• in , , , , ,

    BURASI SURİYE DEĞİL…TÜRKİYENİN BAŞKENTİ ANKARA…ŞOK OLACAKSINIZ…

     

     

    Ülkelerindeki savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyeliler, Ankara’da bir mahalleyi Suriye’ye çevirdiler. Tüm ihtiyaçlarını Suriyeli esnaf karşılıyor. Kuaföründen restorantına kadar her alanda iş sahibi oluyorlar. Mahallede Türk esnaf yok denecek kadar az.

    “GURBETTE GURBET OLMASIN DİYE”

    Küçük bir Suriye’yi andıran mahallede iş sahipleri, iş yerlerinde sadece Suriyelileri çalıştırınca gurbeti hissetmediklerini söylüyorlar.

    Restoranlarda kendi kültürlerine ait lezzetleri tercih ediyorlar.

  • in , , , , , ,

    Ayşen Gruda, Erdoğan’a böyle seslenmişti

    CUMHURİEYET’E SIMSIKI YAPIŞIN

    28 Ekim 2018: (56. sanat yılı nedeniyle düzenlenen gecede yaptığı konuşma) : Ben halka güvenirim. Onlar da bana güvenirler hiç birbirimizi aldatmadık bugüne kadar. Halkımızdan umutluyum. Mutluluk ise, saniyelerdir. Her dakika mutluyum diye bir şey olmaz.
    Eşyanın tabiatına aykırı. Ben burada eğer oturuyorsam, sizler de beni oradan izliyorsanız Atatürk bize Cumhuriyeti armağan ettiği için, âlemin kadınları bisiklete bindiği için bayram ediyor. Biz istediğimiz zaman bisiklete, arabaya biniyoruz. Cumhuriyete sımsıkı yapışın.

    HÜLYA HANIM BU HÜLYALARDAN UYANSIN

    24 Şubat 2018: (Bir gazeteye verdiği söyleşide Hülya Koçyiğit’in, ‘Ülkede baskı yok, aksine herkes fazla özgür’ sözleri üzerine): Sevgili Hülya, daha ne yapsınlar pardon, kamçıyla mı dövsünler bizi?

    Hülya Hanım bu hülyalardan bir an evvel uyansın. Kendisine teşekkür ederiz bu pek engin düşüncelerini bizimle paylaştığı için. Ama bunları lütfen kendine saklasın. Çok seveni var, eski bir sanatçı. Bu laflar hiç hoş değil. Benim çok tuhafıma gitti.

    (‘Artık ülkede siyasi hiciv yapılamıyor deniyor. Sizce de öyle mi?’ sorusu üzerine:) Yapan yapıyor ama ne şartlarda? Ya da yapınca nelerle karşılaşıyor? Bunlara bakmak lazım. Ben bu ülkenin başbakanı, cumhurbaşkanı olsam ve benim tiplemem yapılsa, “Demek ki beni ne kadar seviyorlar” derim. Yapmadıkları zaman üzülürüm

    TELEVİZYON SAHİPLERİ HİÇ UTANMIYORLAR MI?’

    31 Mart 2017 (Oyuncu Halit Akçatepe’nin yaşamını yitirmesinin ardından bağlandığı NTV canlı yayınında): Bu televizyon sahipleri yapımcılar utanmıyorlar mı? Reyting rekorları kıran filmlerin oynayan oyuncularına bir kuruş telif hakkı vermiyorlar. Utanmıyorlar mı yüzleri kızarmıyor mu? Sonradan arkasından ah vah etmek için yine reyting rekorları kırıyorlar çok acımasız bir sektör!

    BÜLENT ARINÇ’A BİR ERKEK OLARAK SEN SUS

    6 Eylül 2015: (Gazetemize verdiği söyleşide ‘Bugün hangi siyasi liderin sizi aramasını istersiniz?’ sorusu üzerine) Kimse aramasın beni. Önce şu ülkeyi düzeltsinler. Vakit kaybetmemeleri lazım. Kim kanı durdurursa oyumu ona vereceğim. “Bir kadın olarak sus’ diyen Bülent Arınç’a aynı şeyi söylüyorum. Arınç’a: ‘Bir erkek olarak sen sus! Ağlamaya devam et. Tam ağlanacak zaman zaten. Devam et ağlamana, otur oturduğun yerde’ diyorum. Politikacı dediğimiz insan önce kendini sevmeli ama sevme işini fazla abartmadan…

    Ülkesini de, halkını da sevmeli. Ayrım yapmadan ırk ayrımı gözetmeksizin. Atatürk bunu yaptı. En çok istediğim şey ne biliyor musunuz? Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir kahkaha atması. Ben ona kahkaha attırırım. Bir kahkaha atsın bütün vücudu, sinir uçları rahatlayacak. Bir kahkaha atsın veya bir kedi alsın. Yine Bülent Arınç’a ithafen de diyorum ki kadınlar hep gülmeli. Cehaleti ortadan kaldıracak olan budur

    YEĞENİM SAKİN OL’

    17 Haziran 2013: (Halk Tv’ye bağlanarak Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a hitaben) “Oğlum demeye de yaşımız tutmuyor. Yeğenim diyeceğim ona. Bu ülkeyi bölmek çok kolay, bir arada tutmak çok zor. İstersen hiç kimseye haber vermeden seninle görüşürüm. Seni yanıltan birileri var. İnsanları birbirine kırdırma. Biz birlikte yaşamak zorundayız. Bizim gidecek başka ülkemiz yok. Öteki beriki olmaz. Empati yap. Benim torunlarım var, senin de torunların var. Yeğenim.. sakin ol. Seni yanıltıyorlar, yapma kanma.. Benim gidebileceğim bir başka ülkem yok. Senin var mı? Öteki, beriki yapma. Empati yap. Ben sana empati yapmayı öğretirim yeğenim.

    Yeğenim nolursun, seni yanıltıyorlar. Ben 56 senelik oyuncuyum, bir tane evim var.. Senin nelerin var, insan mezara çoraplarını bile götüremiyor. Bir sakin ol.. Sen bu ülkenin başbakanısın. Senden rica ediyorum Sevgili Recep Erdoğan. Bugün konuşmanı dinledim. Yapma, seni yanıltıyorlar.. Bu insanları kızdırma, bunun sonu felaket. Rica ediyorum yeğenim beni duy, biz bu ülkede hep beraber yaşamak istiyoruz. Bölme, yapma.Recep Tayyip Erdoğan, yeğenim sevgi, empati her şeyin ilacı. İstiyorsan sana bunları öğretirim.Yapma yeğenim yapma yapma.. Sana kızmak istemiyorum, seni anlamaya çalışıyorum. Nolursun yeğenim elele verelim bu ülkeyi düzeltelim. Bu ülke zaten düzgün bir ülkeydi. Allah seni iyilikle islah etsin.”

    ‘DEVLET BANA GÖREV VERSİN MAĞARALARA GİDERİM’

    6 Şubat 2013: (Verdiği bir söyleşide) “Neyin ispatı ve kavgası içindeyiz. O Kürt çocukları da anne, baba kuzusu. Küçük hesaplar yüzünden iki tarafta ölüyor. Dövüşe dövüşe değil masa başında konuşa konuşa halletmemiz gerekiyor. İnanıyorum aklı başında siyasiler, insanlar bunları görüyorlar. Hepimizin çocukları var. Bu savaş çok gereksiz. Eğer ki bu konuda katkım olacak ise mağaralara kadar gitmeye razıyım. PKK mağaralarına giderim. Çünkü onlar bana bir şey yapmazlar. Onlar da benim filmlerimle büyüdüler. Ben de endişeliyim ki o filmlerin neresinde yanlış yaptığımı düşünüyorum. Bana bir şey yapmazlar. Bu devlet bana bir görev verirse ben korkmadan ama hiç korkmadan mağaralara gidip o insanları ikna ederim. Masal anlatsam bile beni dinlerler.”

  • in , , , , ,

    AKP kulisleri bunu konuşuyor: Erdoğan ‘Genel Başkanlığı’ bırakabilir

    AKP, Cumhurbaşkanlığı – Parti – Meclis arasında yaşanan koordinasyon sıkıntısı ve kopukluk için formül arıyor. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP Genel Başkanlığı koltuğunu güvendiği bir isme devredebileceği iddia edildi.

    Hükümetten her ne kadar yeni sistemin başarılı olduğu yönünde açıklamalar yapılsa da AKP’de, Cumhurbaşkanlığı-Parti-Meclis arasında yaşanan koordinasyon sıkıntısı ve kopukluğun çözülemediği değerlendirmesi yapılıyor.

    Cumhuriyet’ten Emine Kaplan’ın haberine göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun programı nedeniyle partiye yeterince zaman ayıramadığı görüşü dile getirilirken, sorunların çözümü için Cumhurbaşkanlığı ile genel başkanlık görevlerinin ayrılması dahil 3 formül konuşuluyor.

    AKP kulislerinde, yeni sistemle birlikte AKP Genel Merkezi, Meclis yönetimi ve Cumhurbaşkanlığı arasında bağı güçlendirmek için şu formüller tartışılıyor:
    – Yardımcı sayısı artırılsın:

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yoğun programı ve her konuda karar almak için kendisinden onay alınmak istenmesi nedeniyle hem genel merkez hem de Meclis işleyişinde sıkıntı yaşanıyor. Cumhurbaşkanlığı yardımcısı sayısı artırılarak bir yardımcı “koordinatör” olarak görevlendirilebilir. Koordinatör olan yardımcı, Cumhurbaşkanlığı-parti genel merkezi-Meclis arasında bağı güçlendirerek daha hızlı karar alınması ve işleyişin hızlandırılmasını sağlayabilir.
    – Grupta tek başkan:

    Halen AKP Genel Merkezi’nde genel başkanvekilliği ve Meclis’te grup başkanlığı ayrı isimler tarafından yürütülüyor. Bu sistem, her iki makam da güçlendirilerek aynen devam edebilir. Ancak çok başlılığın önlenmesi için genel başkanvekilliği ve grup başkanlığı tek bir kişiye verilebilir. Erdoğan’ın yürütme işlerinden dolayı zaman bulamadığı durumlarda, hem genel merkez hem de gruptaki toplantıları bu kişi yürütebilir. Erdoğan ile haftalık görüşme yaparak sorunlara daha köklü çözümler bulunabilir.

    – Genel başkanlığa ayrı isim:

    Genel başkanlık ve Cumhurbaşkanlığı ayrılabilir. Erdoğan, genel başkanlığı güvendiği bir isme bırakabilir. Ancak bu formüle, Erdoğan’ın genel başkanlığı bırakmak istemeyeceği düşünülerek çok düşük bir olasılık tanınıyor. Ortaya konan bütün formüllerde Binali Yıldırım’ın adı öne çıkıyor.

    Erdoğan’ın 23 Haziran İstanbul seçiminin ardından kabine revizyonuyla Yıldırım’ı Cumhurbaşkanı yardımcılığı görevine getireceğine neredeyse kesin gözüyle bakılıyordu. Erdoğan’ın, Yıldırım’ı bu formüllerden birine karar verinceye kadar bekleteceği dile getiriliyor.

    AKP içinde herhangi bir uygulama değişikliğinin sistem tartışması yaratacağı da konuşuluyor. Bazı AKP yöneticileri, “Bunların her biri aslında fiili olarak başbakanlık sistemi. Hangisini getirirseniz getiren ayrı bir sistem oluyor” görüşünü dile getiriyor

  • in , , , , , , ,

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne damga vuran konuşma: Gezi’yi mumla arayacaksınız!

    TİP Genel Başkan Yardımcısı Barış Atay, Meclis’te emekçiler açısından Türkiye’nin ekonomik ve güncel durumu hakkında yaptığı konuşmada AKP sıralarına dönerek, “Gezi’yi mumla arayacaksınız!” dedi.Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkan Yardımcısı Barış Atay, Meclis Genel Kurulu’nda emekçiler açısından Türkiye’nin ekonomik ve güncel durumu hakkında yaptığı konuşmada AKP sıralarına dönerek, “Bir halkın varlık sebebi nedir? Holdinglerinizi her geçen gün biraz daha zengin etmek mi? Her gün biraz daha yoksullaşan, her dediğinize “Tamam, ağam.” deyip kendinize yeni uçaklar, araba konvoyları ya da yeni saraylar yaptırmanızı izlemek zorunda kalmak mı? Yaratılan korku devleti yüzünden bir kenarda başına gelecekleri beklemek zorunda kalmak mı?” diye sordu.

    TİP Genel Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Barış Atay, Meclis Genel Kurulu’nun 18. Birleşimi’nde gündem dışı söz alarak Türkiye’de emekçilerin yaşadığı ekonomik zorluklara, bir süredir devam eden toplu intiharlara ve Rabia Naz’ın ailesi ile olayı araştıran gazetecilere yönelik baskılara değindi.“İktidar partisi on sekiz yıldır ülkeyi yönetiyor. İktidara gelmelerinin en büyük sebeplerinden biri de 2001 krizi ve o günlerde sembolleşen ‘Sayın Başbakanım, al, ben esnafım’ diye yazarkasa atan esnaf. Yıllar boyunca, Türkiye şöyle ilerliyor, böyle büyüyor hamasetinin altında biz örneği sıkça duyduk iktidar partisinden” diyen Atay, “Peki, acaba emekçiler açısından her şey AKP’nin anlattığı gibi miydi?” diye sorarak şu ifadeleri kullandı:

     

    “Geldikleri günden bugüne anlattıkları bu toz pembe tablonun içinde bir nebze büyüme, refah varsa söyledikleri gibi emekçiler için değil milyonlarca lira vergilerini her sene bir daha, bir daha sildikleri, her ihaleyi bir şekilde verdikleri Cengiz, Limak, Kolin, Sancak, Sabancı, Koç ve birçok yandaş holding içindir emekçinin sırtına basarak, alın terini sömürerek, üstlerine basa basa refah içinde yaşıyorlardır, doğrudur partinin dediği.”

    Atay’ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

    ‘İŞ BULAMADIĞI İÇİN İNTİHARA YELTENENLER SÖZ ETTİĞİNİZ REFAHIN NERESİNDE DURUYOR?’

    “Peki, henüz iktidarının 5’inci yılında, geçinemediğini dönemin başbakanına söyleyen çiftçinin durumu nedir? ‘Ananı da al git, artistlik yapma’ cevabıdır. Kanser ilacını alamadığını bakana ulaşarak söyleyebilen Dilek’in durumu nedir? Cebine sıkıştırılan 3 kuruş paradır ve karşılığında verdiği ‘Siz çaresizliği hiç tatmamışsınız’ lafıdır. Peki, ya, ısınabilsinler diye çocuklarına saç kurutma makinasını açıp öbür odada intihar etmek zorunda kalan anne ya da pantolon alamadığı için canına kıymak zorunda kalan baba için durum nedir? Meclisin, belediyelerin önünde kendini ateşe verenlerin, Meclis çatısına çıkıp, iş bulamadıkları için intihara yeltenenlerin durumu nedir? Şu an onlarca fabrika, atölye, belediyeler önünde eylem yapan, halkları için şehirden şehre yürüyen ve zorbalıkla karşılaşan işçiler ya da hakları gasp edilen EYT’liler için durum nedir? Bütün bunlar sizin söz ettiğiniz refahın, büyümenin neresinde duruyorlar?”

    ‘BİR HALKIN VARLIK SEBEBİ HOLDİNGLERİNİ HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA ZENGİN ETMEK MİDİR?’

    “Bir halkın varlık sebebi nedir? Holdinglerinizi her geçen gün biraz daha zengin etmek mi? Her gün biraz daha yoksullaşan, her dediğinize “Tamam, ağam.” deyip kendinize yeni uçaklar, araba konvoyları ya da yeni saraylar yaptırmanızı izlemek zorunda kalmak mı? Yaratılan korku devleti yüzünden bir kenarda başına gelecekleri beklemek zorunda kalmak mı?”

    ‘KINIZI KAYBEDEN BİR BABA VE GAZETECİLER GÖZALTINA ALINDI’

    “Rabia Naz’ın ölümünün aydınlatılması için babası Şaban Vatan aylardır, yıllardır bir çaba içerisinde ve tam sesi duyuldu, ‘Komisyon kuruldu, araştırılacak’ denirken Komisyonun Giresun’dan gelmesinden bir hafta sonra bugün gözaltına alındı, dün Kazım Kızıl ve Canan Coşkun arkadaşlarımızla beraber. Daha önce de akıl hastanesine kapatmaya çalışmıştınız kızını kaybeden bir babayı. Yoksulluktan intihar eden Fatih’teki 4 kardeşe akıl hastası yaftası yapıştırmaya çalıştığınız gibi.”

    ‘TOPLUMUN PSİKOLOJİSİYLE OYNADINIZ, ÜLKENİN SOSYOLOJİSİNİ BOZDUNUZ’

    “Ne kadar maaş aldıkları tartışıldı. Hatta bir tanesinin 800 lira geçim desteği aldığı tartışıldı, 800 lira arkadaşlar, 800 lira alan bir kişi, haşa, nasıl intihara yeltenebilir mi ya, böyle bir şey mümkün mü Türkiye’de (!) Cumhurbaşkanı Yardımcısı aynı gün çıktı, “Yoksulluktan ölmediler” dediler, bütün aileyi araştırmış, bitirmiş. Aynı hafta Antalya’da bir aile ailecek intihar etti, Boğaziçi Köprüsü’nden bir yurttaş kendisini attı. Toplumun bütün psikolojisiyle oynadınız, ülkenin sosyolojisini bozdunuz ve bütün bunları defalarca duymanıza rağmen, yine karşımızda ‘Ne diyor ya bu?’ der gibi gülümsüyorsunuz; sizi de anlıyorum.”

    ‘BURASI ÇOKOMELLİ: MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR ARTIK’

    “Abdülhamit döneminden bu yana, belki daha kötü bir istibdat dönemi yaşatıyorsunuz ülkeye” diyen Barış Atay, “O zaman ‘yıldız’ demek, ‘burun’ demek yasaktı Abdülhamit’i anımsatıyor diye; şimdi savaşa giriyorsunuz, ‘savaş’ demek yasak; başkasını zoruyla ateşkes yapıyorsunuz, ‘ateşkes’ demek yasak; ‘kayyum atandı’ demek yasak; hatta, ekonomik krize ‘kriz’ demek yasak. Ekonomi kötü algısı yaratmak terör örgütlerinin yaptıklarıyla eş değermiş, böyle buyurmuş damat bey. Bakınız, burası çokomelli: Mızrak çuvala sığmıyor artık” şeklinde konuştu.

    ‘SİZ ÜLKEYİ KURBANLIK KOYUN YERİNE KOYANSINIZ AMA BİZ DE O İPİ SÖKECEĞİZ’

    Lütfü Akad’ın “Gelin” filminin hikayesini paylaşan Atay şunları söyledi:

    “Orta Anadolulu bir aile büyükşehre yerleşir, bir bakkal dükkânı açar. İşler nispeten tıkırındadır, bakkal büyümeye başlar ama her gün bulgur yerler fakat ailenin parası vardır, bir kenara para atar. Gelinin çocuğu rahatsızlanır, ateşler içinde, para gerekir hastaneye gitmek için ama o parayla Kurban Bayramı’nda kurbanlık koyun alınır ve o gelin, bütün o feodal yapıya rağmen, cesaret edip o kurbanlık koyunun ipini söker. Bakın, burada birçok Meryem var, bu ülkede birçok Meryem’iz; siz de kayınbiraderisiniz, kayınpederisiniz, o çocuğu tedavi ettirmek yerine gidip kurbanlık koyun alansınız, ülkeyi kurbanlık koyun yerine koyansınız ama biz de o ipi sökeceğiz, haberiniz olsun. Siz sanıyor musunuz ki böyle sonsuza dek sürecek ya da baskıyla, cezaevi tehditleriyle, polis zoruyla sonsuza dek susturabileceksiniz?”

    ‘BİZİ VURMANIN KURTULUŞ OLDUĞUNU SANIYORSANIZ YANILIYORSUNUZ’

    “Hasan Hüseyin bir şiirinde vermiş cevabınızı yıllar öncesinden” diyerek, “Ekmeği bol eyledik / Acıyı bal eyledik / Sıratı yol eyledik / Geldik bugüne / Ekilir, ekin geliriz / Ezilir, un geliriz / Bir gider, bin geliriz / Beni vurmak kurtuluş mu?” şiirini okuyan Barış Atay, “Bizi vurmanın kurtuluş olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bakın, emekçi halkımız yaşadığı birçok zorluğa rağmen çaresiz değildir; çaresiz olmadığını her gün, her an, her saniye yanlarında olarak sonuna kadar savunacağız ve dirayetle dile getireceğiz” dedi.

    ‘GEZİ’Yİ MUMLA ARAYACAKSINIZ’

    Birçok ülkedeki hükümet karşıtı eylemlere de değinen Atay, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:

    “Bugün Şili’de, Ekvador’da, Lübnan’da, Azerbaycan’da “Kesinlikle sokağa çıkmaz.” denilen insanların kendi iradelerini nasıl ortaya koyduğunu, nasıl karşı çıktıklarını görün, bakın, hiç aklınızdan çıkmayan Gezi’yi düşünün. Bu halk sizi iktidardan indirecek ama o gün emin olun, Gezi’yi mumla arayacaksınız.”

     

  • in , , , , , , ,

    Siyasetçilerin birbirinden absürt, yerin dibine sokan 21 efsane gafı

    Türk ve Türkiye siyaset dünyasından yüzlerce adını yazdırmış isim geçti bide bu isimlerin yaptığı gaflar var. Bunlar ilk duyulduğunda anlaşılmasa da sonrasında güldüren sözler.Gelin o meşhur gaflara bakalım.Tansu Çillerin “Sizi Allah’a emanet ediyorum” yerine “Allah’ı size emanet ediyorum” demesi

    Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “Ege bir Yunan gölü değildir, Ege bir Türk gölü de değildir. Binaenaleyh, Ege bir göl de değildir.” demesi.

    Devlet Bahçeli’in 40.yılında yaptığı miting de yaptığı o meşhur hesap. “2009’u yazarken iki 0 var. 9’un yanındaki 0 solda, sildiniz. Kaldı mı 9? 2’nin yanında bir 0 var, onu da sildiniz. Kaldı mı 2? Toplayın, ne yapar? 11 yapar. 2009’un içerisindeki iki 0’ı da sildiniz. Ne kaldı? 29 kaldı. 11’le 29’u toplayın, 40 yapar! Ve MHP’nin 40. yıl dönümü kutlu olsun!”Demişti ve o “40 YAPAR!” sözcüğü espri lugatımıza girdi.

     

     

  • in , , , , , , ,

    Ünlü sanatçı ve oyuncuların kirli sırları

    NİRAN ÜNSAL Şarkıcı Niran Ünsal, eski eşi Peker Açıkalın’ın da uyuşturucu kullandığını, “Peker’in suratına bakın, uyuşturucu kullanıp kullanmadığını anlarsınız” diyerek açıklamıştı TAMER KARADAĞLI Bir otel odasında birlikte oldukları genç kadın tarafından tuzağa düşürülmüştü. Burcu Mercan adlı kadın, yatak sahnelerini kameraya çektiği Tamer Karadağlı’ya şantaj yapıp 150 bin dolar istemişti. Karadağlı, olayı doğrulayıp, ’Keşke böyle şeyler yaşanmasaydı’ demişti. ÖZLEM TEKİN Polisin düzenlediği uyuşturucu operasyonunda Özlem Tekin’le beraber gözaltına alınanlar arasında Sevda Demirel, Sinem Üretmen, Ferhat Şirin ve Sibel Gökçe vardı (1997). YILDIZ TİLBE 1996 yılında esrar kullandığı için gözaltına alındı. Tilbe, Balıklı Rum Hastanesi’nde esrardan kurtulmak için tedavi gördüğünü açıkladı.

    ANNESİ BABASINI ÖLDÜRDÜ Oscar ödüllü yıldız Charlize Theron, gençlik yıllarında yaşadığı travmanın etkisinden uzun süre kurtulamadı. Güney Afrikalı yıldızın hayatındaki en kötü gün 21 Haziran 1991. Theron’un alkolik olan babası o gece eve sarhoş olarak geldi ve o sırada 15 yaşında olan yıldızın yatak odasına ateş açtı. Bunun üzerine annesi Gerda, kocasını silahla vurarak öldürdü. “Babam hastaydı, bir alkolikti” diyen Charlize Theron “Bizi fiziksel olarak değil ama sözle taciz ederdi. Ve annemin yaptığına gelince… Benim kızım da aynı durumda olsaydı.Ben de aynı şeyi yapardım” diye o geceyi anlatmıştı. MÜNİR ÖZKUL Türk tiyatrosunun duayenlerinden Münir Özkul, esrardan eroine tüm uyuşturucuları denedi. Özkul “Kendimi arıyordum galiba. Meğer ben buradaymışım” diyordu o günleri anlatırken. PAMELA ANDERSON 1996’da evlendiği eski eşi Tommy Lee ile balayına giden oyuncu Pamela Anderson, fantazi amacıyla ilişkilerini kameraya çekmişti. Çiftin evine hırsız girince, kaset çalınmış, ünlü çift zor durumda kalmıştı. Görüntüler internette yayınlanınca büyük skandal olmuştu. 10 YIL BABAMLA İLİŞKİ YAŞADIM Bir dönemin çocuk yıldızlarından, gençlik yıllarına ait sırrı açıkladı ve herkesi şoke etti. Mackenzie Phillips, öz babası pop yıldızı John Phillips ile ilişki yaşadığını itiraf etti.

  • in , , , , , ,

    Yılmaz Özdil Yazdı 5 kasım

    5 kasım…

    İstanbul Fatih’te yaşları 48 ila 60 arasındaki dört kardeş, siyanür içerek canlarına kıydılar, biri hasta, ikisi işsizdi, öğretmen olanın maaşına haciz gelmişti, elektrik faturalarını bile ödeyememişlerdi.

    8 kasım…

    Antalya’da dört kişilik aile can vermiş halde bulundu, 36 yaşındaki babanın, eşini ve iki çocuğunu siyanürle zehirledikten sonra kendi canına kıydığı anlaşıldı, iki sayfalık borç listesi bıraktı.

    15 kasım…

    İstanbul Bakırköy’de üç kişilik aile can vermiş halde bulundu, borç batağına saplanan 38 yaşındaki babanın intihar ettiği, kendisini siyanürle öldürmeden önce eşi ve çocuğunu zehirlediği ortaya çıktı.

    Türkiye’de 2018 yılı içinde 3 bin 161 kişi intihar etmişti.

    Aynı yıl trafik kazalarında can verenlerin sayısı 3 bin 373’tü.

    Her gün sekiz insanımız kendini “tek tek” öldürüyordu.

    Artık toplu intiharlar serisi başladı.

    Üçerli dörderli gidiyorlar.

    Giderken götürüyorlar.

    Tarihte ilk kez…

    2019 yılı itibariyle, Türkiye’de intihar ederek hayatını kaybedenlerin sayısı, trafik kazasında ölenlerin sayısını geçti!

    Ekonomi iyi diyorlar hâlâ.

    Bu seneye kadar trafik kötüydü demek ki!

    Tüm zamanların en yüksek tirajına ulaşan Mustafa Kemal kitabı, Müjdat Gezen Tiyatrosu tarafından sahneye konuldu.

    44 sanatçı rol alıyor.

    Senaryosu Müjdat Gezen tarafından yazıldı.

    Yönetmenliğini Barış Taşkın üstlendi.

    Müzikler İbrahim Gönenç’e ait.

    Tiyatro efsanemiz Yıldız Kenter’den sürpriz var.

    Melike Demirağ sürprizi var.

    200’den fazla farklı kostüm giyiliyor.

    100’den fazla farklı aksesuar kullanılıyor.

    Çanakkale’den Çankaya’ya, Selanik’ten Anıtkabir’e 50’den fazla dekor var, sahnedeki diyaloglarla eşzamanlı videolar var.

    Gala, bugün saat 15.30’da Müjdat Gezen Tiyatrosu’nda.

    Her cumartesi aynı adreste sahnelenecek.

    İzmir, Ankara, Balıkesir, Bursa, İzmit, Edirne, Eskişehir, çok geniş bir turne yapılacak, liste çok uzun, Kadıköy, Bakırköy, İstanbul’un ilçelerinde dolaşacak.

    Çocuk versiyonu da var.

    Mustafa Kemal kitabı, Müjdat Gezen Çocuk Tiyatrosu tarafından da oyunlaştırıldı, yönetmenliğini Onur Ay üstlendi, 12 çocuk sanatçımız rol alıyor, her pazar saat 11.00’de Müjdat Gezen Tiyatrosu’nda sahnelenecek.

    Bu kitabın topluma ulaşmasını engellemek için her türlü yalanı söyleyen, her türlü iftirayı atan, her türlü karalamayla organize linç gerçekleştirmeye çalışan… Ve, elinde hesap makinesiyle dolaşan, ruh hastası arkadaşlara kolaylık olsun diye yazıyorum:

    Bu oyundan da sıfır lira alıyorum.

    Değerli ağabeyim Müjdat Gezen de sıfır lira alıyor.

    Oyunun kuruşuna kadar tüm geliri, ücretsiz konservatuar eğitimi almaları için, fikri hür irfanı hür vicdanı hür sanatçılar yetiştirmek üzere, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne kalıyor.

    Paraya taptıkları için, para için yapmadığımızı kavrayamıyorlar.

    Mustafa Kemal aydınlanmasını sanat yoluyla aktarma sorumluluğunu üstlenen Müjdat Gezen’in şahsında, emeği geçen herkese yürekten teşekkür ederim.sözcü

  • in , , , , ,

    Menzil şeyhinden Atatürk’e övgüler, Erdoğan’a hutbe çağrısı

    Menzil şeyhlerinin Atatürk ve Cumhurbaşkanın Erdoğan ile ilgili sözleri dikkat çekti. Tarikatların Atatürk ve Cumhuriyet’e karşı tutumlarının aksine, Menzil şeyhinin sözleri “takiye” mi yapıyorlar yorumlarına sebep olduGazeteci Saygı Öztürk’ün piyasaya çıkan “Menzil- Bir tarikatın iki yüzü” adlı kitabında ilginç diyaloglar varSaygı Öztürk, ‘Tarikat lideri konuştu: Atatürk’e kurban olsunlar’ başlıklı yazısında, ilginç bilgiler aktardı.Öztürk yazısında yeni çıkardığı kitabı ‘Menzil- Bir Tarikatın İki Yüzü’ için Menzil ve Buhara şeyhlerine Atatürk ile ilgili sorular sorduğunu ve ilginç yanıtlar aldığını aktardı.

    MENZİL ŞEYHLERİ ATATÜRK’TEN ÖVGÜ İLE BAHSETMELERİ DİKKAT ÇEKİYOR!

    Öztürk, “Menzil” kitabım için konuştuğum Menzil Şeyhi Seyda Saki Erol’a, Atatürk hakkındaki düşüncelerini sordum. diyor

    Seyda Saki Erol şunları söyledi:

    “Atatürk’ü hiçbir zaman tartışmam. Millete mal olmuş bir insandır.

    İyisiyle, kötüsüyle insanın gönlünde yer etmiş. Ayrıca Atatürk’ü tartışırsan hiçbir faydasını alamazsın. Ölmüş bir insan.

    Değer veren insanlar, beğenmeyen insanlar var. Sana da saygım olması lazım.

    Örneğin şöyle diyelim: Ben sana değer veriyorum, sen bana vermiyorsun. Benim değerime saygı duymak zorundasın.

    Atatürk tarihe mal olmuş. Hatası olmamış mı? Olmuş. Belki benimki onunkinden daha çok olmuş. Halbuki benimki daha az olması lazım. Çünkü o ülkeyi temsil eden insan.”

    ‘CUMHURBAŞKANIMIZ ÇIKSIN HUTBE OKUSUN’

    Aynı soruyu, Eskişehir-Sivrihisar- Buhara köyünde olan Menzil’in diğer kolunun lideri Seyda Feyzeddin Erol’a da yönelttim.Erol, “Atatürk, Balıkesir’de minbere çıktı, hutbe okumadı mı? İmam hatip liselerini o açmadı mı? Kaç tanesi imam olmadı mı? Atatürk’e kurban olsunlar.Cumhurbaşkanımız da çıksın hutbe okusun. Hiçbiri Atatürk gibi olmuyor. Onun yeri ayrıdır. Atatürk hiçbir zaman aslında dine karşı değildi. Biz kendi kendimize bunu bu hale getirdik. Devamlı ‘Atatürk dine karşıydı, dine karşıdır’ denildi.Bazıları da Atatürk’ün arkasına saklanıp din düşmanlığı yapıyorlar, yazık değil mi? Yazık.’ dedi.

  • in , , , ,

    Erdoğan ve Kılıçdaroğlu mektup polemiği

     

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirdi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın kaleme aldığı mektuba tepki gösterdi. Mektubun büyükelçi vasıtasıyla iade edilmesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın konuya dair açıklamasını hatırlatarak “Kendisine ‘aptal’ diyen adama mektubu ‘takdim’ edecek” demişti. Nitekim de öyle Oldu. Erdoğan Mektubu İade Etmedi Trump’a Takdim Etti

  • in , , , , , ,

    Trump 20 Saniyede İki Kez Dalga Geçti.

     

    1. “Türkiye’den dostça bir gazeteci soru sorsun. Zaten pek fazla kalmadı”
    Hilal Kaplan’a;2. “Gazeteci olduğundan emin misin? Böyle bir soruyla Türkiye devletine çalışmadığından emin misin?”
    *İktidar tetikçisi olduğu bildirilmiş demek ?

  • in , , , , , , ,

    Telefon dolandırıcılığında yeni yöntem! Dikkatli olun!

    Bir gazetecinin anlattığı bu olay tamamen gerçek, yeni dolandırıcılık yöntemi ortaya çıktı, aman dikkat edin ve sevdiklerinizi de uyarın. Öyle bir yöntem bulmuşlar ki gerçekten kimsenin aklına gelmeyecek bir yöntem…

    Telefonu açtım birisi diyor ki, abi yanlışlıkla senin faturanı ödedim lütfen o parayı bana gönder,
    tabi önce inanamadım sonra telefon şirketini aradım baktım gerçekten fatura ödenmiş sonra… Sonra telefondaki arkadaşa ödediği miktarı göndermeye karar verdim ama aklıma da bir kurt düştü. Ya bu adam faturayı sonradan iptal ederse ne olacaktı? Şirketi aradım ve bu faturayı kim ödemiş sordum, ne yazık ki şirket kimin ödediğini bilmiyoruz dediler. Nasıl yani faturamı ödeyen kişinin kim olduğunu bilmiyor musunuz dedim evet bilmiyoruz dediler.

    Yani telefondaki kişiyi telefon şirketinden teyit edemedim. Sonra telefondaki adamı biraz sorgulamaya başladım, benim faturam yüklü sen niye böyle bir faturayı ödedin ki, kaza oldu, hata oldu bir sayı hatası yüzünden oldu demeye başladı. Tamam pazartesi yollayacağım dedim. Sonra beni tekrar aradı ve Cep Bank verdi.

    Cep bank ile yapılan işlemlere asla güven olmaz çünkü iban veya banka hesabı gibi değil. Aman dikkat edin, herkesten iban, banka hesap numarası isteyin.

    Neyse olayı anlatan gazeteci sonra devam ediyor, adam aramış ve annesinin hastanede olduğunu acil paraya ihtiyacı olduğunu söylüyor. Sonra bu arkadaş sorguya devam ediyor ve en son karşıdaki kişi para koparamayacağını anlayınca başlıyor sövmeye ve telefonu kapatıyor. İşin aslı ise, çalıntı bir kredi kartıyla ödeme yapılıyor, karşı taraftan yanlışlık oldu diye yüklü faturanın ücreti isteniyor.

    Adam da bakıyor fatura ödenmiş ve ödemeyi geri gönderiyor. Sonra kartın gerçek sahibi ortaya çıkıyor ve bu faturanın iptalini istiyor hatta size karşı çaldınız diye dava bile açabilir. Hem paranızdan hem itibarınızdan olma ihtimaliniz var. Aman siz siz olun böyle şeylere dikkat edin. Yanlışlıkla faturayı ödediyse, iptal için başvuru yapması gerektiğini söyleyin.

    Bu yeni dolandırıcılık taktiği fazla yayılmadan durduralım, lütfen sevdiklerinizle paylaşmayı ihmal etmeyin…

  • in , , , , , , ,

    Yılmaz Özdil Yazdı ABD ziyaretinin Türkiye’ye etkisi ne olacak?

    White House…Bütün dünya “beyaz ev” diyor.Almanlar weisses haus, İtalyanlar casa bianca, Fransızlar maison blanche, İspanyollar casa blanca diyor.Dünyanın bütün lisanlarında “beyaz ev” olarak kullanılıyor.

    Dünyada sadece biz “saray” diyoruz!

    Çünkü… Bizim “eşit birey” olmayı reddeden kafamıza göre, memleketi yönetenler saraylara layıktır.

    Bu yüzden…

    Trump’ın dünyayı yönettiği White House, bahçesi dahil 70 bin metrekareyken, asrın liderimizin Ak Saray’ı 300 bin metrekare.

    Ak Saray’ın sırf kapalı alanına White House’tan dört tane sığıyor.

    (Kremlin Sarayı, bizimkinin 12’de biri kadar.

    Kraliçe’nin Buckingham Sarayı, bizimkinin dörtte biri kadar.

    Elysee, bizimkinin yanında anca müştemilat olur, 25’te biri kadar.

    Komple Vatikan’dan iki misli büyük.

    Çin’in Yasak Şehir’inden iki misli büyük.

    İnternet ansiklopedisi Wikipedia’ya girin lütfen, asrın liderimizin Ak Saray’ı, dünyanın en büyük 25 sarayı listesinde açık ara “dünyanın en büyük sarayı” olarak gösteriliyor.)

    Trump’ın başkanlık uçağı, air force one, Boeing 747…

    Aslına bakarsanız, Obama başkanken, air force one uçağını yenilemek istemişti, 2020 yılında teslim edilecekti, kendisi kullanmayacaktı ama, benden sonraki başkan rahat etsin diye bu siparişi vermişti.

    Trump başkan oldu, çok pahalı dedi, halkın parasını çarçur edemeyiz, tasarruf yapacağız dedi, yeni uçak siparişini iptal etti.

    Hatta, Boeing’e aba altından sopa gösterdi, “askeri alımlarda da tasarrufa gideceğiz, fiyatlar çok yüksek” dedi.

    Boeing’in hisse senetleri borsada tepetaklak oldu.

    Koşa koşa Trump’a gittiler, fiyatı yarı yarıya kırdılar, aynı paraya bir değil iki uçak verelim dediler.

    Trump “işte şimdi oldu” dedi, imzayı attı, 2020 yılında teslimat yapılacak.

    Dünyanın en zengin ve en güçlü ülkesini yöneten Trump’ın pahalı bulduğu uçak, Boeing 747-8’di.

    Asrın liderimiz ise, Trump’la görüşmeye işte o model makam uçağıyla, 747-8 uçağıyla gitti!

    Trump maaş almıyor.

    Ayda 33 bin dolar maaşı var ama, almıyor.

    Eğitim, sağlık, emeklilik gibi devlet kurumlarına bağışlıyor.

    Asrın liderimiz sırf geçen sene, örtülü ödenekten 1 milyar 772 milyon lira harcama yaptı, nereye harcadığını sormak yasak.

    Sırf bu sene kafasına göre harcaması için kendisine tahsis edilen örtülü ödenek miktarı 4 milyar 805 milyon liraya çıkarıldı.

    Trump tüm ABD başkanları gibi, yediğinin içtiğinin parasını kendi cebinden ödüyor.

    ABD başkanları, diş macunundan, kuru temizleme masrafına, ayakkabı boyasına kadar, tüm kişisel harcamalarını kendi maaşlarından ödüyorlar.

    Diyelim ki, arkadaşlarını misafir olarak davet ettiler, ağırladılar, kurabiyeden çay parasına kadar, kendi maaşlarından ödüyorlar.

    White House’ın konut bölümünde, yani başkan ve ailesinin ev olarak yaşadığı bölümde görev yapan hizmetçilerin ücretini, kendi maaşlarından ödüyorlar.

    ABD başkanları devletin resmi görevi haricinde devlet kesesinden bir cent bile harcayamaz, White House’ta kira ödemeden oturur, hepsi o.

    Başkanlık uçağına, devletin resmi görevlisi hariç bir kişiyi bile alırsa, mesela kardeşini uçağa alırsa, first class uçak bileti kadar parayı kendi maaşından öder.

    First lady’nin kuaför parasını bile, başkan kendi maaşından öder.

    Devletin kesesi, başkanın şahsi cüzdanı değildir.

    Asrın liderimizin yaşadığı Ak Saray’ın masrafları için, sırf geçen sene 1 milyar 648 milyon lira harcandı.

    Yemek için, mutfak giderlerine 5 milyon 300 bin lira harcandı.

    Temizlik giderlerine 3 milyon 800 bin lira harcandı.

    Giyecek ve mefruşat için 10 milyon lira harcandı.

    Elektrik ve su faturaları için 41 milyon lira ödendi.

    145 bin lira “yem” parası ödendi!

    Ak Saray’da her gün 4.5 milyon lira harcanıyor.

    Trump, 250 dolardan değerli hediyeyi kabul edemez, kanunen yasaktır, nezaketen alır ama, derhal devlete verir, evine götüremez, bari şu bana kalsın diyemez, her hediye tek tek kayıt altına alınır, arşivlenir, başkanın görev süresi sona erdiğinde hediyelerin tam listesi, maddi değerleriyle birlikte kamuoyuna açıklanır.

    Bizimkine ne verirsen ver, alır.

    E vaziyet bu merkezdeyken…

    Hâlâ, ABD ziyaretinin Türkiye’ye etkisi ne olacak filan diye merak ediliyor.

    Türkiye’ye daha ne olsun birader! sözcü

  • in , , , , , , ,

    Kemal Özkiraz twitleri gündemde

    Yerel seçimleri yüzde 98’lik başarıyla tahmin eden, tekrarlanan İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerini ise tam isabetle bilen Avrasya Araştırma Şirketi’nden siyasi partilerle ilgili yeni tahminler geldi.

    Şirket başkanı Kemal Özkiraz, Twitter hesabından bazı tahminlerde bulundu.

    Kemal Özkiraz’ın paylaşımları şöyle:

    Düşündüğümü, röportajlarda söylediğimi şuraya da yazayım.

    Sonra benden duyanlar, iş olup bitince bunu ben söylemiştim diyorlar.

    1- Enseyi karartmayın bu günler geçecek.

    2-Akp bırakın secim kazanmayı meclise girerse şükredecek.

    3-Akp 2020-2022 arasında mutlaka bölünecek

    4- 20/30’lu hatta 50-60’lı istifalar olacak (2020 sonu ile 2022 arasında)

    5-Geriye sadece posası kalacak ve DSP Gibi bir anda çakılacak.

    6-MHP mi? O hep kazanır, ana muhalefet olacak.

    7-Bu günler herkese ders olacak, demokratik bir parlamenter sistem kurulacak.

    kaynak:Avrasya Anket

  • in , , , , , ,

    Şölen Çikolata’ya ait Luppo markalı keklerin içinden hap çıktığı iddiası

     

    Video paylaşım platformu YouTube’a yüklenen bir videoda, Şölen Çikolata’ya ait Luppo markalı bir kekin içinden iki hap çıktığı iddia edildi. Video geçtiğimiz haftadan itibaren sosyal medyada da hızla yayıldı; ürünün genellikle çocuklar tarafından tüketilen abur cubur sınıfında olması kaygıyı daha da yükseltti. Facebook’ta bir kullanıcının paylaştığı video 36 binden, bir diğeri ise 30 binden fazla paylaşıldı. İddia sadece Türkiye’de değil, Irak ve İsrail’de de gündeme geldi.

    Ancak Şölen’in Luppo markalı kekinin orijinal ambalajı açıldığında içinden hap çıktığı iddiası doğru değil. Video dikkatli incelendiğinde kekteki deformasyon fark ediliyor. Ürün Türkiye’de satılmıyor, bir ihraç ürünü ve yapılan denetimlerin sonuçları temiz.

    Video Türkiye’de çekilmemiş ve iç pazarda satılan bir ürünü göstermiyor
    Arama motorlarının tersine görsel arama özelliği ile videonun daha iyi çözünürlüğe ve sese sahip 28 Ekim tarihli ilk kopyasına erişebiliyoruz.

    Sonraki sosyal medya paylaşımlarının çoğunda duyulmayan bu videodaki ses, 45. saniyede Soranice olarak malların Türkiye’den geldiğini söylüyor. Soranice Kürtçe’nin bir lehçesi ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin de resmi dillerinden biri. Bu durum videonun Türkiye’de çekilmediğini düşündürtüyor.Videoda görülen Türkiye’den ihraç edilmiş bir başka ürün ise, As Tavukçuluk’a ait Aspiliç. As Tavukçuluk’un en büyük ihraç pazarı Irak ve bu videonun Irak’ta çekilmiş olduğu ihtimalini daha da güçlendiriyor.

    Üretim ve ihracatta yapılan kontrollerin sonuçları temiz Nitekim Şölen Çikolata’nın Türkiye iç pazarına satılan bu marka ve ambalaja sahip bir ürünü yok. Şölen Çikolata videoda gösterilen ürünü sadece ihraç pazarları için üretiyor. Firma, videoda gösterilen Luppo Choco Hindistan Cevizli Kek’e dair kimlik ve ambalaj bilgileri ile gönderilen en yakın tarihli partinin laboratuvar sonuçlarını Teyit ile paylaştı. Videodaki kekte delikler var
    Orijinal video yüzde 75 oranında yavaşlatılarak (0,25x) izlenirse, birkaç detay hızlıca fark edilebiliyor. Bunlardan ilki, görüntülerdeki elin, etraflıca gösterdiği ilk iki paket yerine, önceden açılıp açılmadığını göstermediği üçüncü paketi açıyor oluşu. Bu kuşku üzerine videoda gösterilen keki incelediğimizde, kekin üzerinde yer alan delikleri görebiliyoruz. Videonun devamında gösterilen haplar da, tam olarak bu deliğin altına denk gelen yerden çıkıyor. Teyit, bölgede görev yapan gazeteci kaynakları ile de görüşerek, Barış Pınarı Harekatı sonrası, Kuzey Irak’ta Türk mallarına karşı boykot girişimi başlatıldığı bilgisine de ulaştı. Bu tür videoların ortaya çıkmasının nedeninin boykot etme girişimleri olabileceği belirtiliyor.

    Kasıtlı kontaminasyona örnek değil Teyit konuyla ilgili bilgi almak üzere Gıda Mühendisleri Odası Eski Başkanı Petek Ataman’a ulaştı. Ataman videoyu izlediğini, olağan bir tüketicinin, kendi koymadığı bir hapı bu rahatlıkla bulmasının zor olduğunu söyledi. Keke böyle bir madde katılsa pişme işlemi sırasında erimesi ya da deforme olması gerektiğini söyleyen Ataman’a göre, belli bir marka üzerinden yapılan gıda spekülasyonlarına şüpheyle yaklaşmak gerekiyor. Ataman’a bir gıda ürününe kasıtlı bir ekleme yapılıp yapılmayacağını sorduğumuzda ise şu yanıtı verdi: “Gıda ürünleri birden fazla kontrolden geçer. Ancak her bir ürün tek tek kontrol edilmez. Temsil kabiliyeti olan numuneler alınır ve test edilir. Elbette her zaman bir kasıt mümkün ki bu günümüzün en çok tartışılan konularından biri. Ancak burada gördüğümüz, bu kasıtlardan birine örnek değil. Burada bir kasıt varsa, o videoyu hazırlayanın kastıdır.”

    Dünya Sağlık Örgütü’nün hazırladığı “Gıdada Terörist Tehditler” başlıklı rapora göre, kasıtlı gıda kontaminasyonunda kullanılan temel etken maddeler, zehirli kimyasallar, mikrobiyolojik patojenler, ağır metaller, tarım ilaçları ile radyonükleer maddeler. Ancak bunlar oldukça tehlikeli maddeler ve paketin içinden tehlikeli bir madde çıkacağını bilen bir elin, eldiven kullanmayı tercih etmesi gerekirdi.

    Gıdalardan hap çıkması iddiaları yeni de değil. 2015 yılında benzer bir iddia Amerika Birleşik Devletleri’nde gündeme gelmiş, Cadılar Bayramı için dağıtılan şekerlemelerden hap ve iğne çıktığı öne sürülmüş, ancak soruşturma sonucu olayın “çocukça bir şaka”dan ibaret olduğu açıklanmıştı.

    Luppo’nun içinde neler var?
    Luppo’nun ihraç pazarları için ürettiği Luppo kekin içinde, insan sağlığına zararı bilinen fruktoz ve glukoz şurubu gibi çeşitli maddeler mevcut, ancak “uyuşturucu” kapsamına girebilecek bir içerik yok.

    İçindekiler

    Kek (%73): Buğday unu (gluten içerir), şeker, bitkisel yağ (palm), yumurta, glukoz-fruktoz şurubu, glukoz şurubu, buğday nişastası, peyniraltı suyu tozu, nem verici (gliserol), emülgatör (yağ asitlerinin mono ve digliseritleri, yağ asitlerinin poligliserol esterleri), kabartıcılar (sodyum asit pirofosfat, sodyum bikarbonat), tuz, aroma verici, kıvam arttırıcı (ksantan gam), koruyucu (potasyum sorbat), asitlik düzenleyici (sitrik asit)]
    Kakao kaplaması (%15): Şeker, bitkisel yağ (palm), kakao tozu, peyniraltı suyu tozu, emülgatör (ayçiçek lesitini), aroma verici
    Hindistan cevizli krema (%11): Glukoz şurubu, şeker, bitkisel yağ (palm), nem verici (sorbitol, gliserol), hindistan cevizi (%6), yağsız süt tozu , modifiye patates nişastası, kıvam arttırıcı (pektin), emülgatör (yağ asitlerinin mono ve digliseritleri, ayçiçek lesitini), aroma verici]
    Beyaz kokolin desen (%1): Şeker, bitkisel yağ (palm), peyniraltı suyu tozu (süt ürünü) , emülgatör (ayçiçek lesitini), aroma vericiÜretim hattı Şölen Çikolataları’nın üretimi, Gaziantep ve İstanbul’daki iki fabrikada gerçekleşiyor. Videoda gösterilen kekler, Gaziantep’deki 120 bin metrekarelik tesislerde üretiliyor. Fabrikalarda 2 bin işçi çalışıyor. 200’ün üzerinde ürünü 120 ülkeye eden Şölen Çikolata, Turquality marka desteğine de sahip.

    Teyit, Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile görüşerek bilgi aldı. Uzman polis memuru, yasadışı hapların çeşitli renk ve biçimlerde üretilebileceğini ve akla gelmeyecek araçlar kullanılarak taşınabileceğini belirtti. Hapların üretim sırasında eklenmiş olmasının, kimyasal etkisi değişeceği için olası olmadığını söyleyen memur, diğer yandan bu marka kek ve ambalajın sahtesinin rahatlıkla üretilebileceğini ekledi.Sonuç olarak Şölen Çikolata’ya ait Luppo kekin içinden hap çıktığı iddiası gerçeği yansıtmıyor. Videoda gösterilen ürün bir ihraç ürünü ve gerekli kontrollerden geçerek ülke dışına çıkmış. Ayrıca videodaki kekte belirgin bir delik gözüküyor. Video bu haliyle yanlış bilginin en yaygın yedi türünden biri olan manipülasyona örnek.

    GÜNCELLEME: Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile yapılan yüz yüze görüşme (8 Kasım 2019, 12.30) kaynak : teyitorg

  • in , , , , , , ,

    Ahmet Nejdet Sezer,16 Yıl Sonra Gerçeği Açıkladı

    Ahmet Nejdet Sezer, Anayasa kitapçığını Bülent Ecevit’e neden fırlattığını açıkladı10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Nejdet Sezer , Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında, koalisyon hükümetinin bozularak AKP iktidarına yol açan olayların başlangıcı kabul edilen Başbakan Bülent Ecevit ‘e Anayasa kitapçığını fırlatma olayını anlattı.Sezer, yaşanan gerginliğin nedenini Ecevit’in Fazilet Partisi’nin (FP) kapatılmaması için ısrar ettiğini belirterek “Sayın Ecevit 2 kez bana gelip Fazilet’in kapatılmamasını ve Anayasa Mahkemesi (AYM) üyelerine telkinde bulunmamı istedi, ikisinde de reddettim ve aramızda büyük gerginlik oldu. Bu gerginlik sürerken, Anayasa kitapçığı olayı yaşandı. Asıl neden, Ecevit’in FP konusundaki isteğiydi” dedi

    Sözcü’den Emin Özgönül ‘ün haberi şöyle:10’uncu Cumhurbaşkanı Sezer anayasa kitapçığını Başbakan Ecevit’e neden fırlattığını ilk kez açıkladı. Sezer, “Ecevit 2 kez benden Fazilet’in kapatılmamasını istedi. Reddettim. Gerginlik yaşandı” dedi.Türkiye, 19 Şubat 2001’deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında yaşanan “Anayasa fırlatma” olayının ardından büyük bir ekonomik krize girdi. Borsa yüzde 14.6 düştü, repo faizleri yüzde 760’a fırladı, 7.6 milyar dolarlık döviz çıkışı oldu. 510 bin kişi daha işsiz kaldı. 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 16 yıl sonra Ecevit ile aralarındaki gerginliğin, Anayasa kitapçığı olayından değil, daha önce Fazilet Partisi’nin (FP) kapatılması davası nedeniyle başladığını açıkladı. Sezer, “Sayın Ecevit 2 kez bana gelip Fazilet’in kapatılmamasını ve Anayasa Mahkemesi (AYM) üyelerine telkinde bulunmamı istedi, ikisinde de reddettim ve aramızda büyük gerginlik oldu. Bu gerginlik sürerken, Anayasa kitapçığı olayı yaşandı. Asıl neden, Ecevit’in FP konusundaki isteğiydi” dedi.

    Sezer bu açıklamasını, sanatçı Baykal Saran adına geçen hafta Ankara’da verilen “Tiyatro Ödülü” dolayısıyla katıldığı gecede yaptı. Ödül alan sanatçı Zeynep Ekin Öner’i tebrik eden Sezer, daha sonra kuliste CHP Mersin Milletvekili ve Kültür eski Bakanı Fikri Sağlar ile sohbet etti. Sağlar Sezer’e, tarihi olaylara tanıklık ettiğini belirterek, anılarını yazmasını önerdi. Sezer ise 2001 krizinin nedeni olarak gösterilen “Anayasa fırlatma” konusu gibi olaylar yaşadığını, ancak anı kitabı yazmayı düşünmediğini belirterek şunları söyledi: “O olayda da herkes bizim aramızdaki gerginliğin ve ekonomik krizin başlangıcının, Anayasa kitapçığı olayından kaynaklandığını zanneder. Ancak gerginlik, Fazilet Partisi’nin kapatılması davası nedeniyle başladı. Ecevit 2 kez bana gelip, Fazilet’in kapatılmamasını, bunun için arkadaşlarım olan Anayasa Mahkemesi üyelerine telkinde bulunmamı istedi. Hukukun üstünlüğüne inanan ve yıllarca AYM’de görev yapan bir kişiye söylediği bu sözlere kırıldım ve reddettim. Bir süre sonra yeniden gelip, aynı istekte bulundu. Yine reddettim ve o görüşmede aramızdaki gerginlik arttı. Bu durum sürerken, 19 Şubat’taki Anayasa kitapçığı olayı yaşandı. Gerginliğin asıl nedeni, Ecevit’in FP konusundaki isteğiydi. MGK’da yaşananlar da, bu gerginlikten kaynaklandı”

    Sezer ile görüşmesini SÖZCÜ’ye anlatan Sağlar ise şunları kaydetti. “Sayın Sezer’in anlattıklarından, gerginliğin Anayasa fırlatma ile başlamadığı anlaşılıyor. Merhum Ecevit ile aralarında zaten gerginlik var. Ekonomideki baş aşağı gidiş de başlamış vaziyette. Anayasa fırlatma olmasa da, kriz çıkacaktı. Aradan 16 sene geçmiş ve ülkenin gündemini değiştiren bir konuda, olayın bir numaralı tanığından, yeni bir şey öğreniyorsunuz. O gece ben kendisine, önemli olaylara tanıklık ettiğini ve hatıralarını yazmasını, bunun gelecek kuşaklar için de faydalı olacağını söyledim. Ama kendisi yazmayı düşünmediğini aktarıp, bu olayı da anlattı.”

    Refah Partisi’nin kapatılması ve Necmettin Erbakan’ın yasaklı hale gelmesi üzerine 17 Aralık 1997’de Milli Görüş çizgisinde Fazilet Partisi (FP) kuruldu. Genel Başkanlığa önce Erbakan’ın avukatı İsmail Alptekin, sonra da Recai Kutan seçildi. RP’li vekiller, FP’ye katıldı. FP ilk seçimde 105 milletvekiliyle TBMM’ye girdi. Merve Kavakçı da FP’den vekil seçildi. Kavakçı’nın türbanlı olarak TBMM’de yemin etmek istemesi, krize neden oldu ve yemin edemedi. İzinsiz ABD vatandaşlığı ortaya çıkınca, milletvekilliği de düştü, vatandaşlıktan çıkarıldı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da “Laikliğe aykırı eylemlerin odağı ve kapatılan RP’nin devamı olduğu” gerekçesiyle FP için 11 Mayıs 1999’da kapatma davası açtı. FP, 22 Haziran 2001’de Sezer’in Cumhurbaşkanı, Ecevit’in Başbakan olduğu dönemde, AYM tarafından kapatıldı.

    19 Şubat 2001’deki MGK toplantısında Cumhurbaşkanı Sezer, Başbakan Ecevit’in Devlet Denetleme Kurulu’nun BDDK’da yaptığı denetimi eleştiren sözlerinden rahatsızlığını iletti. “Yasaları bilmeden eleştirmeyin, Anayasal yetkim var, denetimin de denetimi olur” dedi. Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ise, “O anayasayı biz de görelim” cevabını verdi. Sezer, buna kızıp, elindeki Anayasa kitapçığını Ecevit ve Özkan’a doğru attı. Ecevit ve Özkan toplantıyı terk ederken, Özkan’ın “Nankör kedi” sözü siyasi tarihe geçti. Ecevit daha sonra “Cumhurbaşkanı terbiye dışı bir üslupla, yüzüme Anayasa kitapçığını fırlattı” dedi. Olay sonrası ekonomi çöktü.

  • in , , , , , , ,

    Müge’den 10 kasımda değil 8 kasım açıklaması!

    Herkes Müge Anlı’nın bu sözlerini konuşuyor..10 kasımda değil 8 kasımda bizlere ve-da etti dedi.. Ardından öyle bir konuştu ki.. Herkes bunu konuşuyor..Ayrıntılar aşağıda haberimiz detayındadır.İşte Müge Anlı Sözleri Müge Anlı’dan çok konuşulacak 10 Kasım sözleri: Atatürk aslında 8 Kasım’da aramızdan ay-rıldı ATV’nin en çok izlenen programı Müge Anlı ile Tatlı Se-rt’te, Anlı 10 Kasım dolayısıyla Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü andı.Herkes Müge Anlı’nın bu sözlerini konuşuyor..10 kasımda değil 8 kasımda bizlere ve-da etti dedi.. Ardından öyle bir konuştu ki.. Herkes bunu konuşuyor..Ayrıntılar aşağıda haberimiz detayındadır..İşte Müge Anlı Sözleri Müge Anlı’dan çok konuşulacak 10 Kasım sözleri: Atatürk aslında 8 Kasım’da aramızdan ay-rıldı ATV’nin en çok izlenen programı Müge Anlı ile Tatlı Se-rt’te, Anlı 10 Kasım dolayısıyla Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü andı.

    Başarılı sunucu konuşmasının sonunda ise çok konuşulacak bir açıklamada bulundu. Sevilerek izlenen sabah kuşağı programı Müge Anlı ile Tatlı Se-rt programını sunan Müge Anlı, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Müge’den 10 kasımda değil 8 kasım açıklaması!Herkes Müge Anlı’nın bu sözlerini konuşuyor..10 kasımda değil 8 kasımda bizlere ve-da etti dedi.. Ardından öyle bir konuştu ki.. Herkes bunu konuşuyor..Ayrıntılar aşağıda haberimiz detayındadır..İşte Müge Anlı Sözleri Müge Anlı’dan çok konuşulacak 10 Kasım sözleri: Atatürk aslında 8 Kasım’da aramızdan ay-rıldı ATV’nin en çok izlenen programı Müge Anlı ile Tatlı Se-rt’te, Anlı 10 Kasım dolayısıyla Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü andı.Başarılı sunucu konuşmasının sonunda ise çok konuşulacak bir açıklamada bulundu. Sevilerek izlenen sabah kuşağı programı Müge Anlı ile Tatlı Se-rt programını sunan Müge Anlı, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün o-lum yıldönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada “Atatürk aslında 8 Kasım’da bize ve-da etti” açıklamasını yaptı.

    TÜM YURTTA SAYGIYLA ANILIYOR Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 81’inci yılında, tüm yurtta saygı ve sevgiyle anılıyor. Müge Anlı’da önceki gün canlı yayında Mustafa Kemal Atatürk’ün o-lüm yıldönümünü yaptığı konuşmada anlattığı bir hikaye ile andı.“HER DAİM KALBİMİZDE YAŞIYOR” Ünlü sunucu programı kapatırken Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün son anları ile ilgili şu bilgileri verdi:“Bugün 8 Kasım 2019 Cuma günü. Bildiğiniz üzere 10 Kasım Pazar günü Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün o-lümünün 81. yıldönümü. Aramızdan ayrılışının 81. yıldönümü, Tam 81 yıldır naçiz vücudu aramızda değil ama fikirleri yaşıyor.Düşüncüleri hala geleceğimizi aydınlatmaya devam ediyor. Bağımsızlığımızın ve Cumhuriyetimizin ebedi lideri olarak her daim kalbimizde yaşıyor.” Müge Anlı’dan çok konuşulacak 10 Kasım sözleri: Atatürk aslında 8 Kasım’da aramızdan ay-rıldı“O ASLINDA BİZE 8 KASIM’DA VE-DA ETTİ” “O aslında 8 Kasım’da yani 81 yıl önce bugün bize ve-da etti. Nasıl mı? Dolmabahçe Sarayındaki son günlerinde hastalığı daha da a-ğırlaşmıştı. Doktorların tüm çabasına rağmen iyileşme belirtisi gözlenmiyordu.Özel doktoru Neşet Ömer İldelp 81 yıl önce bu gün saat 18:30’da Ata’nın odasına girdi muayene etmeye başladı. İşte tam bu sırada yattığı yerden sağına doğru dönen Atatürk’ün adeta biriyle konuşur gibi “Aleyküm selam” dediği duyuldu ve ardından derin bir ko-maya girdi.”“ONU SON SÖZLERİYLE SELAMLIYORUZ” “Onu bir kez daha minnetle şükranla anıyoruz. Ve onu son sözleriyle ‘Aleyküm selam’ diyerek selamlıyoruz. Unutmayacağız unutturmayacağız”

  • in , , , , , ,

    Erdoğan “Cumhuriyet”i sildi

    Erdoğan Twitter hesabındaki “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı” ifadesini değiştirdi ve “Türkiye Cumhurbaşkanı” yaptı.Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Twitter hesabındaki “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı” ifadesini değiştirdi ve“Türkiye Cumhurbaşkanı” yaptı. Erdoğan Twitter hesabındaki tanıtım kısmına “AK Parti Genel Başkanı”ifadelerini de ekledi.Erdoğan Antalya’da partisinin Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda yaptığı konuşmasında, “Artık parlamenter demokrasi yok” demişti. Bu konuşmanın ardından hesaplarda değişiklik yapılması dikkat çekti.İşte eski hali:

    kaynak : muhalif haber

Daha fazla göster
Congratulations. You've reached the end of the internet.