• in

    İnfial yaratan paylaşımı yapan kim çıktı

    Bir süredir kanserle mücadele eden ve geçen günlerde yoğun bakıma kaldırılan Neslican Tay hayatını kaybetti.

    Neslican, kansere karşı verdiği mücadeleyle Türkiye’nin bir süredir sağlığını yakından takip ettiği bir isimdi. Acı haberin ardından Türkiye yasa boğuldu. Birçok tanınan isim de taziye mesajlarını paylaştı.

    Fakat sosyal medyada yürekleri karatan bir tweet büyük tepki çekti.

    “@AkFeraset” kullanıcı adlı, “Nesl-i Han” isimli bir Twitter hesabından Neslican için yapılan paylaşımda, “Neslican Tay ölmüş. Herkes cennete kavuştu diyor. Orasını Allah bilir. Yalnız bu çıplaklıkla biraz zor…” diye yazıldı.

    Bunun üzerine Avukat Umur Yıldırım, söz konusu trol hesabın “Neslihan Sungur” adında biri tarafından kullanıldığını iddia etti. Avukat Yıldırım, “Neslihan Sungur burada dursun bu. Bu sözlerin hesabını yargı önünde vereceksin” ifadelerini kullandı.

    Yıldırım bir başka paylaşımında ise tepkisini “Sana şimdi hakaret etmeyeceğim. Ama yargılandığın mahkemede ceza alacağımı bile bile yüzüne tüküreceğim ve bundan zerre pişmanlık duymayacağım” diyerek dile getirdi.

    Hesabın söz konusu paylaşımının ortaya çıkmasının ardından tepki için binlerce tweet atıldı.

  • in

    Popular

    İmamoğlu’ndan Soylu’ya tek cümlelik yanıt

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu Soylu’ya jet yanıt verdi.İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İstanbul’a kayyum atanacak mı sorusuna verdiği onu pazar günü açıklayacağım yanıtını değerlendirdi ve Polemiklerden kaçıyorum dedi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) kayyum atanıp atanmayacağına ilişkin olarak pazar günü açıklama yapacağını bildirdi.İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, gündeme dair bazı medya kuruluşlarının temsilcilerine açıklamalarda bulundu.Soylu, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından verilen talimatla Yenikapı’da sergilenen araçlarla ilgili olarak Belediye işi şov işi değildir. Bu söylenir ve araştırılır. Eğer böyle bir fazlalık, israf söz konusuysa bu ilgili bakanlığa söylenir. Söylenmedi. Bunlar kamu zararı olabilecek şekilde sergilenmektedir dedi. Soylu şöyle devam etti.Yani hizmetten çekilmişlerdir. Eğer bunlar hizmete gerekli değillerse yapman gereken bir eksiltme ortaya koymaktır. Kamu zararına bir şey yapıyorsa, bu da bizim sorumluluğumuzdur, onu da inceleriz.Soylu, bir gazeteci tarafından yöneltilen İmamoğlu başka işlerle uğraşırsa pejmürde ederiz dediniz. İstanbul’a kayyum mu atanacak? sorusuna ise Onu pazar sabahı açıklayacağım yanıtını verdi.Soylu’ya tek cümlelik yanıt veren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Polemiklerden nemalanmıyorum dedi.

  • in , , , , ,

    Diyanet’in Atatürk’süz hutbesini eleştirdi

    Ayna grubunun solisti olarak da tanınan Erhan Güleryüz, İğneada’da verdiği konserde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Cuma hutbesinde Atatürk’e yer vermemesini eleştirdi. Konser sonrasında Güleryüz, İğneada Belediye Başkanı ile birlikteyken Başkan’ın telefonu çaldı. Başkan “Üzülerek söylüyorum ama ifadeye gitmeniz gerekiyor” dedi.

    Tarafsız Haber Ajansı’nda yer alan habere göre Erhan Güleryüz, Demirköy İlçe Jandarma Komutanlığı’na gitti. Jandarma Güleryüz’e “yüklenen suçu ve haklarını” anlattı.

    “BAZI KURULUŞLAR ATATÜRK’Ü ANMAKTAN ÇEKİNİYOR, BU DOĞRU DEĞİL”

    Güleryüz ifadesinde, “Ben herhangi bir dini düşünceye, dindar vatandaşlarımıza yahut belirli bir kılık kıyafet giyen kimselere yönelik herhangi bir söylemde bulunmadım. Böyle bir şey de aklımdan geçmedi. Ben Kurtuluş Savaşı döneminde dindar geçinen ve ancak sarığın cübbenin arkasına sığınarak milli mücadelenin akamete uğraması için çaba gösterenler olduğunu, buna ve onlarca ihanete, yokluğa, yoksunluğa rağmen Kurtuluş Savaşı’nı zafere kavuşturan Atatürk’ü bugün bazı kuruluşların anmaktan çekindiğini, bunun doğru olmadığını söyledim” dedi.

    İfade sırasında İstanbul Barosu’ndan bir avukat hazır bulundu. Erhan Güleryüz 3 saat süren ifade işleminin ardından gözaltına alınmadan serbest bırakıldı.

  • in , , , , , ,

    Barolar Boykotta Birlik Sarayda

    Türkiye Barolar Birliği, 2 Eylül tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilecek adli yıl açılış töreni için Yargıtay tarafından barolara yapılan daveti kabul etti.Türkiye Barolar Birliği (TBB), 2 Eylül tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilecek adli yıl açılış töreni için Yargıtay tarafından barolara yapılan daveti kabul ettiğini açıkladı.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi.Yargıtay Başkanlığı’nın Adli Yıl Töreni’ne Türkiye Barolar Birliği Başkanı’nı davet etmesi üzerine konu Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunda tüm yönleriyle görüşülmüştür. Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu törene katılım sağlanmasına karar vermiştir. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu törene katılacak ve eskiden beri gelen geleneğin devamı olarak Yargıtay Başkanı Sayın İsmail Rüştü Cirit ile birlikte Adli Yıl açış konuşmasını yapacaktır. Meslektaşlarımızın ve milletimizin beklentisi sorunlarımızın konuşarak çözülmesidir. Bizim de sorunları konuşarak, iletişim kurarak hep birlikte çözebileceğimize inancımız tamdır.Barolara yapılan daveti, İzmir, İstanbul, Muğla, Antalya, Adana, Aydın, Ordu ve Ankara baroları reddetmişti.

  • in , , , , , ,

    Mustafa Sönmez: Taş Yiyeceğiz Taş…

    Ekonomist Mustafa Sönmez, TÜİK’in paylaştığı işsizlik verileriyle ilgili, Mayıs ayında tarımda istihdam artışı beklerken, kaçış görüyorsunuz. Son 12 ayda 302 bin kişi tarım istihdamından kopmuş. Tarımdan küstürmenin öteki adıdır bu dedi.Ekonomist – Yazar Mustafa Sönmez, Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayımladığı, Nisan-Mayıs-Haziran dönemini kapsayan iş gücü istatistiklerini değerlendirdi.

    Twitter hesabından grafik paylaşan Sönmez, Çöküşe, erozyona bakar mısınız: Mayıs ayında tarımda istihdam artışı beklerken, kaçış görüyorsunuz. Son 12 ayda 302 bin kişi (mevsimsellikten arınmış olarak) tarım istihdamından kopmuş. Tarımdan küstürmenin öteki adıdır bu. Taş yiyeceğiz taş ifadelerini kullandı.Sönmez ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu da bir süre önce bakın nasıl anlatmıştı.Türkiye ekonomisi yabancı kaynak girişi olmayınca büyümüyor. Çünkü bu Türkiye ekonomisinin özelliği; büyüme için iç tasarruflar yeterli değil, mutlaka dışarıdan para gelmesi lazım. 2000 öncesi yıllarda Türkiye’nin çeşitli problemleri dış sermayeyi uzak tuttu. Özelleştirme kanunları çıkmıyordu. Dolayısıyla ekonomi küçük küçük şeylerle ivmeleniyordu. 2001 Krizi, bu tıkanıklıkların önünü açan bir IMF müdahalesini getirdi. IMF; koalisyon hükümeti ve Kemal Derviş ortaklığında, yapılamayan özelleştirmelerin önünü açtı, kamudaki bu beş kara deliği daraltacak tedbirler getirdi. Buradan hareketle enflasyonu daha makul oranlara indirecek bir etki yarattı. Ama bu dehşetli ve acı bir reçeteydi. Toplumda çok ciddi şekilde can yakıcı özelliği oldu. 2002 erken seçimine giderken, seçmen bu koalisyonu oluşturan partilerden (DSP, MHP, ANAP) intikamını aldı ve onları baraj altına attı. Yeni kurulan AKP de yüzde 34 oy almasına rağmen baraj sisteminin azizliğiyle tek başına iktidar oldu. Böylece yeni bir dönem başladı.

  • in , , , , , ,

    Popular

    Erdoğan Hakkında Suç Duyurusu

    Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan Salda Gölünde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Millet Bahçesi ve Millet Bahçesine ait Sosyal Donatıları ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İhalesine karşı Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) dikkat çeken bir adım attı.HKP Yeşilova Cumhuriyet Savcılığına AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Orman ve Su İşleri Bakanı Bekir Pakdemirli, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Toplu Konut İdaresi Başkanı Ömer Bulut, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Yusuf Kandazoğlu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Üyeleri hakkında Temel Milli Yararlara Karşı Faaliyette Bulunmak Üzere Yarar Sağlama (TCK 305), Görevi Kötüye Kullanmak (TCK.257/1,2), Anayasayı İhlal, Çevre ve Milli Parklar Kanununa Muhalefet’ten suç duyurusunda bulundu.Suç duyurusunun ardından HKP’liler Yeşilova Belediye Başkanı Mümtaz Şenel ile görüşme yaptı. Yapılan görüşmede Şenel’den Salda Gölü’nde AKP tarafından yapılmak istenilen talan hakkında bilgi aldı.HKP’liler daha sonra Salda Gölü’ne geçerek basın açıklaması yaptı.HKP’lilerin açıklaması şöyle AKPgiller şimdi de doğal varlıklarımıza göz dikti.

    İktidara getirildikleri günden bu yana, kamu mallarını aşırmaktalar, yakınlarına ve yandaşlarına peşkeş çekmekteler, yerli-yabancı para babalarına yem etmekteler.Tarih bu siyasi iktidarı çevre, doğa ve tarih katliamlarıyla lanetle anacak.Yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizi batılı emperyalistlerin kullanımına açarak, ormanlarımızı, akan sularımızı, derelerimizi, barajlarımızı tahrip ettirmekteler.Sanki kendileri bu topraklarda yaşamıyorlarmış gibi.Kaz Dağlarındaki Kanadalı şirkete 200 bin civarında ağacımızı katlettirdikleri yetmiyormuş gibi, beyaz kumları, masmavi rengiyle ülkemizin Maldivleri olarak bilinen Salda Gölünü de TOKİ eliyle betona kestirecekler.Neymiş; alandaki çarpıklığı düzeltip çöp dağlarını temizleyeceklermiş.Bir an için bunun doğruluğunu kabul edelim, bunun içinmillet bahçesine ne gerek var?Millet Bahçesi adı altında, Salda Gölü çevresinde yapacakları yapılaşma ile yörenin doğal güzelliklerini tahrip edecekler. Ve hatta birkaç yandaşa da haksız kazanç sağlayacaklar.Çünkü, halkımızın deyişi ile perşembenin gelişi çarşambadan belli de ondan.Bu siyasi iktidar, 17 yıllık uygulamalarıyla, yalnız insana değil Tarihe ve Tabiata da hiç saygı duymadığını, Sevgi beslemediğini onlarca uygulamasıyla göstermiştir.Şehirlerimizin tarihi dokusunu, yeşil alanlarımızı, kıyılarımızı acımasızca tahrip etmekte, yok etmektedir. Şehirlerimizdeki Tarih varlıklarını kazıyıp, yerlerine iş merkezi, katlı otopark, lüks konutlar yapmaktadır.

    Dünyanın en güzel yerleri arasında gösterilen kıyılarımız, yakıp yıkılarak, turistik otellerle, pahalı konutlarla doldurulmaktadır.Salda Gölü’nün da başına aynı belayı saracaklar.Oysa Salda Gölü; Mars Gezegeninin yüzey özelliklerini taşıyan (magnezyum yüklü beyaz kayalar) dünyadaki iki bölgeden biridir. Yüzlerce kuş türünün yaşam alanlarındandır. Dört çeşit balık tutulan gölde Yosun Balığı, Salda Gölü’en endemiktir. Yine 301 sucul ve karasal bitki türü ve Salda Bataklık Sığırkuyruğu da Salda’ya endemik bir türdür.Yaklaşık 2 milyon yıl önce oluştuğu sanılan Salda Gölü; çevresi ile birlikte 1989 yılından beri Doğal Sit Alanı kapsamında olup, 2006 yılında Turizm merkezi ilan edilmiş,Tabiat Parkı statüsündedir.Burasının aslında Milli Park ilan edilmesi gerekmektedir.Ancak, AKP’gillerde nerede bu doğacı, çevreci yaklaşım?Onlar uzaya çift şeritli yol yaptık desek buna bile inanacak kitlemiz var diyerek halkımızı ahmak yerine koymaya devam etmekteler.Kaz Dağlarını Kanadalı Emperyalist tekele peşkeş çekerken, Salda’yı da yandaşlarına yeyim ettirecekler.Oysa yaptıkları yürürlükte bulunan yasalara göre açıkça suçtur.Yöre halkının da yoğun tepkileri bulunmaktadır. Ama bunları dinleyen kim?Valilik Salda Gölü’yle ilgili uygulama imar planlarını 10 Temmuz tarihinde ilan ediyor, İmar planlarına yönelik olası itirazlar için İmar Yasasında öngörülen otuz günlük süreyi beklemeden TOKİ; alel acele ihale yapıyor.Kimden neyi kaçırıyorsunuz?Anayasanın 56 maddesinde: Herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, Çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu belirtilmesine karşın, bunlar fütursuzca çevre ve doğa tahribatı yapıyor.Yine Çevre Kanununda, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması Kanununda, Kamu İhale Kanununda idarenin uymakla yükümlü olduğu birçok kurala uymadan, yangından mal kaçırırcasına Salda İhalesini yapıyorlar.Çünkü kendilerini hiçbir yasa ile hiçbir kuralla bağlı görmüyorlar.Fakat, bu yapılanlar yürürlükteki yasalara göre suçtur ve TCK 305’inci maddede tanımlanan Temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama suçunun kapsamına girmektedir.Bu nedenle, Halkın Kurtuluş Partisi tarafından; Tayyip ERDOĞAN, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat KURUM, Orman ve Su İşleri Bakanı Bekir PAKDEMİRLİ, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri ERSOY ile Toplu Konut İdaresi Başkanı Ömer BULUT, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Yusuf KANDAZOĞLU ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Üyeleri hakkında Suç duyurusunda bulunulmuştur.Bugün itibariyle Yeşilova Cumhuriyet Başsavcılığına verilen suç duyurusu dilekçesinde; temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak suçu görev dokunulmazlığına girmediğinden şüpheliler hakkında doğrudan soruşturma yürütülmesi talep edilmiştir.Herkesin de çok iyi bildiği gibi, bütün bu tahribatlar, hükümetleriyle, yerel yöneticileriyle para babalarının emrindeki siyasiler yapmaktadır.Türkiye’nin en Yurtsever en Çevreci ve Kamucu Partisi HKP iktidarında;Kıyılarımız, koylarımız, yeşil alanlarımız, göllerimiz, nehirlerimiz ve denizlerimiz de gözümüz gibi korunur. Kirletilmez, bozulmaz.Para ve kâr tanrısına tapınan para babaları ve onların siyasi iktidarlarının, bu insan, tarih ve doğa katliamları onların cibilliyeti iktizasıdır. Torunlarımız bunları lanetle anacaktır.

  • in , , , , , ,

    Popular

    Erdoğan’ı 2023’ten önce bitirecekler: Erken seçim geliyor

    Türkiye olası erken genel seçime kilitlendi. AKP, CHP, İYİ Parti ve HDP kulislerinde iyice dillendirilmeye başlanan erken seçimin eli kulağında. Erdoğan’ın Kayseri ve Konya’da miting yapılması yönündeki talimatı, eski AKP Davutoğlu ve Ali Babacan’ın parti kurma çalışmalarına hız vermeleri, Erdoğan Bahçeli görüşmesi, Bahçeliyi İYİ Partililere yönelik bize katılın çağrısı gibi önemli işaretler de kulisleri doğrular nitelikte.

    Üst üste gelen kötü ekonomik veriler, Türkiye’nin mevcut sistem içinde geleceğine ilişkin endişe yaratıyor. Ekonomist Evren Devrim Zelyut, Erken seçim geliyor, Erdoğan’ı 2023’den önce bitirecekler dedi.Erken seçim geliyor, Erdoğanı 2023’ten önce bitirecekler.İktidar yetkilileri, her ne kadar 2023’e kadar seçim yok dese de hem siyaset hem de ekonomi çevrelerinden bir erken seçimin kaçınılmaz olduğuna dair yorumlar geliyor.Avrasya Yatırım Stratejisti Evren Devrim Zelyut, Reisi 2023’den önce bitirecekler başlıklı video analizinde, Cumhurbaşkanı Erdoğanın 2023den önce erken seçim çağrısı yapacağını öne sürüyor.Erken seçim, ekonomide de her şeyi değiştirecek.Bu süreçte Erdoğan’ın, siyasi kariyerinde çok büyük erozyonun oluşacağını söyleyen ekonomist, Erken seçim, ekonomide de her şeyi değiştirecek. Ancak ömünüzdeki dönem erken seçim kaçınılmaz hâle gelecek görüşünü dile getiriyor.AKP’ye yakın Abdulkadir Selvi’nin kulislerinden atıf yapan Zelyut, Erdoğan’ın kutuplaştırma siyasetini sürdürerek ilk kaybını alacağını öngörüyor.Zelyut, Bugün AK Partinin çekirdek oy oranında bir erime oluşuyorsa bunu kutuplaştırma ile durduramazsınız. Bunun ana sebebi iktisadi sorunlar. Gençler işsiz, firmalar iflas ediyor. Siz karşınıza yüzde 60-70’lik bir kesimi karşınıza alarak başarılı olamazsınız yorumunu yapıyor.Zelyut’a göre AKP, yerel seçim sonuçlarından ders çıkarmamış durumda.Erdoğan’ın Pelikancıları ziyaretine de dikkat çeken Zelyut, Pelikancıların üreteceği bir ton belgeyle yeni parti oluşumlarına karşı bir taarruz başlatılacak. Burada bir ters tepme olacak ve çözülme daha da artacak. Vatandaş kavga istemiyor. Çünkü ekonomi en büyük problem ifadesini kullanıyor.AKP’yle ilişkili kişilerin ek maaş alma olayının da halkı çok rahatsız ettiğini belirten Zelyut, Millet bunların hepsini not alıyor. Bir erken seçimin ihtiyaç olduğuna dair halkın içinde bir hissiyat oluşmaya başladı diyor.

  • in , , , , , ,

    Popular

    Kaz Dağları Taşeronunun Türk Ortağı Bakın Kimmiş

    Geçtiğimiz günlerde Kaz Dağları’nda altın araması yapan Kanadalı şirket ALAMOS GOLD INC.’nin bir Türk ortağı olduğu ifade edilmiş ancak bu şirketin ismi açıklanmamıştı.Herkes bu şirketin Doğu Biga Medencilik olduğu zannetmişti ancak Doğu Biga şirketinin ALAMOS’un Ortağı olma şansı yoktu zira Doğu Biga şirketi bizzat ALAMOS GOLD INC.’nin bir yan kuruluşu olarak faaliyet göstermekteydi.Ancak ortada da ustaca yapılan bir eksik bilgilendirme vardı. Zira ismi ısrarla kamuoyu ile paylaşılmayan bir Türk ortak yoktu.

    Ama ALAMOS GOLD INC. Ana taşeronlarından birisi olduğu iddia edilen bir şirketin ismi Ankara kulislerine düştü ve bomba etkisi yarattı.Ankara kulislerine bomba gibi düşen o iddiayı gazzetta9.com açıklıyor.İddialara göre ismi özenle saklanan o firma ÇİFTAY İNŞAAT VE TAHHÜT A.Ş. Ancak şirketin ALAMOS ile ortaklığının değil Ana taşeronu olma şeklinde bir ilişkisi olduğu belirtiliyor.ÇİFTAY İNŞAAT ve TAAHHÜT A.Ş ise faaliyet alanları içerisinde Maden Araması da olan bir şirket.Şirket Elazığ,Bursa,Kütahya,Giresun illerinde altın,demir,bakır madeni arama iznine sahip ve arama faaliyetlerine devam ediyor.ÇİFTAY İNŞAAT ve TAHHÜT A.Ş ise uzun yıllardır sektörde olsa da özellikle AKP iktidarı ile daha da büyüyen ve kamuoyu tarafından tanınmasını sağlayan projeye ise Ankara’nın en lüks ve prestijli ofis/konut/AVM projesi olan NEXT LEVEL projesi ile imza atmış bir firma.ÇİFTAY İNŞAAT ve TAAHHÜT A.Ş’nin NEXT LEVEL projesindeki ortağı ise Pasific İnşaat.Pasific İnşaat’ın en önemli özelliği ie AKP MKYK üyesi ve AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan’ın eşi Fatih Erdoğan’a ait olması.

    Bu arada ÇİFTAY İNŞAAT ve TAAHHÜT A.Ş 47 gün önce bir internetteki profesyonel bir iş arama sitesine Eleman ilanı veriyor.Eleman ÇİFTAY İNŞAAT ve TAAHHÜT A.Ş’nin Çanakkale-Kirazlı Şantiyesinde istihdam edilmek üzere Toprak İşleri Formeni alımı yapılacağı belirtilerek aranan nitelikler belirtiliyor.İşin ilginç yanı ise ÇİFTAY İNŞAAT ve TAHHÜT A.Ş’nin resmi sitesinde yaptığı tüm işler, faaliyette bulunduğu iller ve şantiyeler var ama ÇANAKKALE -KİRAZLI ŞANTİYESİ yok.Yani eleman alımı için iş ilanı verilen şantiye resmi sitede var gözükmüyor!İşte şimdi Ankara kulislerinde ALAMOS GOLD INC.’nin Çanakkale Kirazlı’da Ana Taşeronunun Çiftay İnşaat olduğu iddiası dolaşmakta ve geçmişte de Erdoğan’a yakınlığı nedeni ile medyaya haber olan bu şirketin isminin bilinçli olarak verilmediğine ve Taşeron doğru bilgisinin yerine de Ortak denilerek dikkatin dağıtılarak yanlış yere çekildiği belirtiliyor.Çiftay İnşaat’ın ise bu iddialara vereceği cevabı biz de kamuoyu gibi merak ediyoruz

  • in , , , , , ,

    Göğe Bakın! Perseid Meteor Yağmuru Yarın Gece Başlıyor

    Gökyüzü pazartesi ve salı gecesi görsel bir şölen yaşatacak. Gece boyunca saatte 80 gök taşı görmeniz mümkün.Çıplak gözle gözlemlenebilecek gök taşı yağmuru için tek yapmanız gereken şehrin ışıklarından uzaklaşmanız ve göğe bakmanız.Halk arasında yıldız kayması olarak da bilinen göktaşı yağmuru hakkında konuşan İstanbul Aydın Üniversitesi Gök Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Orhan Gölbaşı, Perseid Göktaşı yağmuru her yıl yaklaşık olarak 23 Temmuz-20 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşir.

    Maksimum meteor yağmuru ise 12 ve 13 Ağustos geceleri olur. Bu kalıntıların kaynağı olan Swift-Tuttle Kuyruklu Yıldızı 133 yıllık bir döneme sahiptir. İlk kez 1992 yılında gözlenmiştir ve bir sonraki geçişini 2126 yılında yapacaktır diye konuştu.Prof. Dr. Gölbaşı, Gözlem sırasında takımyıldızı doğrultusuna (Kuzeydoğu yönünde) bakılması gerekiyor. Çünkü gök taşları sanki bu takımyıldızından geliyormuş gibi görünür. Bu doğrultuda kolaylıkla tanınabilen Cassiopea (Koltuk) takımyıldızı da bulunuyor. Bu nedenle Küçük Ayı Takımyıldızının biraz doğusunda yer alan Cassiopea doğrultusuna bakmak da yeterli olacaktır dedi.Gök taşı yağmurunu izlemek için herhangi bir alete gerek olmadığını, ışık kirliliğinin olmadığı her yerden izlenebileceğini belirten Prof. Dr. Gölbaşı, 15 Ağustos’ta Ay’ın Dolunay evresinde olması sebebiyle sönük gök taşlarının zor görüleceğini söyledi.

  • in , , , , , ,

    AKP’li vekil Cumhurbaşkanı bize Allah gibi geliyor

    Mehmet Ağar’ın oğlu AKP Elazığ Milletvekili Zülfü Tolga Ağar: Cumhurbaşkanı bize Allah gibi geliyorMehmet Ağar’ın oğlu AKP Elazığ Milletvekili Zülfü Tolga Ağar’ın anlattığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile arasında geçen bıyık diyaloğunun görüntüleri ortaya çıktı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde Ağar’ın, Cumhurbaşkanı denince bize Allah gibi geliyor ifadeleri dikkat çekti.AKP Elazığ Milletvekili Zülfü Tolga Ağar’ın Malatya’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile aralarında geçen kısa süreli bir diyaloğu geçen günlerde haber olmuştu.

    O diyalogda Ağar ile Erdoğan arasındaki dikkat çeken ifadeler görüntülerin ortaya çıkmasıyla anlaşıldı.Ağar’ın gençlik buluşmasında yaptığı konuşmada, Sayın Cumhurbaşkanımız Elazığ’a geldi. Miting için ayakta bekliyoruz, protokol dizildi, tek tek tokalaştı, sıra bana geldi, şöyle yüzüme baktı gülüyor, ben niye gülüyor dedim tam o sıra, Evladım senin bıyıklar uzamıyor mu dedi. Bende, Efendim uzar dedim yanağımı okşadı diye konuştu.Ağar’ın hikayeyi anlatırken, Cumhurbaşkanı denince bize Allah gibi geliyor demesi sosyal medyada yankı uyandırdı.

  • in , , , , , ,

    Kaz dağları Vurgunu İnanılmaz

    Kaz Dağları için Çanakkalenin Kirazlı Köyü Balaban Çeşmesi Mevkii’nde başlatılan Su ve Vicdan Nöbetine katılan ve nöbet çadırında vatandaşlarla buluşan CHP İstaAKP’li siyasetçilerin Altınlarımızın ekonomiye kazandırılması gerekiyor şeklindeki savunmasına rağmen Kaz Dağları’nda altın arayan Kanadalı Alamos Gold şirketinin devletten kat be kat karlı çıktığına dikkat çeken Tanal, Edindiğimiz bilgiye göre, çıkacak altının sadece yüzde 4 ü devlete kalıyor. Dünyanın hiç bir yerinde böyle bir sözleşme bulamazsınız. Bunda kamu kararı yok. Kamu yararı, yüzde 96yı Kanada şirketine verip, devlete yüzde 4 vermek değildir. Bu kamu hakkını özel şirketlere peşkeş çekmedir.

    Açıkça nispetsizlik ve orantısızlık vardır. Bu sözleşme yok hükmündedir demek lazım. Yani devlet burada ya dolandırılmış, ya kandırılmış, ya da kamu değerleri peşkeş çekilmiştir. Rant uğruna ülkenin her köşesi talan ediliyor. Buradaki tahribat yüzyıllarca sürecek, bu da devletin kendi kendine yaptığı en büyük kötülüktür. Buradan bakanlığa sesleniyorum, kamu yararı su hakkını korumaktan geçer dedi.İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, çarpıcı iddialarda bulundu.

  • in , , , , ,

    Ülkedeki bazıları için bir Patlıcan hikayesi ile ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.

    Padişahın biri, patlıcanı çok severmiş.Padişahın biri, patlıcanı çok severmiş.Ne zaman; Şu patlıcan musakkaya bir türlü doyamıyorum dese, dalkavuğu da;Aman padişahım, siz söyleyince ağzımın suyu akıyor. Akşam olsa da yesek dermiş. Padişah imam bayıldıdan söz edecek olsa;Padişahım, şu imam bayıldıyı icat edenin mekanı cennet olsun, nefis bir yemek. İnsan yemeye doyamıyor dermiş.Padişah; karnıyarıktan, patlıcan dolmasından, kızartmasından, kebabından, patlıcan salatasından, turşusundan ve reçelinden söz ettikçe, dalkavuk da göklere çıkarırmış

    Gel zaman git zaman, padişah patlıcandan nefret etmiş. Sofraya değil yemeği, salatası, turşusu, tatlısı, patlıcanın (P) harfinin gelmesini bile yasaklamış.Şu patlıcan musakkanın neresini beğenirler de yerler, bir türlü anlamıyorum’ dediğinde, dalkavuk da padişahın sözünü tamamlamış;Aman padişahım, bu musakkanın yenilmesini yasaklamak lazım.Padişah, bir başka gün;Bu insanlara hayret ediyorum.O kadar güzel salata çeşidi varken akşam yemeğinde tutup patlıcan salatası yiyorlar. Anlamak mümkün değil dediğinde, dalkavuk sözünü kesercesine atılarak eklemiş:Padişahım, bu insanlarda damak zevki diye bir şey yok. En iyisi, patlıcanın yetiştirilmesini yasaklamalı. Adını bile duymaktan nefret ediyorum.Bu konuşmaları duyan biri dayanamamış ve padişahın olmadığı ortamda, dalkavuğa sormuş; Yahu! Sen bir zamanlar patlıcanı metheder ve adeta göklere çıkartırdın. Şimdi ise patlıcanı ve yemeklerini kötülüyorsun. Nasıl olur da bu kadar değişebilirsin hayret!Dalkavuk da hemen yanıtlamış; Bana bak arkadaş Bana bak Ben patlıcanın değil, padişahın dalkavuğuyum. Anladın mı?Dalkavuklar için Halkın zarar ya da fayda görmesi umurlarında değildir. Onlar için önemli olan efendilerinin dişlerinden çıkardıkları artıkları önlerine atmaları ve onunla mutlu olmalarıdır

  • in , , , , , ,

    Türkiye’yi yıkma planı ortaya çıktı

    Middle East Eye (MEE), Suudi Veliaht Prensi’nin Türkiye’yi yıkmak için stratejik planının yer aldığı BAE raporunu ele geçirdiğini duyurdu. Planın amacı, Erdoğan’a baskı yapmak, onu zayıflatmak, muhalefet tarafından devrileceği umuduyla iç meselelerle meşgul etmek, kriz üzerine kriz çıkararak uğraştırmak ve medyanın haberleştireceği yanlışlar yapmaya itmek olarak belirtildi.Katar tarafından finanse edildiği iddia edilen Londra merkezli haber sitesi Middle East Eye (MEE), Suudi Arabistan’ın Türkiye’yi yıkmak için stratejik planı başlıklı özel bir haber yayımladı. David Hearst ve Ragip Soylu’nun imzasını taşıyan haberde, Suudi ajanların İstanbul Başkonsolosluğu’nda rejime muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı öldürmesi sonrası Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın (MbS) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a fazla sabır gösterdiğine karar verdiğini, bunun sonucunda Riyad’ın Türk hükümetinin üzerine gitmek için stratejik plan uygulamaya koyduğu aktarıldı.

    Sputnik’in haberine göre Suudi Arabistan’ın başmüttefiği Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) açık ve kapalı istihbarat kaynaklarına dayanarak hazırladığı gizli raporda planın ayrıntılarıyla yer aldığını, bunun BAE hükümeti ve istihbarat servisleriyle bağlantılı Emirlikler Politika Merkezi tarafından her ay yazılan raporlardan biri olduğunu belirten MEE, Suudi Arabistan hakkında aylık rapor, Sayı 24 Mayıs 2019 başlığını taşıyan çalışmanın düşünce kuruluşunun web sitesinde yer almadığını, BAE liderliğine sunulmasının amaçlandığını, yanı sıra kendilerinin bir kopyasını ele geçirdiğini kaydetti. Buna göre mayıs ayında gelen emirle hayata geçirilen planın amacı, Erdoğan hükümetine baskı yapmak, onu zayıflatmak, muhalefet tarafından devrileceği umuduyla onu iç meselelerle meşgul etmek, kriz üzerine kriz çıkararak onu uğraştırmak ve medyanın üzerine atlayacağına kesin gözüyle bakarak onu yanlış yapmaya itmek.Erdoğan ve Türkiye’nin bölgesel nüfuzunu kısıtlamayı amaçlayan raporda şöyle denildiği ifade edildi.Kraliyet Türk ekonomisini hedef almaya, Türkiye’deki Suudi yatırımlarının aşamalı olarak sona erdirilmesi, Türkiye’yi ziyaret eden Suudi turist sayısının aşamalı olarak azalması için baskı yapmaya, Türkiye’den ithalatı azaltmaya ve en önemlisi İslam aleminin meselelerinde Türkiye’nin bölgesel rolünü en aza indirgemeye başlar.MEE, aynı zamanda MEE ve Washington Post için de yazan Kaşıkçı’nın korkunç şekilde öldürülmesinin küresel infial yarattığı, bunda Ankara’nın Riyad’ın hesap vermesini ve şeffaf olmasını talep etmesinin önemli rol oynadığını kaydederken, raporda Başkan Erdoğan en ayıplanacak tavırla Kaşıkçı vakasını kullanarak krallığı, özellikle de veliaht prensi karalama kampanyasında çok ileri gitti denildi. Türkiye’nin Suudi soruşturmasına yardım edecek özel ve dürüst istihbaratı sağlamadığını, bunun yerine medyaya yanlış istihbarat sızdırdığını, hepsinin kraliyetin imajını çarpıtmayı ve veliaht prensin itibarını yok etmeyi amaçladığını savunan rapora göre, Riyad, Erdoğan’ın vakayı siyasileştirme ve uluslararasılaştırma girişiminde başarısız olduğu ve karşı saldırıya geçme vaktinin geldiği sonucuna vardı.

    BAE raporunda aktarılan planın hayata geçmesinin ilk aleni işareti olarak geçen hafta Suudi yetkililerin Türkiye’den 80 TIR dolusu tekstil ve kimyasal malzemenin Dubai Limanı üzerinden gelişini engellemesini gösteren MEE, ayrıca bir Türk kaynaktan öğrendiğine göre Türkiye’den 300 konteyner dolusu sebze meyvenin Cidde limanında bekletildiğini aktardı.Türkiye’yi ziyaret eden Suudi turistlerin sayısının 2019’un ilk 6 ayında yüzde 15 oranında azaldığı ve 276 binden 234 bine indiğine de dikkat çekildi. Türk Dışişleri’nin 2018 verilerine göre Suudi Arabistan’ın Türkiye’de 2 milyar dolarlık doğrudan yatırımı, Türkiye’den 2.64 milyar dolarlık ithalatı ve Türkiye’nin de Suudi Arabistan’dan 2.32 milyar dolarlık ithalatı var.BAE raporuna göre, Suudi liderliğinin Erdoğan’a düşman muamelesi yapmaya başlamasının işareti olarak, İslam İşbirliği Örgütü’nün 31 Mayıs’ta Mekke’de düzenlenen zirvesine davet edilmemesi tavsiyesini Kral Selman hiç tereddütsüz onayladı.Zirveden dışlananlar listesinde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Thani’nin yanına Erdoğan’ın adı da eklendi.Suudi Kralı en nihayetinde Katar Emiri’nin davet edilmesine karar verdi, ama Erdoğan’a davetiye göndermedi.MEE, Türk hükümetinin Suudi Veliaht Prensinin ilişkileri çökertme girişimlerinin ayırdında olduğunu ve bunlarla kral babasıyla doğrudan iletişimi sürdürerek mücadeleye çalıştığını yazdı. Odatv.com

  • in , , , , , ,

    TSK Gidiyor, AK Ordu Geliyor

    Kara Harp Akademisi Eski Komutanı Tümgeneral Ahmet Yavuz Yüksek Askeri Şura (YAŞ) sonuçlarını değerlendirdi. Yavuz, YAŞ sonuçlarının kendi komuta heyetini kurmaya yönelik adımlar olduğunu belirtti.Kara Harp Akademisi Eski Komutanı Tümgeneral Ahmet Yavuz Yüksek Askeri Şura (YAŞ) sonuçlarını değerlendirdi.

    Yavuz Cumhuriyet’teki yazısında, Son dört yıldır tüm, kor ve or seviyesinde emekli edilen general/ amiral sayısı terfi ettirilenlere göre çok daha fazladır. Mesela, Kara Kuvvetleri’nde 2016 yılında 10 orgeneral varken 2019’da bu sayı 4’tür. Korgeneral/amiral ve tümgeneral/ amiral sayılarında da benzer bir durum söz konusudur. Bu tablo bize, AKP’nin 2016 ve sonrasında tuğgeneralliğe tuğamiralliğe terfi ettirdikleri arasından 2023 e gelindiğinde kendi komuta heyetini oluşturmayı amaçladığını anlatmaktadır. Zira KHK ile yapılan orgeneraller oramiraller hariç rütbe bekleme sürelerindeki düzenlemeler buna imkân vermektedir. Safça yaklaşıldığında şu sorulabilir: Bütün bunlar TSKyi küçültmeyi öngören yeni yapılanma konseptinin hayata geçirilmesinin yansımaları olabilir mi? Eğer asıl konu buysa önce teşkilatlanmanın tamamlanıp personel düzenlemesinin daha sonra yapılması gerekmez miydi? Dolayısıyla pek öyle görünmüyor. Çevremizin ateş topu olduğu bir dönemde bir yandan askerlik yasasını değiştirerek ordu-millet bağının sembolü olan Mehmetçiği paralı asker haline getirmek ve liyakat temelli terfi yerine sadakat temelli bir yapıyı terfilerde öncelemek kabul edilebilir bir yol değildir dedi. Yavuz, 2010 yılında Balyoz soruşturması kapsamında tutuklanmış, 2012 yılında ise emekli edilmişti.

  • in , , , , , ,

    Kazdağları Doldu, Taştı!

    Çanakkale’nin Kirazlı Atikhisar Havzası’nda, Kanadalı altın şirketi Alamos Gold’un yerli taşeronu Doğu Biga Madencilik tarafından yapılan ağaç katliamının olduğu bölgeye yürüyüşe geçen yurttaşların baskısı sonuç verdi.Havzası’nda, Kanadalı altın şirketi Alamos Gold’un yerli taşeronu Doğu Biga Madencilik tarafından yapılan ağaç katliamına karşı büyük bir buluşma gerçekleştiriliyor.

    Alandaki binlerce kişi ağaç katliamı yapılan bölgenin olduğu şantiyeye doğru yürüdü.Maden sahasına doğru giden binlerce kişi, şantiye giriş kapısındaki güvenliklerle önce kısa bir arbede yaşadı. Ancak içeri girmek isteyen binlerce yurttaşın baskısı sonuç verdi ve kapılar açılmak zorunda kaldı.Kazdağları hepimizin sloganıyla içeri giren binlerce kişi, ağaç katliamının yapıldığı yerde fidan dikiyor.Bölgede ayrıca hasar tespit çalışması da yapılacağı bildirildi.

  • in , , , , , ,

    4 milyon insan gelmiş ve gelmeye devam ediyor. Ne yapacağız?

    Hürriyet yazarı Gülse Birsel, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre kayıtlı Suriyeli mülteci sayısının 3 milyon 606 bin olduğunu belirterek Böyle bir mülteci nüfusunu şimdiye kadar büyük bir çatışma olmadan, hem sosyal hem ekonomik olarak tolere etmiş olmamız mucize gibi bir şey dedi.Gülse Birsel, Hürriyet’te Karışık hisler başlığıyla yayımlanan yazısında Fakir, hüzünlü, çaresiz mültecileri görünce acı hissediyor, hepsine devlet tarafından adam gibi ev, ısınma ve gıda yardımı sağlanmasını istiyor, var olan yardımlara seviniyorum ifadesini kullandı.

     

     

    Birsel şöyle devam etti:Öte yandan bu şartlardaki on binlerce vatandaşıma niye bu yardımlar yapılmıyor, Suriyelilerin imtiyazı ne diye düşünüp sinirleniyorum.Bu ülkedeki hiçbir misafirin aç açıkta olmamasını gönülden diliyorum.Öte yandan geçen gün bir mavi yakalı abla Mahalledeki Suriyelilere paket paket mercimek, fasulye geliyor, sevmedikleri için bize veriyorlar, evi öyle döndürüyoruz, bizim daha çok ihtiyacımız var dediğinde de içim kararıyor.El kadar mülteci çocukların orada burada çalışmasına, okul görmemesine içim acıyor. Hepsinin tek tek belirlenip, gerekirse bir cep harçlığı verilerek okullara yerleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.Öte yandan, bu dili farklı, önceki eğitiminde duraklamalar, eksikler olan çocuklarla kendi çocukları aynı sınıfta okuduğu için müfredatın tam uygulanamadığından ve eğitim kalitesinden şikâyet eden Türk anne-babalara da hak veriyorum.Savaştan kaçan insanın çaresizliğini hayal edebiliyor, burada yaşadıkları haksızlıkları, itip kakılmayı da biliyor, bazı gergin hallerini normal karşılıyorum.Öte yandan mültecilerin son zamanlarda polisiye olaylarda gitgide daha çok rol almaya başladıklarını gözlüyor, geleceğimiz ve güvenliğimiz için endişeleniyorum.Sapasağlam Suriyelilerin ülkelerinde savaşmaması bizim plajlarda keyif çatması tartışmasının, çok tartışmalı olduğunu düşünüyorum! Her hikâyeyi ayrı ayrı dinlemek gerekir. Kim turist, kim burada çalışıp tatil gününde gezen Suriyeli? Hangisi savaştan kaçmış, hangisi beğendiği ve hiçbir kontrol olmadığı için tercihen gelmiş burada yaşıyor? Çatışmadan kaçıp gelen kadın ve çocuklara ise bu konuda söylenecek bir şey yok diye düşünüyorum.Öte yandan Türkiye’ye gelen bu kadınlar için hiç de parlak bir hayat olmadığının, istismarın daniskasının yaşandığının, çaresiz mülteci kadınların para karşılığı ikinci eş adı altında resmen satıldığının ve kimsenin kılının kıpırdamadığının da farkındayım.Başka kültürlere, başka davranış kalıplarına tahammüle, çeşitliliğe varım.

    Öte yandan artık kendi kültürümün, kendi sokaklarımın değişmeye başladığını görüyorum. Kendi vatandaşımın yaşam tarzını devam ettirmekte zorlandığını, özellikle kadınların şikâyetçi olduğunu biliyorum. Şehrin ortak alanlarını (park, plaj, mesire yeri) eskisi kadar rahat ve güvenli olmadığı konusundaki söylenmeleri duyuyorum.Buraya gelen mültecilerin işsiz dolaşmasından veya illegal, berbat şartlarda çalışmasındansa düzgün bir işe girmelerini, işyeri kurmalarını, kendilerine yetmelerini destekliyorum.Öte yandan memlekette bu kadar işsizlik varken o işe girecek, o işyerini kuracak bir vatandaşımın yerini almaları, üstelik vergi vs gibi başka avantajlara sahibi olmaları da bana çok dokunuyor.TÜİK verilerine göre kayıtlı Suriyeli mülteci sayısı 3 milyon 606 bin. Bu insanların sadece yüz bini barınma merkezlerinde yaşıyor, kalanı şehirlerde. 1 milyona yakını 9 yaşın altında! Bu sayı sadece Suriyeliler. Afganları, Pakistanlıları saymıyorum. Böyle bir mülteci nüfusunu şimdiye kadar büyük bir çatışma olmadan, hem sosyal hem ekonomik olarak tolere etmiş olmamız mucize gibi bir şey!Öte yandan En çok mülteciyi biz misafir ediyoruz cümlesinin çoktan gurur kaynağı olmaktan çıktığını, bu plansız, entegrasyon programsız misafirlerin geleceğe dair en vahim sorunlarımızdan biri haline dönüşmekte olduğunu da görüyorum.Yani.Mültecilerle ilgili hislerim merhamet-tedirginlik, şefkat-kızgınlık arasında gidip geliyor ve karışık!Aslında hikâye şu.On bin, yüz bin, hatta beş yüz bin mültecimiz olsaydı, böyle bir yazı yazmayı bile ayıp bulurdum.Ama 4 milyon insan gelmiş ve gelmeye devam ediyor. Ne yapacağız? Ne?

  • in , , , , , ,

    Tepkiler çığ gibi büyüyor. Tarkan Yeter artık, bi durun kendinize gelin

    Hasankeyfler, Allianoiler,Karadeniz’in dereleri, ormanları. Dikilen çirkin beton yığınları için kesilen binlerce yıllık zeytin ağaçları. Kurutulan göller, kirletilen, zehirlenen denizler, topraklar. Altın için feda edilen güzelim Kaz dağları ormanları.Bu ne bitmek bilmeyen bir para ve güç hırsıdır. İnsan ülkesinin doğasını, tarihini, kültürünü rant uğruna bir kalemde nasıl satabilir böyle?Dünyanın neredeyse her yerinde durum aynı.Halkın oylarıyla bulundukları noktaya gelen yetkililer kendilerini o ülkenin sahibi sanıp istediklerini yapma hakkını kendilerinde nasıl buluyorlar?Vatandaş kendi toprağını, doğasını savunmaya, korumaya kalktığında bir de vatandaşa ayar verip, kafa tutup, tehditler savuruyorlar.Yeter artık. Bi durun, kendinize gelin.Sizlere emanet edilen bu topraklara ve de temsilcisi olduğunuz halkınıza ihanet etmeyin artık.Bi elinizi kalbinize koyun da vicdanınıza kulak verin artık.Rant için bu doğa katliamlarına bir son verin artık.#KazDağlarıHepimizin#kazdaglarınadokunma Tarkan

    Tarkan’dan İzmir’in Gediz Deltası’nın UNESCO Dünya Doğa Mirası Olması için destek! Doğaya duyarlılığıyla bilinen Megastar, seslendirdiği video ile Gediz Deltası için destek çağrısında bulundu. Doğaya duyarlılığıyla bilinen Megastar, İzmir’in Gediz Deltası’nın UNESCO Dünya Doğa Mirası ilan edilmesi için destek çağrısında bulundu. Seslendirdiği video ile Gediz Deltası’nın UNESCO Dünya Doğa Mirası ilan edilmesi için Doğa Derneği’nin yürüttüğü kampanyaya destek olan Tarkan, daha önce Burdur Gölü ve Hasankeyf gibi önemli doğal ve kültürel alanların korunması için yapılan çalışmalarda büyük rol üstlenmişti.Gediz Deltası, İzmir gibi nüfusu dört milyonu aşan bir metropolün içinde yer alan eşine az rastlanır bir sulak alan. Flamingoların tüm dünya nüfusunun neredeyse yüzde onuna ev sahipliği yapan delta, yüzlerce kuş ve canlı türünün yaşam alanı olma özelliği taşıyor. Dünya ölçeğinde Önemli Doğa Alanı ve Önemli Kuş Alanı olan delta, nesli tehlike altında olan tepeli pelikan, Akdeniz foku ve Caretta caretta deniz kaplumbağasının birlikte yaşadığı nadir alanlardan biri. Alanında uzman bilim insanları tarafından hazırlanan bilimsel rapor, Gediz Deltası’nın dört UNESCO Dünya Doğa Mirası kriterinin dördünü birden sağladığını ortaya koyuyor.Şubat 2019’dan bu yana, Gediz Deltası’nın UNESCO Dünya Doğa Mirası ilan edilmesi için Doğa Derneği’nin sürdürdüğü kampanyaya destek olan Megastar Tarkan, Gediz Deltası’nın görüntülerini içeren bir video seslendirerek kampanya için çağrıda bulundu. Gediz Deltası’nın doğal güzelliklerinin ve deltada yaşayan canlı türlerinin dikkat çektiği videoda Gediz mirasımızdır diyerek Gediz Deltası’nın korunması gereken bir doğal alan olduğunun altını çizen Tarkan, daha önce Burdur Gölü, Hasankeyf gibi önemli doğal ve kültürel alanların korunması için yürütülen koruma çalışmalarına destek olmuştu.

    Gediz Deltası’nın UNESCO Dünya Doğa Mirası ilan edilmesi için devam eden kampanyaya destek veren Megastar Tarkan: Gediz Deltası, İzmir şehrini var eden kaynaklardan birisi. Bugün milyonlarca insanın yaşadığı şehrin yanı başında flamingolar, pelikanlar, yüzlerce kuş ve canlı türü yaşamını sürdürüyor. Daha önce Gediz Deltası’nı ziyaret etmiş, buradaki eşine az rastlanır çeşitliliğe tanıklık etmiştim. Bu değerli alan yapılan bilimsel çalışmalara göre UNESCO’nun belirlediği doğa mirası kriterlerinin tümünü sağlıyor. Gediz Deltası UNESCO Dünya Doğa Mirası ilan edilmeli ve içindeki canlılarla birlikte koruma altına alınmalı. Tüm yetkililerin bu olağanüstü doğa alanının korunması için üzerlerine düşen görevi yerine getirmelerini, Gediz’in bir dünya doğa mirası olması için gerekeni yapmalarını temenni ediyorum. Çünkü Gediz, doğanın bize emanetidir. Gediz mirasımızdır dedi.Konuyla ilgili açıklama yapan Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Akın: Tüm Akdeniz Havzası’ndaki en geniş ve özel sulak alanlardan birisi olan Gediz Deltası, mutlak surette korunması gereken bir doğal alan. Gediz Deltası yüzlerce kuş ve canlı türünün yaşam alanı olmasının yanı sıra, bölgede yaşayan insanlar açısından da hayati önem taşıyor. Deltanın UNESCO Dünya Doğa Mirası ilan edilmesi için bir kampanya başlattık. Tarkan’a, Türkiye doğası ve biyolojik çeşitliliği açısından son derece önemli bir sulak alan olan Gediz Deltası’nın korunması için verdiği destekten dolayı çok teşekkür ederim. Dileğimiz Tarkan gibi kıymetli sanatçıların, karar vericilerin ve İzmirliler’in desteği ve girişimleriyle Gediz Deltası’nın UNESCO Dünya Doğa Mirası ilan edilerek koruma altına alınması ve hiçbir zarar gelmeden yaşatılmasıdır dedi.

  • in , , , , ,

    CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu konuklarıyla İngilizce konuştu, sosyal medya yıkıldı

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu Kolombiya eski Cumhurbaşkanı Andres Pastrana Arango, Brezilya İstanbul Başkonsolosu Paulo Roberto França, Yunanistan Başkonsolosu Georgia Soultanopoulou, Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Nihat Özdemir ve yönetim kurulu üyeleri ile Turkcell Genel Müdürü Murat Gürkan ziyaret etti. TFF Başkanı Özdemir’e, yönetim kurulu üyeleri Servet Yardımcı, Erhan Kamışlı, Mustafa Çağlar, Mustafa Hacıkerimoğlu ve Kadir Kardaş eşlik etti.

    TFF yönetimine ziyaretlerinden dolayı teşekkürlerini ileten İmamoğlu, TFF, Türkiye’nin en fazla konuşulan ya da en fazla ilgi duyulan kurumlarından bir tanesi. Futbol sevdalısı bir ülkeyiz. Sizlere başarılar diliyorum çalışmalarınızda. Bir yandan sezona hazırlık yapılıyor. Bir yandan kulüplerin sorunları var, onlara çözüm olacaksınız. Spor yöneticiliğinden gelen bir tarafımız var. Önümüzde de 14 Ağustos’ta, Türkiye’nin ve İstanbul’un ev sahipliği var UEFA Süper Kupa’yla ilgili. Bir gündemimiz de o. Bu sene çok yoğun bir seçim gündemi yaşandı. Gönül isterdi ki, İstanbul bu işe 6-7 aydır hazırlık yapsın, dünya çapında bir misafirperverlik göstersin. Misafirperverlikten şüphemiz yok ama daha büyük bir tanıtım ve organizasyonla, futbolun çarpan etkisiyle turizme ve onun dışında birçok yönüyle daha yüksek bir karşılama olsun diye beklerdik ama Türkiye’nin ve İstanbul’un gündemi yoğun. Belki biraz sadece işin federasyon tarafında kaldı dedi.

  • in , , , , , ,

    Artık giymek yasaklandı

    Kamusal alanda burka, peçe ve kar maskesi gibi yüzü tamamen kapatan giysilerin giyilmesi resmen yasaklandı.Hollanda’da kamusal alanda burka, peçe ve kar maskesi gibi yüzü tamamen kapatan giysilerin giyilmesi resmen yasaklandı. Aşırı sağcı Özgürlük Partisi’nin (PVV) lideri Geert Wilders, kamusal alanda başörtüsünün de yasaklanmasını istiyor.Bugün yürürlüğe giren uygulama kapsamında, hastaneler, kamu binaları ve toplu taşıma araçlarında burka ve peçe kullanılamayacak.BBC Türkçe’den Yusuf Özkan’ın haberine göre, kamusal alanda yüzünü açmayı reddeden kişilere 150 euro para cezası verilecek.Toplu taşıma sürücüleri ile kamu görevlileri, gereken durumlarda polis çağırabilecek. Hollanda’da 400 civarında kadının burka ve peçe taktığı belirtiliyor.Yasak önerisi ilk kez 2006 yılında aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders tarafından gündeme getirildi.

    Wilders, göçmen kadınların topluma uyumunu engellediği gerekçesiyle genel bir burka ve peçe yasağı önerdi.Ancak uzun süren tartışmalar sonucu, yüzü tamamen kapatan giysiler konusunda kısmi bir yasak getirildi. 1 Ağustos’ta yürürlüğe giren yasağın nasıl uygulanacağı konusunda ise hala tartışmalar sürüyor.Toplu taşıma sürücüleri, burka ve peçeli yolcuları, yüzlerini açmaya zorlama yetkisine sahip değil.Sürücüler, böyle bir durumla karşılaşınca polisi aramak zorunda. Bunun için de aracın durdurulması gerekiyor. Bu nedenle seferlerde aksama yaşanacağını belirten toplu taşıma şirketleri, polisin araçları takip ederek, burka ve peçeli yolcular indikten sonra işlem yapmasını istiyor.Tıp fakülteleri hastaneleri ise, yasak nedeniyle insanların tedaviden kaçacağını savunuyor. Hollanda Üniversite Hastaneleri Birliği, Yasağı uygulamak bizim işimiz değil, yargı ve polisin görevi diyerek, uygulamaya karşı çıktı.

    Uluslararası Af Örgütü Hollanda Temsilciliği de sosyal medya üzerinden yayınladığı Kadınlar ne giyeceklerine kendileri karar verir başlıklı video ile burka ve peçe yasağına karşı çıktı.Hükümet ortağı Hıristiyan Demokrat Parti (CDA) Milletvekili Pieter Omtzigt, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), 2014 yılında Fransa’daki genel burka ve yasağının insan haklarını ihlal etmediğine karar verdiğini belirterek, Af Örgütü’nün kampanyasını eleştirdi.Omtzigt’e göre, sık sık insan hakkı ihlali yapan ve AİHM kararlarına katılmayan ülkeler, Af Örgütü’nün bu kampanyasını kullanabilir.PVV lideri Wilders ise Af Örgütü’nü Hollanda’da şeriatı desteklemekle suçladı. Wilders, İran gibi ülkelerdeki kadınlar, zorla başörtüsü takmalarına karşı kahramanca mücadele ederken, hatta bunun için hapse girerken, Af Örgütü’nün sahte özgürlük savaşçıları, onları sırtından bıçaklıyor dedi. Geert Wilders.Hollanda’da Müslüman örgütlerinin bazıları burka ve peçe yasağına şiddetle karşı çıkıyor. Afganistan kökenli Hollandalılar’ın kurduğu bir örgüte göre, burka ve peçe yasağına göz yuman herkesin yeri cehennem olacak.De Telegraaf gazetesine göre, Utrecht ve Kuzey Brabant eyaletinde İslami bir örgüt, protesto amacıyla kadınlara burka ve peçe dağıttı.Türkiye ve Fas kökenli politikacıların kurduğu Nida Partisi, burka ve peçe giyen kadınlara verilecek cezaları ödeme kararı aldı.Biz referansımızı İslam’dan alıyoruz diyen Nida Partisi, yasak kararını inanç özgürlüğünün ihlali olarak değerlendiriyor.Hollandalı feministler ise burka yasağının kadınlar için özgürleştirici mi yoksa kısıtlayıcı mı olduğu konusunda bölünmüş durumda.Rotterdam’da doğan ve Pakistan’a gelin giden 37 yaşındaki Jamila, eşinin ailesinin baskısıyla zorla burka giymiş. Hollanda’ya döndükten sonra burkayı çıkaran Jamila, De Telegraafa yaptığı açıklamada, Kumaş parçasından çok, arkasındaki fanatik düşünce daha ürkütücü ifadelerini kullandı.Peçe ve burka yasağını ilk kez gündeme getiren Wilders ise gelişmelerden memnun. Aşırı sağcı lider Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, Burka ve peçe yasağı tamam. Şimdi bir sonraki adıma yönelik çalışmalara başlayabiliriz. O adım da Hollanda’da başörtünün yasaklanması dedi.

  • in , , , , , ,

    Atatürk posterinin ve Türk bayrağının indirilmesine direnen memur ihraç edildi

    Çorum’daki Bölge Göğüs Hastanesi’nde, Atatürk’ün posterinin ve Türk Bayrağı’nın indirilmesiyle başlayan süreç, devlet memuru Sedat Kantarcı’nın ihraç edilmesiyle son buldu.Çorum’daki Bölge Göğüs Hastanesi’nde, Atatürk’ün posterinin ve Türk Bayrağı’nın indirilmesiyle başlayan süreç, devlet memuru Sedat Kantarcı’nın ihraç edilmesiyle son buldu. Sedat Kantarcı, konuyla ilgili yaşanan süreci Odatv’ye anlattı.

    2013 yılında Çorum’daki Bölge Göğüs Hastanesi’nde görevli olan memur Sedat Kantarcı’nın odasındaki Atatürk posteri ve Türk Bayrağı’nın, hastane yönetimi tarafından ideolojik olduğu gerekçesi ile indirilmesi istendi. Bunun üzerine bu duruma itiraz eden memur Kantarcı, bayrağın ve Atatürk posterinin daha önce de burada olduğunu ifade ederek itiraz etti. Ancak hastane yöneticisinin Kantarcı’ya, provokasyon yapıyorsun şeklinde yanıt verdiği iddia edildi.Kantarcı Odatv’ye yaptığı açıklamada da, Çözüm süreci dönemiydi. T.C. de kaldırılıyordu. Bu yüzden tam o dönemde Atatürk ve Türk Bayrağı’nı indirmek istediler. Ama bizden önce de odada Türk bayrağı ve Atatürk posteri vardı dedi.Memur Sedat Kantarcı’nın itirazı üzerine hastane yönetimi, Amirlerine zincirleme hakaret iddiasıyla mahkemeye başvurdular. Dönemin hastane yönetimi Türk Bayrağı ve Atatürk posterinin indirilme kararı ile ilgili, Bayrak kırışıktı şeklinde ifadede bulunurken, Çorum 5. Asliye Mahkemesi, 2014 yılında Sedat Kantarcı’nın beraatına karar verdi.Odatv’ye yaptığı açıklamalarda, eşinin de Çorum Devlet Hastanesi’nde ebe olarak görev yaptığını söyleyen Kantarcı, mahkemenin beraat kararı vermesi sonrasında eşinin doğumla ilgili olmayan bir birime verildiğini ifade etti. Kendisinin de mahkeme sürecinin devam ettiği sırada Çorum Diş Hastanesi’ne gönderildiğini aktardı. Kantarcı, kendisi hakkındaki disiplin soruşturması sonunda ise kademe cezası aldığını belirtti.

    İşte görüntüler: Bu süreç sonrasında 2015 yılında Zonguldak’a tayin edildiğini anlatan Kantarcı, Benden 1 ay sonra da eşimi Zonguldak’a gönderdiler dedi. Eşinin bu tayine öfkelenerek tayinini Düzce Akçakoca Devlet Hastanesi’ne aldırdığını ifade eden Kantarcı, üç ay sonra da kendisinin eş durumundan Düzce Akçakoca’ya geçtiğini ifade etti.Buradaki hastanede de, Çorum’da yaşadığı süreçten ötürü sürekli yer değiştirmeler yaşadığını ifade eden Sedat Kantarcı, Beni yoğun bakıma verdiler ve eğitimi içinde iki ay Ankara’da kaldım. Hastane gönderdi ve ücreti de hastane verdi. Ancak hastaneye geldiğimde beni kadın doğuma verdiler. Ben de madem kadın doğuma verecektiniz, beni neden eğitim için Ankara’ya gönderdiniz dedim. Mobing yaptılar bana ifadelerini kullandı. Bu yer değiştirmeleri nedeniyle hastane yöneticileri ile tartıştığını ifade eden Sedat Kantarcı, hakkında tekrar soruşturma başlatıldığını ve son olarak 2019 Haziran ayında memurluktan ihraç edildiğini ifade etti. Kantarcı Temmuz ayının başında yeniden işe iadesi için de hukuki süreç başlattı.Evet.Sağlık memuru Sedat Kantarcı’nın odasındaki Atatürk posteri ve Türk bayrağı provokasyon denilerek indirildi. 6 yıl sonra da buna itiraz eden memur, memuriyetten ihraç edildi.

  • in , , , , , ,

    Erdoğan İmamoğlu’na neden randevu vermedi açıkladı

    Korkusuz yazarı Can Ataklı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erdoğan’la görüşürüm açıklamasının ardından Saray tarafından henüz bir randevu oluşturulmamasını yorumladı.Can Ataklı, bugünkü yazısında, Ekrem İmamoğlu- Erdoğan görüşmesinin neden gerçekleşmediğini anlattı.

    Ataklı’ya göre Erdoğan, bu görüşmenin sonucunu tahmin edemiyor, kime yararı olacağını önceden kestirmiyor, bu nedenle de görüşmekten kaçıyor.Can Ataklı’nın yazısından ilgili bölüm şöyle:Erdoğan ve AKP İmamoğlu’nun ziyaretinden niye bu kadar korkar?İktidar partisini ve tabii ki sarayı seçimde ezerek yenen Ekrem İmamoğlu, kendi seçmenini kızdırma pahasına, seçimlerden hemen sonra İstanbul’un menfaati için Erdoğan’la görüşürüm demişti.İmamoğlu daha sonra tüm siyasi partileri ziyaret etme kararı almış.İYİ Parti, HDP, Saadet, Vatan Partisi bu kapsamda ziyaret edildi.AKP ise İmamoğlu’na bir türlü randevu vermiyor.Belli ki saraydan henüz bir talimat almadılar.Bu nedenle olumlu ya da olumsuz hiçbir şey söyleyemiyorlar, susuyorlar.Aynı şekilde Erdoğan da randevu talebine cevap vermedi.İmamoğlu, 15 Temmuz törenlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a görüşme talebini hatırlatmış ve Ne zaman ziyaret edeyim diye sormuş.İmamoğlu, Erdoğan’dan Arkadaşlarım planlıyorlar yanıtını aldığını anlattı.Şaşırtıcı değil mi?Erdoğan’ın arkadaşları çalışıyormuş.Bu konuda ne çalışılır ki?Erdoğan sadece Ne zaman boşluk var, Ekrem Bey’e randevu verelim der, arkadaşlar dediği adamları da randevu defterlerine bakarak uygun zamanı bulurlar, hepsi bu işte.Ancak anladığım kadarıyla Erdoğan bu konuda biraz çekingen.Çünkü son yaşanılan seçim hezimeti, yapılan hesapların tutmadığının da bir kanıtı.Sanıyorum bu görüşmenin sonucunu tahmin edemiyor, kime yararı olacağını önceden kestirmiyor, bu nedenle de görüşmekten kaçıyor.

  • in , , , , ,

    İş Zıvanadan Çıktı: ADAYA İŞGAL

    Yunanistan, Doğu Akdeniz’de suni gündem yaratarak Türkiye’yi ve dünyayı oyalarken Ege Denizi’nde 19. Adamızı işgale hazırlanıyor. 02 – 04 Temmuz 2019 tarihleri arasında Türk basını ve yabancı basında çıkan haberlerde, Küçük Çuha Adası’na yerleşeceklere ev ve arsa ile birlikte aylık 500 Avro maaş verileceği belirtildi.

    Haberlerde Küçük Çuha Adası’nın Yunanistan’a ait olduğu iddia ediliyor. Ancak, Girit Adası’nın kuzeybatısında bulunan Küçük Çuha Adası yüzlerce yıldır Türk toprağı olup Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir. Uydu görüntüsünde, Yunanistan’ın Türkiye’ye ait Küçük Çuha Adası’nı 2004 yılında yerleşime açtığı açıkça görülüyor. Küçük Çuha Adası’nın kuzeyine ve orta kısımlarına konut inşa eden Yunanistan adayı turizme açmış.Türkiye’ye ait Küçük Çuha Adası’nda 40 kişi yaşıyor. Yunanistan, Küçük Çuha Adası’na belediye başkanı da atamış. Küçük Çuha Adası’nın sözde Belediye Başkanı Andreas Çarçalakis Yunan vatandaşı ve mazbatası yok. Çarçalakis, basına yaptığı açıklamada, geçtiğimiz günlerde üç ailenin çocukları ile birlikte gelerek adaya yerleştiğini belirtti.Girit Adası, Venedik ile yapılan 24 yıllık zorlu bir savaştan sonra Sultan IV. Mehmet döneminde, 1669 yılında fethedildi. Girit Adası ile birlikte adanın etrafında bulunan Küçük Çuha ve Gavdos Adası dahil toplam 14 ada ile adacık ve kayalıklar da Osmanlı Devleti’nin egemenliğine girdi.1807’de Rusya ile Fransa arasında imzalanan Tilsit Antlaşması ile Yedi Ada üzerindeki Osmanlı egemenliğine son verildi. Anılan antlaşma ile Yedi Ada üzerindeki yönetim Fransa’ya geçti. 1815’te de Yedi Ada İngiltere’nin himayesine girdi.

    İngiltere, Fransa ve Rusya arasında 1864’te imzalanan antlaşma ile Yedi Ada Yunanistan’a devredildi. İngiltere, Fransa, Rusya ve Yunanistan ile Osmanlı Devleti arasında 8 Nisan 1865’te İstanbul’da imzalanan katılma senedi ile Osmanlı Devleti de Yedi Ada üzerindeki Yunan hâkimiyetini tanıdı.1799 Yılında Yedi Ada / Zanta’da konsolosluk açan İngiltere, 01 Ocak 1809’da Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki topraklarını gösteren bir harita yayınladı. Haritanın alt bölümünde Yedi Ada Birleşik Cumhuriyeti’ne ait adalar ile adalara bağlı yerlerin isimleri yazılmış ve harita üzerinde anılan ada ve yerlerin dış sınırları kırmızı renk ile çizilerek işaretlenmiştir. Haritada, Küçük Çuha Adası’nın Osmanlı Devleti’nin egemenliğinde olduğu ve Yedi Ada Birleşik Cumhuriyeti’ne dahil olmadığı açıkça gösterilmiştir.Yedi Ada’nın egemenlik devirlerini düzenleyen antlaşmalarda Çuha Adası ismen ifade edilmekle birlikte, Küçük Çuha Adası’nın ismi antlaşmalarda geçmiyor. Antlaşmalarda, ismen sayılan adalara tâbi adalar, bunların uzantısı sayılan veya bunlara bağlı ada / adacıklar gibi ifadeler Küçük Çuha Adası’nı kapsamaz. Çünkü, Küçük Çuha Adası, Çuha Adası’na 17,5 deniz mili yani yaklaşık olarak 32 km. mesafede olup, Çuha Adası’na tâbi, bağlı ya da adanın uzantısı değildir.

    30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması’nın 4. Maddesi ile Girit Adası, Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ’a verilmiş, adanın etrafında bulunan Küçük Çuha ve Gavdos Adası dahil toplam 14 ada ile adacık ve kayalıklar Osmanlı Devleti’nin egemenliğinde kalmıştır. Bu durum 1923 Lozan Antlaşması’nın 12. Maddesi ile teyit edilmiştir. Lozan’dan sonraki süreçte Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ, Girit Adası üzerindeki haklarından fiilen feragat etmiş ve anılan ülkelerin payları aslına rücu ederek Türk toprağı olmuştur. Mevcut durum itibarıyla, Girit Adası’nın dörtte üçü ile adanın etrafında bulunan Küçük Çuha ve Gavdos Adası dahil toplam 14 ada ile adacık ve kayalıklar Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir.Ege Denizi’nde 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığını işgal eden Yunanistan, daha önce kullandığı yöntemlerin aynısını kullanarak Küçük Çuha Adası’nı da işgale hazırlanıyor. Küçük Çuha Adası’nı 2004’te yerleşime açan Yunanistan, adaya yerleşeceklere ev, arsa ve ayda 500 avro maaş vaat ederek ada nüfusunu artırmaya çalışıyor. Yunanistan, bundan sonraki aşamada, diğer adalarımızda yaptığı gibi Küçük Çuha Adası’na da asker ve silah yerleştirerek adayı işgal etmeye çalışacak.Küçük Çuha Adası, Ege Denizi’nden Akdeniz’e geçişi sağlayan Kitira Geçidini kontrol eden, stratejik öneme haiz bir adadır. Askeri gemilerimiz ile ticari gemilerimiz Kitira Geçidini kullanarak Akdeniz’e çıkıyor. Yunanistan’ın Küçük Çuha Adası’nı işgal etmesi halinde Kitira Geçidinin kontrolü tamamen Yunanistan’a geçecek ve Türk gemilerinin Ege’den Akdeniz’e geçişleri önemli ölçüde zorlaşacak ve engellenecektir.Yunanistan’ın Küçük Çuha Adası’nı işgal hazırlığını engellemek için;*Bakanlar Kurulu tarafından diplomatik ve siyasi tedbirler alınmalı, işgali önleyici askeri tedbirler alması için Türk Silahlı Kuvvetleri’ne direktif verilmeli,*Küçük Çuha Adası’na en kısa zamanda Türk Deniz Kuvvetleri tarafından Deniz Üssü kurularak Kitira Geçidi kontrol altında tutulmalıdır.Bütün bu uyarılara rağmen Yunanistan önümüzdeki aylarda Küçük Çuha Adası’nı işgal ederse başta Tayyip Erdoğan olmak üzere Başkan Yardımcısı Fuat Oktay, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Savunma Bakanı Hulusi Akar işgalden hukuken ve kanunen sorumlu olacaktır.Ümit YALIM Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri (erdal sarızeybek)

  • in , , , , , ,

    Akşener’den Bahçeli’ye müthiş gönderme

    Akşener’den Bahçeli’nin çağrısına yanıt.Bahçeli’nin İYİ Parti Kurultayı için yaptığı çağrıya cevap veren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Erdoğan-Bahçeli buluşmasına atıf yaparak Twitter hesabından dikkat çeken bir paylaşım yaptI.İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısına yanıt verdi.Akşener Bahçeli’ye verdiği yanıtta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı etiketleyerek, [email protected], yine ne dedin bu arkadaşa dedi.

    Meral Akşener, Türk akademisyen ve siyasetçi. Kurucusu olduğu İYİ Parti’nin aynı zamanda genel başkanıdır ve 2018 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki adaylardan biridir.

  • in , , , , ,

    Haluk Levent: Bir gün yargılanacaksınız

    Sanatçı Haluk Levent, yardım ettiği insanların etnik kimlikleri yüzünden kendisine gönderilen hakaret içerikli mesajlara Bir gün herkese FETÖ, PKK demekten yargılanacaksınız diyerek tepki gösterdi.AHBAP platformuyla yardıma ihtiyaç duyan insanların yanında olmaya çalışan Sanatçı Haluk Levent, kendisine gelen hakaret içerikli mesajlar için isyan etti.Evrensel’de yer alan habere göre; Levent, gırtlak kanseri olan oğlu için yardım çağrısında bulunan halk ozanı Aşık Ali Nurşani’ye de destek olmuştu. Ancak Nurşani’nin oğlu Engin Nurşani’nin geçmiş yıllarda söylediği Kürdistan adlı şarkı nedeniyle Levent’e sosyal medya üzerinden tepki gösterilmişti.

    Levent ise yaşananlar karşısında Twitter üzerinden açıklamalarda bulunmuş ve Şunu herkes bilsin! Bize bir talep geldiğinde onun profiline girip bakmayız bakmayacağız açıklamasını yapmıştı.Haluk Levent, kendisine gönderilmeye devam eden hakaret içerikli mesajlar içinse yine Twitter’dan Bir gün o büyük gün geldiğinde Atatürk adını kirletmekten, Türk bayrağını profil yapıp bayrağın saygınlığını yerlere düşürmekten, her önüne gelene PKK, FETÖ demekten ve insanlara devamlı küfür etmekten yargılanacaksınız açıklamasını yaptı.

Daha fazla göster
Congratulations. You've reached the end of the internet.