudan Party dedikleri şey yapıyorlar.Eskiden Hac ve umreden dönenlerin evinde tebrik ziyaretleri olur, gelenlere tesbih ve seccade hediye edilirdi ama bu işin bir adabı olur. Rock müzik eşlinde ‘Zikir party’si bile var artık. Tarikat dance Party. Yatta Happy Birthday Party gibi rezaletler de yok değil. Hepsi tesettürlü tabii

    Abdurrahman Dilipak yazısını şöyle sürdürdü:Ramazan İftarını da Party’ye dönüştürenler var. Süs, şatafat, müzik, kadınlı erkekli rengarenk giysiler içinde semazenlerle başlıyor ve devam ediyor. Baby Shower Party diye Bebek doğmadan önce partysi de çıkmış. Bebeğin cinsiyetini tahmin etme partysi de var, yakında konuğun cinsiyetini tahmin etme partisi de yaparlar! Kız çocuğa 6. Ay kınası.Kur’an’a geçince, Hatim edince, Hafız olunca elbette bir araya gelelim. Hani sünnet düğünü gibi. Bakın bazı yerlerde artık Sünnet düğününde kadın oynatanlar bile var. Bekarlığa veda partisi adı altında fuhşa özendirenler de çıktı. Ama hatim merasiminin arkasından, güya gençleri bu işe özendirelim diye Funny zikir dance Partysine dönerse bu iş, din oyuncak haline getirilir.Bekarlığa Veda Partisinin tesettürlüsü için şu adrese bakın bakalım bir. Lüks, israf, ne istersen var. Bunun neresinde din ya da ahlak var!Dilipak, partilere tepkisini göstermeye şöyle devam etti:Artık bu işler için ajanslar, marka isimler var. Altın kaplamalı pasta sunumlarına kadar, Körfez ülkelerindeki rezillikleri aratmayacak her şey var. Haram para cüzdanda durduğu gibi durmuyor. Bu işin içinde siyasilerin, bürokratların yakınları da var. Bunlar biliniyor. Yat partilerinde artık konken oynayan tesettürlü hanımlar da var!Yalçın Akdoğan, Muhafazakâr Demokrasiyi yazarken, eminim işlerin bu noktaya geleceğini düşünmemişti. Bir zamanlar Osman Yüksel mecliste kıravat zorunluluğu olunca içtüzükte kıravatın nereye nasıl takılacağı yazmıyor diye kıravatı beline bağlayıp, ucunu uçkuruna sarkıtmıştı. Bakıyorum da şimdi birileri başörtüsünü başına değil boynuna bağlıyor. Başörtüsü başörtüsü olmaktan çıktı bir aksesuvara dönüştü. Namazı da artık sağlık için yapılan bir spora, orucu diyete dönüştürürlerse şaşmayın. Hac da turizm olur. Zaten adı şimdiden belli Hac ve Umre turizmi. Kurban da Kebab Bayramı olunca bu iş tamam.

    Yeni Akit yazarı Dilipak yazısını şöyle noktaladı.Moda ve yaşama dair son trendler muhteşem! Ya hu, çocuğum tuvaletini yapıyor partysi pastası bile var. Birileri keler deliğinden girse bizimkiler de peşinden gidecek diyorduk ya, olan bu!. Sakal bırak, başörtüsü tak sonra da onlar ne yapıyorsa benzerini yap. Seremoni, ritüel, ikonalar hepsi aynı. Gay dergahlarına az kaldı. Gökkuşağı sarığı, çiçekli cübbesi ile kapıda bekliyorlar.Aşağılık kompleksi bizi mahvediyor. Gâvur aşığı bunlar. Makam servet sahipleri değil sadece, her gün, her seviyeden birilerinin ayağı kayıyor. Alamet-i farikalar yok ediliyor.Başörtülü erkek gibi giyinen kadınlar olacaksa kadın gibi giyinen erkekler niye olmasın! Yakında görürsünüz piercingli, Tattolu imamlar. Saçı at kuyruğu. Sarık da gökkuşağı renginde olsun bari, cübbe de yedi renk! Kubbeyi de 7 renge boyasınlar. İmam sanat yapamaz mı iki namaz arası diskoda gitar çalsın, dans etsin şarkı söylesin. Kime ne.Yıllar önce İmam sendikası da kurulacak demiştim. Şimdi Akşam, yatsı ve sabah namazı fazla mesaiye giriyor diye grev yapabilirler. İmamlık, müezzinlik İş ise, yaptıkları iş de Meslekleri oluyor. Cami de işyeri. O zaman niye greve gitmesinler ki, iki minare arasına mahya gibi yazarlar artık, bu iş yerinde grev vardır! Bakarsınız yarın, Şeytan kovma merasimleri nasıl Faşinglere döndü ise, Şehid kutlama partyleri ya da, 15 Temmuz Partysi gibi şeyler de yapılır bakarsınız.Kimi Lale devri sosyetesinin yaptıklarını Osmanlı zanneder, kimi mevlidleri bile Partyye dönüştürür. Din, seremoni, ikonalara ve ritüellere mi boğdurulmaya çalışılıyor yoksa?Sermaye, Siyaset, Bürokrasi, Media ve Cemaat eli ile dönüştürülmeye çalışılan bir din bir toplum var. FETÖ öldü diyorlar! FETÖ ölmedi, kılık değiştirdi döndü geldi aramızda dolaşıyor. Siz, o Pensilvanyada zannedin.

  • in , , , , , ,

    Erdoğan’ın diplomasıyla ilgili flaş gelişme! Avrupa’ya taşındı

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diploması hakkında YSK’ya başvuruda bulunan HKP, ret cevabı alınca bu kez de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Parti avukatları, AİHM İçtüzüğü uyarınca ivedi inceleme de talep etti.

    Halkın Kurtuluş Partisi (HKP), Türkiye’deki hukuk yolları tükendiğinden dolayı, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın diploma tartışmasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı.HKP, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın lisans diploması olmadığını ve sunduğu replikaların da birbirinden farklı olduğunu iddia ederek, 2015 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştu. Savcılığın işlem yapmaması üzerine de HKP bu kez başvurusunu Anayasa Mahkemesine taşımıştı. HKP adına Anayasa Mahkemesi başvurusunu ise, bu davada avukatlık üstlenen Ömer Faruk Eminağaoğlu hazırlamıştı.Anayasa Mahkemesi’nin de başvuru hakkında Kabul edilmezlik kararı vermesinin ardından HKP avukatları Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Doğan Erkan konuyu bu kez Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdı.Konunun tüm ülkeyi ve evrensel hukuku ilgilendirmesi sebepleriyle hem Etkili Başvuru Hakkı, İnsan Haklarına Saygı Yükümlülüğü hem de Hakikati Bilme Hakkı ihlalleri gerekçesiyle başvuran Parti avukatları, AİHM İçtüzüğü uyarınca ivedi inceleme de talep ettiler.

  • in , , , , ,

    AKP’de istifa bombası: Resti çekti

    Kayseri’de Cumhur İttifakının adayı olarak seçimi kazanan Memduh Büyükkılıç, belediyenin mali tablolarını inceledikten sonra bu şartlarda hizmet etmenin mümkün olmadığını ve acil paraya ihtiyaç olduğunu söyleyerek istifa restini çekti.Belediye Meclisi’nden 150 milyon TL borçlanma yetkisi almasına rağmen kaynak bulunamamasının da istifa kararında etkili olduğu düşünülürken, AKP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki’nin devreye girerek Memduh Büyükkılıç’ı istifa kararından vazgeçirdiği belirtildi.

    Yeniçağ’dan Muharrem Kılıç’ın haberine göre Kayseri Büyükşehir Belediyesi 2010 yılında başlayan yolsuzluk ve rüşvet davaları ile gündeme gelmiş, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki arasındaki mahkeme süreçleri ve tazminat davaları uzun süre gündemde yer almıştı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2010 yılında kamuoyuyla paylaştığı iddialar kapsamında Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile İncesu Belediye Başkanı Zekeriya Karayol ve bazı çalışanlar hakkında açılan rüşvet davasında, rüşvet iddialarının kaynağı olarak ortaya çıkan Hacı Ali Hamurcu 7 yıl 11 ay, UKOME Başkanı Süleyman Temeltaş ise 7 yıl 10 ay hapis cezası almıştı. Kamuoyunda sucuk davası olarak bilinen mahkeme süreçleri sonucu Kemal Kılıçdaroğlu tazminata mahkûm edilmiş ve daha sonra Kılıçdaroğlu ödediği tazminatı Özhaseki’den geri almıştı. Aradan geçen dokuz yılda Kayseri Büyükşehir Belediyesi öz kaynaklarını tüketerek 2 milyar liranın üzerinde borçlanarak hizmet edemez hale geldi.

  • in , , , , ,

    AK Parti’ninin başına kim gelecek?

    Fehmi çabuk Erdoğan’nın AKP genel başkanlığını bırakacağını yazdı, başına gelecek isim için ise ipucu verdi. Koru yazısında;İkisi de aktif görevde. Birinin motorunun soğuması, diğerinin motorunun ısınması gerekiyor dedi.Milli Görüş’e yakınlığıyla bilinen Fehmi Çalmuk, Hürses gazetesindeki köşesinde dikkat çeken kulis bilgileri paylaştı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın AKP Genel Başkanlığı’nı bırakacağını yazan Fehmi Çalmuk, Erdoğan’ın yerine partinin başına gelecek isim için de, Burada İki aday öne çıkıyor. İkisi de aktif görevde. Birinin motorunun soğuması, diğerinin motorunun ısınması gerekiyor ifadelerini kullandı.

    İki yeni Bakanlık kurulacağını ifade eden Çalmuk, Sol Partilerde aktif siyaset yapmış isimlerin yeni kabinede yerini aldığını görürseniz hiç şaşırmayın diye yazdı.Fehmi Çalmuk’un yazısının ilgili bölümü şöyle:Birincisi; Anayasa değişikliği paketi.Cumhurbaşkanının parti üyesi olabilmesine imkan tanıyan bir madde ile karşımıza çıkacak olan Erdoğan Ak Parti Genel Başkanlığını bırakacak. Parti üyeliği iki partili siyaset için önemli. Solda güçlü bir parti, sağda güçlü bir lider.Ancak Erdoğan’ın parti içi zorluğu var. Aksiyoner, teşkilatı harekete geçirebilecek genel başkan gerekiyor. İmar, tamir, ıslah dönemini sağlayacak bir genel başkan. Tövbe ederiz diyerek günah işlediğini ilan edilmesi Erdoğan’ı kızdırmaya yetti. En başta imani olarak sakat bulduğu bu anlayışa karşı Millete niye kendimizi anlatamadık, bunlara hep bakacağız. Suçu millette atmayacağız. Kendimizde arayacağız Sözlerini söyledi.Madde 1: Millet haklıdır.Madde 2: Milletin haksız olduğu yerde 1’inci madde geçerlidir .Erdoğan’ın bulduğu halefinin partiyi bölmemesi gerekiyor. Bunun için yeni lider için bir efsaneye ihtiyaç var. Burada İki aday öne çıkıyor. İkisi de aktif görevde. Birinin motorunun soğuması, diğerinin motorunun ısınması gerekiyor.

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine ilişkin adaptasyon dönemi derken her şey TBMM, Hükümet ve bürokrasiyle sınırlı kaldı. Bakan sayısı artıyor. Bakanlıklar yeniden bölünecek. İlk kez İki yeni bakanlık kurulacak. Sermayeden yemeyen bakan isimleri bulunacak/bulunuyor. Sol Partilerde aktif siyaset yapmış isimlerin yeni kabinede yerini aldığını görürseniz hiç şaşırmayın. Türkiye İttifakı diye adlandırılan 1920’nin yüzüncü yılında aslında Yeni bir Kuvay-ı Milliye demek.Reformlar siyaset ve bürokrasi ile sınırlı değil. Örneğin yeni döneme ilişkin sendikal hayata çeki düzen verilecek. Erdoğan’ın danışmanlarına göre sendikalar ve konfederasyonlar derebeylik oldu ve devletten besleniyor. İşçi ve memur sendika ayrımı bitiyor. Kamu işçisi ve özel sektör işçisi deyimi realize edilecek. Mevcut işçi ve memur sendikaları tek çatı altında bütünleşecek.Adalet reformu. Bu örnek Türkiye İttifakı’nın veri tabanını aynı zamanda ortak mutabakatını oluşturdu. Buna benzer yeni adımlar geliyor. Siyasi Partiler kanununda değişiklikler gibi. Ülke seçim barajının düşürülmesi gündemde. Ancak bu olayın kritik aşaması HDP’nin yerine örgütlenecek yeni demokratik Kürt Hareketinin oluşması.Siyasi partiler, hem milletvekilliği için hem de belediye başkan adaylarını belirlemek için kesinlikle ön seçim getirecek. Liderlere tanınan aday kontenjanı sınırlandırılacak.Valilerin seçimle işbaşına gelmesi, yerel yönetimlere yönelik kolluk kuvvetlerinin güçlendirilmesi (Trafik yerel yönetimlere bırakılacak, yerel seçimlerde partiler arası ittifaka imkan tanınması, çatı adaylarla seçime gidilmesi ve iki turlu yerel seçim şartının getirilmesi gibi radikal ve baş döndürücü reformlar bulunuyor.Elbette ki adalet deyince akla gelen siyasi bir af tasarısı. Ancak bunun önündeki en büyük engel aktif terörle mücadele. Özellikle bölücü terör ile mücadele konusunda en önemli somut adım ise KANDİL’in aydınlatılması. Kısa bir zaman içerisinde Türkiye’nin KANDİL sorunu kalmayacak. Çünkü çözüm sürecine benzemeyen ve ancak içinde Türkiye İttifakı’nı benzer bir sürecin yaşanacağı bir dönem geliyor. Bunlardan önce Türk Silahlı Kuvvetleri dost ve kardeş Irak’ın sınırları içerisindeki KANDİL’i huzur dağı haline getirecek. İlk sinyaller verildi. Bir gece ansızın gelebiliriz derken kimse böyle bir operasyonu beklemiyordu.

  • in , , , , ,

    Tayyip Erdoğan’a Diploma Davası Açan Kişi İmamoğlu’nda Yardım İstedi

    24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce yeniden başlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diploması tartışması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne taşınmıştı.Diploma tartışmasını takip eden Oğuz Tolga ve Metin Güler, Türkiye’deki mahkemelerden ve Yüksek Seçim Kurulu’ndan bir sonuç alamayınca yeni bir aşamaya geçip, ellerindeki belgeleri bir dava dilekçesi ile birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmuşlardı.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de dava dilekçesini ve eklerini inceledikten sonra 16 Temmuz 2018 günü Metin Güler adına bir belge düzenleyerek konuyu 32372/18 dosya numarası ile aldığını onaylamıştı.Metin Güler, 23 Haziran İstanbul seçimlerinin ardından ise yeni hamle yaptı. Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığına bir dilekçeyle başvurdu.İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na seslenen Güler, dilekçesinde şu ifadeleri kullandı.Sayın Ekrem İmamoğlu.Ben Evrensel Yol Partisi genel başkanı Metin GÜLER iken; 2 Mayıs 2018 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Recep Tayip Erdoğan’ın diplomasının şüpheli olduğuna dair tüm iç Hukuk yolları kapandığı için başvurdum.2018 Yılındaki Milletvekili seçimlerinde Evrensel Yol partisinden istifa ederek; İstanbul’dan bağımsız olarak milletvekili adayı oldum. Halen parti ile bir ilişki kalmamıştır. Türkiye ve Fransa çifte vatandaşıyım. Türkiye’de (YSK, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay) mahkemelerine başvurarak hepsinden ret aldığımdan ve basında çıkan haberleri toplayarak Fransa’ya gelerek Strazburg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdum. Başvurum değerlendirmeye alındı. Halen dava devam etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurudan sonra; Cumhurbaşkanına hakaret ettiğim gerekçesiyle tarafıma Ankara ve İstanbul’da çeşitli Mahkemelerde tarafıma Ceza ve Tazminat davası açılmış bulunmaktadır. Bu davalar nedeniyle Türkiye’ye gelememekteyim. Halen Fransa’da yaşamak mecburiyetinde kaldım.Hakkında açılan davalar nedeniyle Türkiye’ye dönemediğini kaydeden Metin Güler, ayrıca şunları kaydetti: Bu nedenlerde Türkiye’ye dönememekteyim.

    Recep Tayyip Erdoğan’ın Diplomasının şüpheli olduğuna dair Mahkemede savunma yapmak durumdayım bu nedenle de bu durumla ilgili belgelere ihtiyacım bulunmaktadır. Savunmamı yapacak Avukat benden Recep Tayip Erdoğan’ın diplomasıyla ilgili dokümanları istemiştir.Recep Tayip Erdoğan 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yapmış bulunmaktadır dönemde Belediye arşivlerinde bulunan Recep Tayip Erdoğan’ın öğrenim durumunu bildiren evraklara ihtiyacım bulunmaktadır. Sizden ricam savunma yapabilmem arşivlerde bulunan bu belgelerin tarafıma iletilmesidir.Aksi takdirde Mahkemelerde savunma hakkım eksik kalacaktır Bu belgelerin Avukatımın beni savunabilmesi için hayati bir önem taşımaktadır.Açmış olduğum dava nedeniyle aynı zamanda ölüm tehditleri almaktayım; bu nedenle de aynı zamanda maddi ve manevi olarak mağduriyet yaşamaktayım. Bu davalar nedeniyle Türkiye’ye gelememekteyim. Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

  • in , , , , , ,

    Popular

    İşte Ali Babacan’ın partisine katılacağı konuşulan isimler

    Babacan’ın ardından AK Parti’den başka istifaların da olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ali Babacan’ın kuracağı partiye AK Parti’de birçok önemli görevde yer alan bazı isimlerin katılacağı ifade ediliyor.

    11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Ali Babacan’ın adının anıldığı yeni partide hareketlilik hız kazandı. Babacan’ın AK Parti’den istifası ile yeni parti iddiaları resmiyet kazanırken, AK Parti’den başka istifaların da olmasına kesin gözüyle bakılıyor.40’a yakın vekilin AK Parti’den istifa ederek yeni parti saflarında yer alacağı iddiaları kulislerde konuşulurken, yeni partide yer alacak ilk isimler de belli olmaya başladı.Adalet eski Bakanı Sadullah Ergin, eski Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, eski Başbakan Yardımcısı Prof. Beşir Atalay, Diyanet’ten sorumlu eski Devlet Bakanı Prof. Mehmet Aydın ve Sanayi ve Teknoloji eski Bakanı Nihat Ergün’ün aralarında bulunduğu isimlerin önümüzdeki günlerde AK Parti’den istifa edecekleri belirtildi.Öte yandan eski AK Parti MKYK üyesi ve eski Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Can’ın da yeni parti çalışmaları içinde yer alacağı konuşuluyor.

  • in , , , , ,

    Popular

    Ekrem İmamoğlu’nun ortaya çıkan fotoğrafı sosyal medyayı salladı

    İstanbul Büyük şehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun, her Türk ailesinde geleneksel olarak karşımıza çıkan baba oğul pozu verdiği fotoğrafı ortaya çıktı. Çıkan bu fotoğraf herkes tarafından oldukça benimsenir en, bir çok kişi babasıyla birlikte çektirdikleri eski fotoğraflarını İmamoğlununkine benziyor diyerek fotoğrafın altında paylaştı.

     

    Ekrem İmamoğlu, 1970`te Trabzon’da doğdu. Trabzon Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden mezun olarak yine İstanbul Üniversitesi’nde İnsan Kaynakları ve Yönetimi bilim dalında Yüksek Lisans eğitimi aldı. 1992`de inşaat ve taahhüt işleri yapan aile şirketinde iş hayatına başladı. Bu şirkette Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Okul yıllarında amatör olarak futbol oynadı.

     

  • in , , , , , ,

    Popular

    Kovulan Akit yazarının iddiası: Arınç büro çalışanı kadını hamile mi bıraktı?

    Yeni Akit’ten kovulan köşe yazarı Mehtap Yılmaz, Bülent Arınç’ın büro çalışanı bir kadını hamile bıraktığını iddia etti. Arınç, kendisine iftira atıldığını belirterek, Yılmaz hakkında dava açacağını açıklamıştı.Yeni Akit’ten kovulan köşe yazarı Mehtap Yılmaz, AKP’li eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın yardım ettiği bir kadından çocuğu olduğunu iddia etti.Twitter’dan paylaşımlar yapan Mehtap Yılmaz, Twitter’den +18 p rno paylaşım yapan Bülent Arınç mı bana terbiyeden, edepten, ahlaktan söz ediyor? Büro çalışanı bir hanımı hamile bıraktığı, sonra da çocuğuna sahip çıkmadığı iddia edilen Arınç mı? AK Parti camiasında herkesin bildiği ama konuşmaktan korktuğu bir vaka bu dedi.Buradan hareketle Bülent Arınç denen kifayetsiz muhteris edepten, ahlaktan söz edecek en son kişi bile değildir diye yazan Mehtap Yılmaz, Habertürk’te bir de mutlu eş edebiyatı yapıyordu utanmadan! Twitter’den kazayla yaptığın +18 p rno paylaşım nedir o zaman? Yardım ettiğin kadından çocuk yapmak nedir? Tüylerim diken diken oluyor bu ideal eş maskeli çapkınları gördüğüm zaman! Midem bulanıyor tweetlerini attı.Mehtap Yılmaz’ın iddalarına kişisel Twitter hesabından yanıt veren Bülent Arıç, Yılmaz hakkında dava açacağını kaydetti.

    Arınç’ın tweetleri şöyle:Çamur üslubu ve çirkefliği karakter haline getirmiş, kendi fantezi dünyasında yaşayan, ağzından irin damlayan, çirkin iftiralarla beni hedef alan ilkesiz, kişiliksiz şahıslarla yargı önünde hesaplaşacağım. Hamd olsun yıllardır siyasi arenada ve toplum önünde özel hayatı, aile yaşantısı ve fikirleri didik didik edilmiş sonucunda güzel ahlaktan, güzel örneklerden başka hiçbir şey bulunamamış bir insanım.Böylesi edepten, ahlaktan nasipsiz kişilerin iftirası benim üstüme yapışmaz. Dostlarımız ve sevenlerimiz müsterih olsunlar.Mehtap Yılmaz, Bülent Arınç hakkında yazdığı yazısı nedeniyle Akit gazetesinden kovulmuştu.Bülent Arınç da Habertürkte bir programa katılmış, Yeni Akit yazarı Mehtap Yılmaz’a sert sözlerle yüklenmişti.Arınç, programda isim vermeden Mehtap Yılmaz’a yüklenerek, Maalesef Ak Parti’yi koruyacağım diye veya Sayın Erdoğan’ı daha güçlendireceğim diye çok yanlış hareket yapanlar var. Güya yazı yazıyorlar güya internet ortamında bir takım şeyler yayıyorlar. Bunların hiçbirisinin Ak Parti’ye ve Sayın Erdoğan’a faydası yok, zararı var. Biz zarar göreceksek en çok bu edepsiz takımından göreceğiz ifadelerini kullanmıştı.

  • in , , , , ,

    Devletin Kasasından 800 Milyon TL

    Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 2018 yılına dair Cumhurbaşkanı Erdoğan imzalı faaliyet raporu yayınladı. Rapora göre devletin kasasından vakıf ve derneklere yapılan cari transfer 818 milyon lira.Önceki yıllarda Başbakanlık tarafından hazırlanan faaliyet raporu, 24 Haziran 2018’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesiyle Cumhurbaşkanlığı tarafından kaleme alındı. Bu nedenle rapor, başkanlık sisteminin ilk altı aylık dönemini de kapsıyor.

    DW Türkçe’nin haberine göre; Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın hazırladığı rapor, devletin kasasından vakıf ve derneklere yapılan cari transfer 818 milyon lira harcadığını gösteriyor. Bu dernek ve vakıfların hangileri olduğuna dair bilgiyse yok. Daha önce de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) AKP’li yönetiminin Erdoğan ve ailesine yakın vakıf ve derneklere yüksek meblağda yardım yaptığı ortaya çıkmıştı. İBB’nin CHP’li meclisi üyelerinden elde edilen bir rapora göre belediye 2018 ve önceki dönemlerde söz konusu vakıf ve derneklere 847 milyon liradan fazla para harcadı.Raporun dikkat çekici bölümlerinden biri de merkezi yönetimlerin borçları için 73 milyar 961 milyon lira faiz ödendiği. Raporda faiz giderlerinin öngörülenden fazla gerçekleştiği, bunun sebebinin dövizdeki kur artışları olduğu belirtiliyor.Raporun faiz giderleriyle ilgili bölümünde de bütçe disiplininden sapıldığı gözlemleniyor. Faiz giderlerinin GSYH’deki (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) payı 2017’de yüzde 1.8 düzeyindeyken, 2018’de yüzde 2 ye çıkıyor.Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu’na göre bu durum devletin üzerindeki faiz yükünü de artırdı. Kozanoğlu, Türkiye’nin borçlanmada zorlanmasıyla borcu çevirmek için yüksek faizlerle borç aldığını, bu durumun da faizleri yukarı çektiğini söylüyor.

    Rapor, sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetlerine yılsonu itibariyle 830 milyar 809 milyon 401 lira ödendiğini ve bunun da öngörülenden daha yüksek olduğunu gözler önüne seriyor. Söz konusu bölümde genel kamu hizmetleri, savunma hizmetleri, dinlenme, kültür ve din hizmetleri, sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri gibi kalemler bulunuyor. Harcamaların bu denli yüksek çıkması ile ilgili olarak raporda, Ülkemizde meydana gelen afet ve acil durum olayları sebebiyle bu durumdan etkilenenlerin acil temel ihtiyaçlarını karşılamak ve alt yapılarda meydana gelen hasarları gidermeye yönelik giderler ile ülkemizde geçici koruma statüsünde barındırılan Suriye vatandaşlarına yönelik giderlerin öngörülenden yüksek gerçekleşmesidir ifadelerine yer veriliyor.Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin uygulanmaya başladığı ilk altı aylık dönemde ekonominin tahminlerin altında büyüdüğü, işsizliğin tahminlerin üzerine çıktığı, kişi başına gelirin azaldığı, enflasyonun da yükseldiği görülüyor. Raporda büyüme hızının Ekim 2017’de açıklanan orta vadeli programda (OVP) yüzde 5.5 olarak öngörüldüğü, daha sonra 2018 Eylül’de ise 3.8 olarak güncellendiği görülüyor. Ancak rapora göre tahminlerin ikisi de tutmamış ve büyüme yüzde 2.6 olarak gerçekleşmiş. Buna bağlı olarak da yüzde 10.5 olarak öngörülen işsizlik oranının yüzde 11’e yükseldiği görülmekte. Yine OVP’de 11 bin 409 dolar olarak tahmin edilen kişi başına gelirin 9 bin 632 dolara gerilediği dikkat çekiyor.Raporda enflasyonun da öngörüler üzerinde gerçekleştiği görülüyor. Zira OVP’de yüzde 7 olarak öngörülen enflasyon 20.3 olarak gerçekleşmiş.2018 de görev zararlarına yönelik transferler için 55 milyar 849 milyon lira ödenek öngörülürken, yıl sonunda harcanan para 80 milyar 897 milyon liraya çıktığı da dikkatlerden kaçmıyor. Bu giderlerde harcamanın başlangıç ödeneğinden fazla olmasının temel sebepleri arasındaysa emeklilere dini bayramlar öncesinde yapılan ikramiye ödemeleri; sosyal güvenliği olmayanlara yapılan prim ödemeleri; özel bütçeli idarelerin emekli ikramiyeleri ile SGK’ya yapılan ek karşılık ödemeleri gibi başlıklar yer alıyor.Muhalif partilerin ekonomi kurmaylarının değerlendirmelerine göre Türkiye, kurala dayalı ekonomiden uzaklaşarak kısa vadeli ekonomi politikalarına yönelmiş durumda. CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak Deutsche Welle’ye yaptığı değerlendirmede ekonomiyi canlandırmak için alınan tedbirlerin kısa vadeli olduğunu ve Türkiye’nin mali disiplinden koptuğunu belirtiyor.Öztrak, Türkiye’nin bütçe açığı bu yılın ilk beş ayında üçe katlandı. Tek seferlik gelirler çıkarıldığında açığın altıya katlandığını görüyoruz. Bu doğrultuda borçlanmaların öne çekilmesi de faiz yükünü artırdı. Erdoğan, 24 Haziran 2018 seçimlerinden önce kendisine yetki verilmesi durumunda faizleri indireceğini belirtmişti. Ama Türkiye kendi ligindeki ülkelere göre negatif ayrışma gösterdi” ifadelerini kullandı.İYİ Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Yılmaz da sandıktan meşruiyet çıkarmak adına kısa vadeli politikalara yönelindiğini söylüyor. Raporu Deutsche Welle’ye değerlendiren Yılmaz, Türkiye ekonomide kurala değil, duruma göre bir yönetim tarzı belirlemiş durumda. Koordinasyonsuzluk, belirsizlik ileri aşamada. Kurumların zayıfladığını görüyoruz. Ak Parti, 2002’de kendini iktidara getiren ekonomik koşulları bu sefer kendisi yarattı diye konuştu.

  • in , , , , , ,

    Soroscu Dedi Ortalık Karıştı!

    Yeni Şafak gazetesi yazarı Yusuf Kaplan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın da yöneticisi olduğu KADEM’e Soros Projesi iddiasında bulununca damadı Selçuk Bayraktar’dan tepki geldi.İktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesi yazarı Yusuf Kaplan, Twitter hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın da yöneticisi olduğu KADEM hakkında eleştirilerde bulundu. KADEM’in Soros Projesi olduğunu iddia eden Kaplan’a yanıt Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’dan geldi. Twitter hesabından cevap veren Bayraktar, Soros projeleri iftirası vebaldir, Müslümanın hakkaniyetine yakışmaz ifadelerini kullandı.

    Konuyla ilgili Sümeyye Erdoğan’ın başkan yardımcısı olduğu Kadın ve Demokrasi Derneği’nden de açıklama geldi. Sosyal medyadaki eleştirilere tepki gösterdiği açıklama şöyle: KADEM olarak derneğimize ve vakfımıza yönelik saldırılara cevap vererek polemiğe girmek yerine işimize odaklanmayı; kadınlarımız, ailelerimiz ve toplumumuz için fayda üretmeyi her zaman tercih ettik. Fakat hakkımızdaki karalama kampanyasının ulaştığı boyut karşısında artık sessiz kalmamız mümkün değil. Kapsamlı bir basın açıklamasıyla atılan iftiralara cevap verecek, haklarımızı korumak için sonuna kadar mücadeleedeceğiz. Gerçek derdi, kadınlarımızın, ailelerimizin ve toplumumuzun iyiliği olanlarla ise daima istişare ve işbirliğine açığız. Kamuoyuna ve ilgililere saygıyla duyurulur. İşte Twitter üzerinde başlayan Kaplan ile Bayraktar arasındaki KADEM tartışması:

     

  • in , , , , ,

    FT: Erdoğan Gidişini Hızlandırdı

    İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times (FT), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’yı görevden alma kararını pervasız olarak nitelendirdi.Ankara ve İstanbul’da art arda seçim yenilgisi alan Erdoğan’a birilerinin başta ekonomi olmak üzere zararı telafi etmesi tavsiyesinde bulunmuş olması gerektiği belirtilen Financial Times baş yazısında, Ancak cumartesi günü aldığı karar gösteriyor ki, Erdoğan’ın otokratik eğilimlerini azaltmak ya da ortodoks olmayan ekonomi politikalarını dizginlemek gibi bir niyeti yok dendi.T24’ün haberine göre Financial Times’taki metnin öne çıkan bölümleri şöyle:Erdoğan bir kez daha hayati bir devlet kurumunun ve hükümetinin para politikasının kredibilitesini zedeledi.

    Türkiye’nin ihtiyacı olan son şey, kırılgan Türk Lirası üzerindeki baskıyı artıracak gereksiz bir vakaydı.Rus hava savunma sistemi S-400’lerin bu hafta teslim edilmesi ekleniyor ve Türkiye’nin ihtiyacı olan son şey, yatırımcıların yeniden konuşmaya başlamasına sebep olacak ve kırılgan Türk Lirası üzerindeki baskıyı artıracak gereksiz bir vakaydı.Türk seçmenler Erdoğan’ın ekonomi yönetimine dair kaygılarını mart ayındaki seçimde açık bir şekilde ortaya koydular. Hükümetin medyadaki etkisinin de yarattığı eşit olmayan şartlara rağmen Erdoğan’ın partisi AKP büyük bir kayıp yaşadı.Erdoğan, ekonomiyi uçurumdan aşağı atarak kendi gidişini ivmelendirme riskini de alıyor.Halkın iradesini kabul etmeye niyetli olmayan Erdoğan, İstanbul’da seçimlerin yenilenmesinde ısrar etti ve AKP haziranda daha da büyük bir farkla yeniden kaybetti. Çalkantılı geçen seçim sarmalından sonra kendi partisinde bile ülkenin sonunda biraz istikrara kavuşacağı ve ekonomiyi düzeltmeye odaklanılacağı yönünde bir umut yeşermişti. Bu iyi niyetin naifliği şu anda gündüzüne çıkıyor. Yeni Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal’ın bir zamanlar yüksek faizleri ‘tüm kötülüklerin anası ve babası’ olarak nitelendiren Erdoğan’a istese bile karşı çıkabileceğini çok az kişi düşünüyor.Dışarıdan gelen akışa bağımlı ekonomisiyle Erdoğan ateşle oynuyor. Ekonomiyi uçurumdan aşağı atarak kendi gidişini ivmelendirme riskini alıyor, aynı zamanda da Türkiye’deki mükellefler ve şirketler için işleri daha acılı hale getiriyor.

  • in , , , , ,

    İmamoğlu’ndan AKP’li Göksu’ya Ayar!

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Giderlerin Hesapsız ve Ölçüsüz Artma Sebebi başlığı altında devralınan belediyenin gelir ve giderlerinin analizini yaptı. İmamoğlu, İBB’nin finansal yapısının bozulmasının yedi nedeni olduğunu söyleyerek maddeleri sıraladı.İBB Meclisi toplantısı, Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medya hesabından canlı olarak paylaşılıyor.

    Toplantı Ekrem İmamoğlu’nun açılış konuşmaıs ile başladı. İmamoğlu temmuz ayında ölenleri andığı konuşmasının ardından sözü AKP grubu adına Grup Başkanı Tevfik Göksu’ya verdi.Göksu konuşmasına Ekrem İmamoğlu’nu tebrik ederek başladı ve 23 Haziran seçimi için, “İstanbullular iradesini göstermişti. Bizim için milletin iradesi başımızın üzerindedir. Bu sonuçlarla İstanbullular icra yetkisini size, denetleme yetkisini ise bize vermiştir” dedi. Göksu daha sonra AKP döneminde yapılanları anlatarak kenti yeni yönetime emanet ettiklerini söyledi. Belediye ile ilgili yolsuzluk iddialarının asılsız olduğunu savunan Göksu, İstanbulluların yararına olacak her projeyi destekleyeceklerini ifade etti. AKPsözcüsü, Güzel şeyler yapacaktık ama dedirtmeyeceğiz, sizlerin geçmişte yaptığı gibi engel olmayacağız. Hatta sayın başkanın vaatlerini teklif haline getirip meclise sunacağız. AK Parti ve MHP olarak kendi partisi destek vermese bile biz destek vereceğiz dedi.Göksü, Dün CHP’nin ve Sayın Başkanın iletişimini üstlenen bir gazetede sayın valimiz hakkında ahlaksız bir haber yayınlandı. Bunu servis eden her kimse, ki bunu da herkes az çok biliyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nden borçlanma kararı çıkmadan belediye başkanı nasıl borçlanabilir diyerek CHP’yi eleştirdi. Göksu konuşmasının ardından belediye hesaplarının yer aldığı kitabı İmamoğlu’na verdi. İmamoğlu ise En kısa zamanda bunun revize edilmiş halini size sunacağım. Çünkü içindeki bilgiler pek doğru değil yanıtı verdi.

    Tevfik Göksu’nun ardından sözü CHP Grubu adına Doğan Subaşı aldı. CHP Grup Başkanvekili Subaşı, Göksu’nun İstanbul’u siz emanet ediyoruz sözünü eleştirerek, Emaneti millet verir millet alır. Bunun da Pontus ifadesi gibi dil sürçmesi olduğunu sanıyorum dedi.Subaşı, Bu seçim 1950 seçimlerinden bu yana en önemli seçimdir. Buna önemi veren ise Sayın Başkanımız İmamoğlu toplumun çok değişik kesimlerinden oy aldı. Sosyalistler, muhafazakarlar, ülkücüler, Saadet Partililer, MHP’liler, AK Partililer oy verdi. Milli Birlik sayın İmamoğlu’na oy verdi. Toplum eğer doğru davranırsanız, doğru konuşursanız arkanızda durur. Bunu gördük. Bu seçim sonucunu bütün dünyaya gururla anlatabiliriz diye konuştu.Subaşı’nın ardından söz alan Göksu, Emanet sözünden rahatsız oldunuz, neden rahatsız olduğunuzu biliyorum. Emanet güvenilir insanlara verilir dedi. Ekrem İmamoğlu ise Bu karşılıklı sözler sabaha kadar sürer. Ben 23 Haziran seçimlerinin sizin bu sözlerine yanıt olduğunu sanıyordum. Bir kere Sözcü gazetesi CHP’nin ya da benim iletişim organı değildir. Ben son süreçte hangi basın yayın organlarının kimin iletişim organı olduğunu iyi öğrendim karşılığını verdi.

    Ekrem İmamoğlu ile Tevfik Göksu arasında bir tartışma yaşandı. Göksu ile İmamoğlu arasındaki diyalog şu şekilde:Ekrem İmamoğlu: Tevfik bey tartışma bitti. Önergeye geçin.Tevfik Göksu: Ne konuşacağımıza siz mi karar vereceksiniz?Ekrem İmamoğlu: Evet ben vereceğim. Meclis başkanıyım ben.Tevfik Göksu: Arkadaşımız…Ekrem İmamoğlu: Mikrofonu keser misiniz ben konuşmamı bitireyim lütfen. Tevfik Bey şu anda önerge vaktine geçtik. Bu konu münazara edildi ben kararımı verdim. Lütfen ikinci önergenizi alalım.AKP Grup sözcüsü Faruk Gökkuş’da söz alarak bazı belediye çalışanlarına sendika konusunda baskı uygulandığını iddia etti. Gökkuş ayrıca Ekrem İmamoğlu’nun belediye meclis toplantıları ile ilgili gazetelerde yer alan demecini eleştirerek, Biz beş gün çalışmayı öneriyoruz ve oylanmasını istiyoruz dedi. Ekrem İmamoğlu, meclis toplantılarının başkanlık tarafından belirlenebileceğine dikkat çekerek mevzuatı okudu. İmamoğlu daha sonra, Beş gün boyunca toplanacak diye bir kural yok. Bunu belirlemek de sizin hakkınız değildir. Bence beş gün boyunca toplanmasına, belediye koridorlarının kulise dönmesine gerek yok. Gündem bittiyse toplantıyı sürdürmenin anlamı yok. Buna neden takıntı yaptınız dedi.CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı ise, Meclis çalışmasını gündem yoğunluğuna göre belirlersiniz. Gelenek filan diye bir şey olmaz. Komisyonlar 9 kişiden 8 kişiye düşürülürken gelenek yoktu şimdi mi var. Fatih Belediyesi’nden toplantı üç günden iki güne indirilirken de gelenek yoktu. Ayrıca çalışanlara mobing yapıldığı iddia edildi. Bu belediyede çalışanlarımıza kötü davranılmaz. Bu belediyeyi yöneten orada oturuyor diye konuştu.

    Ekrem İmamoğlu İBB Meclisi Toplantısında giderlerin hesapsız ve ölçüsüz artma sebebi başlığı altında belediyenin mevcut durumunu şu sözlerle anlattıAn itibariyle 7.2 milyar lira olan gelir-gider farkı 9.8 milyara kadar çıkmaktadır. Ayrıca enflasonist ortam, gelir gider dengesini daha daa arttıracağı bir gerçektir. Enflasyonist ortamda kamunun vergi gerlirleri de düşer. Kurdaki artış sebebiyle artar. Enflasonun gerçekleri ciddiye alınmadan yapılan bir 2019 bütçesi var karşımızda. Büyükşehir Belediyesi bu alanla hiç uğraşmamış. Gelirleri arttırmak yerine israf düzenine öncelik verilmiş.An itibariyle 7.2 milyar lira olan gelir-gider farkı 9.8 milyara kadar çıkmaktadır. Ayrıca enflasonist ortam, gelir gider dengesini daha daa arttıracağı bir gerçektir. Enflasyonist ortamda kamunun vergi gerlirleri de düşer. Kurdaki artış sebebiyle artar. Enflasonun gerçekleri ciddiye alınmadan yapılan bir 2019 bütçesi var karşımızda. Büyükşehir Belediyesi bu alanla hiç uğraşmamış. Gelirleri arttırmak yerine israf düzenine öncelik verilmiş.İBB’nin bütçe gelirlerinin %97’si devlet kurumlarından alınan paylar, gayrimenkul satış geliri, iştirak karlarından oluşmaktadır. Yüzde 72’si de devlet geliri. İlk altı ay yoğun bir düşme gerçekleşmiştir. 1 milyara yakın olduğu tarafımızdan gözlemlenmiştir.

  • in , , , , , ,

    AKP’li 40 Vekil İstifa Edip…

    Ali Babacan’ın AKP’den istifası sonrası parti içindeki hareketlilik gözle görülür bir şekilde arttı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tepkili olan en az 40 milletvekilinin istifa ederek yeni partiye geçmesi bekleniyorYeni parti iddiaları ile uzun süredir ülke gündeminin üst sıralarında bulunan eski Bakan Ali Babacan, beklenen hamleyi gerçekleştirdi ve AKP’den istifa etti.

    Yeniçağ’ın haberine göre, Babacan’ın istifası sonrası yeni parti çalışmaları resmiyet kazanırken, AKP kanadında dikkat çeken gelişmeler yaşanıyor. Yerel seçimde alınan yenilgi sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tepkilerin arttığı AKP’de milletvekillerinin alacağı tavır merakla bekleniyor. Abdullah Gül ve Ali Babacan, yaklaşık 3 aydır AKP’li milletvekillerini kuracakları yeni partiye geçmeleri için ikna etmeye çalışıyor. Başkanlık sisteminin getirdiği tek adam yönetimi ve Erdoğan’ın partiden kopuşundan rahatsız olan yaklaşık 40 vekilin partiden istifa ederek Babacan’ın kuracağı yeni partiye geçmesi bekleniyor. Sürecin nasıl işleyeceği belirsizliğini korurken, AKP yönetiminin söz konusu vekilleri ikna etmek için yoğun çaba harcadığı öğrenildi.

Daha fazla göster
Congratulations. You've reached the end of the internet.