• in , , , , , , ,

    İnşallah hırsızlara bu işi bırakmayacağız, Erkal’dan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tepki

    Usta tiyatrocu Genco Erkal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 23 Haziran’daki seçimlerle ilgili Hırsızlara bu işi bırakmayacağız açıklamasına tepki gösterdi ve Hırsız halkın verdiği mazbatayı seçilmiş başkanın elinden çalandır dedi..Türkiye hâlâ Yüksek Seçim Kurulu’nun 31 Mart Yerel Seçimleri’ni iptal edip,23 Haziran’da yenilenmesi yönünde aldığı kararı tartışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerle ilgili dün yaptığı açıklamada Herhalde bu sandığın hakkını vereceğiz. İnşallah hırsızlara bu işi bırakmayacağız. Gece gündüz çalışarak inşallah bu işin hakkını verelim diyorum ve ülkemizde demokrasi zaferiyle bu işi noktalayalım dedi.

    Erdoğan’ın bu açıklamasına duayen tiyatrocu Genco Erkal tepki gösterdi. Erkal, sosyal medyadan şöyle yazdı: Hırsızlara bu işi bırakmayacağız, demiş. Sen ne diyorsun be adam, kim hırsız, nerenden çıkarttın bu lâfı, senin yüksek yargıçların bile bu kadarını söylemeye yeltenmedi, sen hâlâ hırsız diyorsun. Hırsız halkın verdiği mazbatayı seçilmiş başkanın elinden çalandır.

  • in , , , , , , ,

    Binali Yıldırım’dan İmamoğlu’nun canlı yayın çağrısına yanıt

    AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, CHP’li rakibi Ekrem İmamoğlu’nun televizyon programına çıkma çağrısına, Olabilir tabii. Onlar konuşulur kararlaştırılır. Tek başına olmaz yanıtını verdi.Karar vermek için düşünüp düşünmediği sorulan Yıldırım, Gerekirse olur. Daha günümüz var dedi.

    AKP İstanbul Büyük şehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile birlikte cuma namazını Beyoğlu’nda Arap Camisinde kıldı.Cuma namazının ardından Oktay ve Yıldırım, Arap Cami Mahallesi Muhtarı Verkin Arıoba Kasapoğlu’yla görüşerek, mahallenin sorunlarını dinledi. Esnafı da ziyaret eden Oktay ve Yıldırım, onlarla sohbet etti. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yıldırım, Beyoğlu’nda vatandaşların ve esnafın ilgisinin güzel olduğunu söyledi.Yıldırım, bir gazetecinin, CHP İstanbul Büyük şehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’yla beraber televizyon programına çıkma konusuna ilişkin, Olabilir tabii. Onlar konuşulur kararlaştırılır. Tek başına olmaz cevabını verdi.Yıldırım, Karar vermek için düşünüyor musunuz sorusunu ise Gerekirse düşünülür. Daha günümüz var şeklinde yanıtladı. CHP’nin, YSK’nın oluşturduğu sandık kurulu listesinde yine kamu görevlisi olmayan kişilerin bulunduğu iddiasına ilişkin soru üzerine Yıldırım, şunları söyledi.İtiraz etsinler, değiştirsinler. Listeler önceden verilmiyordu artık veriliyor. Önceden yanlış yaptıkları için şimdi Seçim Kurulu karar aldı, partilere listeleri veriyor. Partiler de uymayanları değiştirtiyor. Bu normal bir şey.Yıldırım, Yine kamu görevlisi olmayan kişilerin olması durumunda seçim tekrarı olur mu sorusunu, Ne alakası var. Bunu değiştirmek için zaman var. İtiraz edecekler. İstanbul’da ihtiyacın 7 katı kamu görevlisi var sözleriyle yanıtladı.

  • in , , , , , , ,

    İmamoğlu’na Kaset Kumpası Hazırlıyorlar!

    İmamoğlu’na Kaset Kumpası Hazırlıyorlar.Türkiye, İstanbul seçimlerinin yenileneceği 23 Haziran tarihine akıllarda binbir soru ve kaygıyla yol alıyor. 31 Mart’ta sandıkta kaybeden AKP ve MHP koalisyonunun bu seferki ajandası merak edilirken, CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu’na dönük karalamalar da hız kesmiyor. Ankara’da güncel olarak neler konuşuluyor, kim, nasıl planlar tasarlıyor. Ankara kulislerine dair yazılar yazan gazeteci Sabahattin Önkibar ise İBB’nin seçilmiş başkanı Ekrem İmamoğlu’na kaset kumpasları hazırlandığını söyledi.

    Diken’den Minez Bayülgen’e konuşan Önkibar, 31 Mart seçimini saymayan iktidar, tekrarlattırdığı seçimi bu kez de erteletmeye kalkarsa, kamuoyuna bunu açıklayabilir mi sorusuna Erteleme kararı için oluşacak iklim kafidir yanıtını verdi. Bu iklimi de Allah korusun yabancı istihbarat örgütleri bombalar patlatırsa, kamuoyuna ‘milli güvenlik sorunu var’ denilerek, seçim ertelenebilir diye tarif eden Önkibar, Seçimler tekrar ertelenirse İstanbul’u uzun süre kayyum yönetir ifadelerini kullandı. Eğer AKP, İstanbul’da seçimden kaçamaz ve kaybederse 2020 sonbaharda seçime mecbur kalır. Kuşkusuz son ana kadar direnecek ama artık başka yol yok diyen yazar Önkibar, İmamoğlu’na montaj kaset ve sahte belge kumpasları kurulacağını da savundu. Yapmaya çalışılanın, çamur at izin kalsın olduğunu belirten Sabahattin Önkibar, Bu yüzden de akla gelebilecek her türlü çamuru atacaklar. Montaj kasetler öne süreceklerini ve sahte belgeler hazırlandığı duyumunu aldım diye konuştu.

  • in , , , , ,

    yüreğiniz yetiyorsa, hem de borazanınız TRT’de, çıkın Ekrem İmamoğlu’nun karşısına.Hodri ekran

    Hodri ekran!Trump ile Clinton Çıktılar aynı ekrana.Yüz yüze.Medeni şekilde tartıştılar.Kaçmadan.Saklanmadan.Kıvırmadan.Kora kor.Reyting rekoru kırıldı.100 milyon Amerikalı izledi.Kararını ona göre verdi.Almanya’da Merkel ile Schulz Fransa’da Macron ile Le Pen Yunanistan’da Çipras ile Meymerakisİspanya’da Sanchez ile CasadoSeçim yaklaşırken çıktılar televizyona, canlı yayında yüzleştiler.Vatandaşları seyretti, tarttı, ona göre tercihte bulundu.Bizde de böyleydi.Turgut Özal, Necdet Calp, Turgut Sunalp, hani şu meşhur köprüyü satarım, sattırmam efsanesi, işte böyle bir televizyon yüzleşmesinde yaşanmıştı. Delikanlı gibi hep beraber çıkmışlardı TRT ekranına.

    Demirel, Ecevit, Erbakan, Türkeş. Rahmetliler en vurdulu kırdılı dönemlerde bile gayet medeni şekilde, medeni cesaretle aynı masanın etrafına otururlar, canlı yayında aynı kameranın karşısına geçmekten korkmazlardı.Oturdukları masa yuvarlaktı ama, lafları köşeli olurdu, adı üstünde açık oturumdu, açık açık konuşurlardı.Dallas’ı bekler gibi beklerdik o yüzleşme programlarını. En yüksek reytingli dizilerden daha çok izlenirdi.Demokrasimize katkı sağlayan bu gelenek, bilahare özel kanallara taşındı. Amansız rakip olan Tansu Çiller’le Mesut Yılmaz çıkarlardı ekrana, çatır çatır tartışırlardı. O varsa, ben de varım derlerdi.Ali Kırca’nın yönettiği bir program hatırlıyorum mesela, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, Alparslan Türkeş, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz katılmıştı, hiçbiri naz yapmamıştı, hiçbiri korkup kaçmamıştı.2002’de Deniz Baykal ile asrın liderimiz birlikte çıktılar, değerli ağabeyim Uğur Dündar’ın seçim arenasına, canlı yayında.Sonra?E nooldi sana, nooldi boyle?Binali bey laga lugayı bırakın, yüreğiniz yetiyorsa, hem de borazanınız TRT’de, çıkın Ekrem İmamoğlu’nun karşısına.Hodri ekran! Yılmaz Özdil Sözcü

  • in , , , , , , , ,

    Gazeteci Sabahattin Önkibar’dan İmamoğlu için su- ikast iddiası

    Odatv yazarı Sabahattin Önkibar bugünkü köşesinde ilginç bir yazı kaleme aldı. Sabahattin Önkibar, Ekrem İmamoğlu için Düşünün, bunu konuşanlar var: Ekrem İmamoğlu her an zehirlenme ve trafik kazası dahil her türlü bir kötülük girişimine kurban gidebilirmiş diye yazdı.İstanbul’daki seçim sonuçlarının kesinleşmesi süreci halen devam ediyor. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) önünde bulunan İstanbul’la ilgili itirazın sonuçlanması için Pazartesi günü bekleniyor. Yerel seçim tartışmaları sürerken Odatv yazarı Sabahattin Önkibar bugün Ekrem İmamoğlu’yla ilgili dikkat geçen bir yazı kaleme alarak, İmamoğlu’nu suikast girişimi konusunda uyardı.

    İşte Sabahattin Önkibar’ın Odatv’de Ekrem İmamoğlu için uyarı alt başlığıyla yayınlanan yazısı.Türkiye’de artık olmaz olmaz!Düşünün, bunu konuşanlar var: Ekrem İmamoğlu her an zehirlenme ve trafik kazası dahil her türlü bir kötülük girişimine kurban gidebilirmiş!Yani yaşamı tehlikedeymiş! Niçin mi?Mevcut siyasal düzeni yerle bir edecek demokratik seçenek olmuştur da, ondan!Altını çiziyorum. Kim bu kirli düzenden besleniyor ve Ekrem İmamoğlu gelirse tasfiye olacağını görüyorsa, onlar bu namert düşünce ve muhtemel teşebbüsün potansiyel failleridir.Keza epeydir Türkiye’de kaos peşinde olan dış dinamikler, amaçları adına böyle bir alçaklığa soyunabilir.Emin olun bu iddia benim kişisel kuruntum ya da komplo teorim değil, devletin zirvelerinde sorumluluk almış önemli bir istihbarat yöneticisinin korku çığlığıdır, herkesi uyarıyorum! Umarım, doğru çıkmaz bu iddia.

  • in , , , , ,

    Erdoğan Ekrem İmamoğlu İçin Bakın Neler Demiş Abdülkadir Selvi Yazdı

    Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, Erdoğan kimin için Ayarımda değil dedi başlığıyla yayımlanan yazısına 19 Mayıs’ın 100. yıldönümünde Samsun’daki törenlerde Cumhuriyet’e yakışır bir tablo vardı. İktidarı ve muhalefetiyle siyaset oradaydı. 31 Mart seçimlerinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeme getirdiği ‘Türkiye ittifakı’nın kodlarını taşıyordu. Erdoğan, törenlere katılan liderlere Siyasi partilerimizin değerli temsilcileri diye seslendi ifadesiyle başladı.Selvi şöyle devam etti.Liderler topluca fotoğraf çektirdiler. Erdoğan, liderlerle tek tek tokalaştı. Cumhurbaşkanı’nın bir yanında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, diğer yanında MHP Lideri Bahçeli olmak üzere liderlerin verdiği görüntü Türkiye’nin özlediği birlik ve beraberlik tablosuydu. Keşke İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de bu karede yerini alsaydı. Doğru olanı yapardı.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dolmabahçe’de gençlerle buluşmasında verdiği mesajlar da Türkiye ittifakı istikametindeydi. Zaten o da Samsun’a gitmeden önce Dolmabahçe’de Muayede Salonu’nda bir araya gelmişsek, bu bir sinyaldir, bir işaret fişeğidir dedi. 31 Mart seçim kampanyasındaki Erdoğan’dan değil, daha önceki Erdoğan’dan işaretleri taşıyordu. Derdimiz şudur: Bu ülkede inancından, etnik yapısından, bölgesel, dinsel, ne olursa olsun kimsenin dışlanmadığı bir Türkiye derken özgürlükçüydü. 82 milyon benim vatandaşım, benim kardeşimdir. Hepsini sevmeye mecburum derken kucaklayıcıydı.

    Seçim kampanyasındaki Yallah Kürdistana söyleminin yanlışlığı fark edilmiş olmalı ki Erdoğan Kürtlere yönelik sıcak mesajlar verdi. Daha doğru bir deyişle, yaptığı reformlarla Türkiye’nin önünü açan Erdoğan’dan izler taşıyordu. Biz gelene kadar Güneydoğu’da Kürtçe tabela göremezdiniz. Cezaevinde annesiyle Kürtçe konuşamazdı. Bunlar bizimle değişti. Temel hak ve hürriyetler noktasında kimsenin önünün kesilmesine müsaade etmeyiz dedi.Erdoğan’ın bu mesajlarını, yeni dönemin yeni yaklaşımı olarak gördüm. Yeni dönemin siyaset dili olarak yorumladım. Daha doğrusu görmek istedim. Çünkü Erdoğan, reformist ve özgürlükçü mücadelesiyle hem Türkiye’nin önünü açtı hem yüzde 34’lerde başlayan AK Parti’yi yüzde 50’ye taşıdı. Referandumlarda yüzde 58 ve yüzde 52 oy oranlarına ulaşıldı. Ne zaman ki içe dönük, güvenlikçi kodlar hâkim olmaya başladı, AK Parti yüzde 42-44 seviyesine geriledi. Ankara kaybedildi, İstanbul’un tekrar kazanılması için büyük mücadele veriliyor. Bu düşüncelerimi paylaştıktan sonra, sıcak gündeme ilişkin kulisleri aktarmak istiyorum.YSK’nın İstanbul seçimleriyle ilgili gerekçeli kararının 21 Mayıs gününe kadar yayınlaması gerekiyor. Beklenti bugün yayınlanacağı yönünde. Ancak gerekçeli kararla birlikte taşlar yerine oturur diye beklemeyin, muhalefet şerhleriyle nur topu gibi yeni bir tartışmamız olacak.YSK geçen hafta önemli bir karara imza attı. 4 yedek üyenin oy kullanmasıyla ilgili bir tartışma yürüyor. Üç vatandaşımız YSK’ya başvuruda bulundu. YSK, yedek üyelerin oy kullanmaması talebini reddetti. Bu hafta içinde merakla beklenen ikinci gerekçeli karar da bu konuda olacak.

    Bu arada AK Parti ve CHP, İstanbul seçimleriyle ilgili kampanya hazırlıklarını büyük ölçüde tamamladı. Önce CHP’den haberler.CHP’nin yeni seçim kampanyası için 21 Mayıs’ta İstanbul Bomonti Hilton Oteli’nde bir lansman yapılacak. Kılıçdaroğlu’nun da katılacağı tanıtım toplantısına büyükşehir ve il belediye başkanları, milletvekilleri ve PM üyeleri iştirak edecek.CHP’nin kampanyası Ekrem İmamoğlu’nun üzerine kurulacak. Her şey çok güzel olacak ana slogan olacak. Ama yeni bir slogan ve yeni görseller geliyor.Sessiz değil ama sakin bir kampanya yürütülecek. İstanbul’da büyük bir miting düşünülmüyor.YSK’nın iptal kararı nedeniyle İmamoğlu’nun kampanyasının belkemiğini mağduriyet ve vicdan vurgusu oluşturacak. Kucaklayıcı ve polemikten uzak bir dil kullanılacak.AK Parti’nin seçim kampanyasıyla ilgili çalışma ise sürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu noktalar üzerine odaklanmış durumda:Sandığa gitmeyen 1 milyon 700 bin seçmene ulaşıp onların ikna edilmesi öncelikli hedef. Çünkü bunların yüzde 70’inin AK Parti seçmeni olduğu düşünülüyor. Özellikle 24 Haziran’da Erdoğan’a oy verip 31 Mart’ta Binali Yıldırım için oy kullanmayan 428 bin AK Parti seçmeni üzerinde duruluyor.

    Muhafazakâr Kürtler. HDP’nin İstanbul’da aday çıkarmayarak Ekrem İmamoğlu’nu desteklemesi, AK Parti’nin ise beka söylemiyle Kürtleri uzaklaştırması seçim sonuçları üzerinde belirleyici olmuştu. AK Parti, ’kırgın partililer ve muhafazakâr Kürtler’ için çalışma başlattı.Binali Yıldırım önplana çıkarılacak. Ancak Erdoğan rüzgârı her daim taze tutulacak.Ekrem İmamoğlu’nun ismi anılmayacak. CHP adayı denilecek. Kılıçdaroğlu ve CHP ön plana çıkarılacak.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ekrem İmamoğlu’nu değil, Kılıçdaroğlu’nu muhatap alacağı söyleniyor. Ancak onun gerekçesi farklı. Erdoğan’ın Ekrem İmamoğlu benim ayarımda değil. Benim muhatabım Kılıçdaroğlu olur. Ben söylerim o cevap verir, o söyler ben cevap veririm dediği ifade ediliyor.İki parti arasında müthiş bir strateji savaşı yaşanıyor.

  • in , , , , ,

    23 Haziran seçimiyle ilgili anket sonuçları açıklandı!

    Yüksek Seçim Kurulu’nun kararıyla yenilenecek İBB seçimleriyle ilgili son anket sonuçları paylaşıldı.YSK’nın İstanbul’da seçimin yenilenmesi kararını vermesi üzerine yaşanan tartışmalar devam ederken, yenilenecek seçimle ilgili anket sonuçları da gelmeye başladı. Yenilenecek seçimin, ilk seçime göre biraz daha farklı bir konjonktüre sahip olması da, anket sonuçlarını daha ilginç hale getiriyor.SP’nin seçime katılma kararı muhalefet için avantaj.İptal edilen seçimde İmamoğlu ve Yıldırım arasındaki oy farkı 13.000 olarak belirlenmişti. Bu bağlamda küçük partilerin oy oranları da büyük önem arz etmeye başladı.

    MAK Başkanı Mehmet Ali Kulat, sahada gerçekleştirdikleri anketlere göre küçük partilerin oylarının Ekrem İmamoğlu’na gideceğini ifade etti.Avrasya Araştırma Başkanı Kemal Özkiraz ise Saadet Partisi’nin seçime katılma kararını muhalefet için bir avantaj olduğunu söyledi.Sandığa gitmeyen AKP seçmeni 23 Haziran’da oy verecek.İstanbul’da tekrarlanacak olan seçimlerde, öncesinde İmamoğlu ile Yıldırım arasındaki oy farkının çok az olması ittifak dışında kalan küçük partilerin oylarının önemini katladı, diğer yandan da sandığa gitmeyen kişileri ikna süreci başlatıldı. Sandığa gitmeyen seçmenin daha çok AKP seçmeni olduğu da belirtiliyor. Ancak sahadan gelen veriler, tepkili olduğu için 31 Mart’ta sandığa gitmeyen AKP’li seçmenlerin, 23 Haziran’daki tepkisini ise İmamoğlu’na oy vererek göstereceği yönünde.

    İmamoğlu’na haksızlık yapıldığını düşünen AKP ve MHP seçmenleri var.Bir diğer anket şirketinin kurucusu Mehmet Günal Ölçer son anket sonuçlarında, İmamoğlu ile Binali Yıldırım arasında şu anda 13.000 seviyesindeki oy farkının minimum 500.000 olacağını ifade etti. Sadece sandığa gitmeyen seçmenden değil, 31 Mart’ta oyunu Cumhur İttifakından yana kullanan ancak YSK kararını doğru bulmayan ve Ekrem İmamoğlu’na haksızlık yapıldığını düşünen AKP ve MHP seçmenlerinden de Ekrem İmamoğlu’na oy akışının olduğu görülüyor. İmamoğlu’nun seçmen nezdindeki sakin, güven veren ve mütevazı görüntüsünün yanına bir de YSK kararı ile mağduriyet rolünün eklenmesi, 23 Haziran seçimlerinde en büyük avantajı olarak duruyor.

  • in , , , , , ,

    Bir Dahinin Doğum Günü; 19 Mayıs Kılıcdaroğlu Yazdı

    19 Mayıs 1919, ülkemizin kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının, esaret ve himaye kabul etmeyen milletimizi Kuvayı Milliye ateşiyle buluşturduğu gündür.19 Mayıs 1919, işgalin pençesine düşürülmüş bir halkın, kendi özgür iradesiyle Anadolu’da ve Rumeli’de Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyetin kuruluş felsefesini örgütlemeye başladığı gündür. İşgal güçlerinin Türk milletini vatansız, meclissiz ve hürriyetsiz bırakma isteğine karşı, milli iradenin şahlanışa başladığı gündür. Ancak, 19 Mayıs 1919 sadece bir tercih değil, aynı zamanda bir zorunluluktur. Çünkü işgal kuvvetleri, ağır şartlar içeren ateşkes antlaşmasına uyma gereği dahi duymadan milletimizin haklarını gasp etmiştir. Ordumuzu dağıtmış, silahlarına ve cephanelerine el koymuştur. Ülkemizi savaşa sokarak felaketin içine düşürenler yurtdışına kaçmış; saltanat ve iktidar çevreleri ise şahsi çıkarlar ve amaçlar doğrultusunda işgalci güçlerle işbirliği içine girmiştir. Yurdumuz işgalcilerce parçalara ayrılmış, milletimizin onuru incitilmiştir. Halkımız uzun yıllar süren savaşların ardından bitkin, yılgın ve moralsiz bırakılmıştır.

    Vahim tablo.Ulu Önder Atatürk’ün, Nutuk’ta tüm ayrıntıları ile tasvir ettiği bu vahim tablo karşısında, yurdun farklı bölgelerinde ortaya çıkan dağınık direniş hareketleri ise milletimizin karşı karşıya bulunduğu felaketi tam manasıyla kavramaktan uzak ve hedef birliğinden yoksundur. Mustafa Kemal, çoktan yıkılmış bir imparatorluğu kurtarmaya çalışmanın çare olmadığını ilk andan itibaren kavramıştır. Diğer tarafta ise ne imparatorluğun yıkıntılarına tutunmaya çalışan hareketlerin ne de emperyalist güçler sayesinde ayakta kalmaya çalışanların, içinde bulundukları koşulları kavrama olanağı yoktur. Aynı şekilde ülkeyi bir emperyalist gücün himayesine sokarak bir arada tutmak isteyenlerin ise milletimizin karakteri itibarıyla asla esareti kabul etmeyeceğini anlama konusunda güçlük içinde oldukları görülmüştür. Türk Milleti’nin modern bir devlet kuracak zihniyete, kaynağa, kurumsal birikime sahip olmadığını düşünen ve çareyi dışarıda arayanlara karşı, Atatürk ve silah arkadaşları milletimizin olgunluğuna, vatan sevgisine ve mücadele azmine güvenmiştir. Ulu Önder Atatürk, bu yüzden bu vahim şartlar altında dahi tek çarenin ve tek doğru hedefin “Ulusal egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak” olduğuna inanmıştır. Atatürk’ün Samsun’da attığı ilk adımın nihai hedefi, çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmayı amaçlayan bir Türkiye Cumhuriyetidir.

    Samsun’da yanan ateş.Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde 100 yıl önce bugün, Samsun’da yanan ateş, milletimize yeniden umut olmuş ve tüm dünyaya esareti hiçbir koşulda kabul etmeyeceğimizi göstermiştir. 19 Mayıs 1919’da başlayan mücadele ile milletimizin tüm imkânları fedakârca seferber edilmiş, vatan işgalden kurtarılmıştır. Ancak düşman askerinin vatan toprağından kovulması tam bağımsızlık için yeterli değildir. Milletimizin, onurlu ve bağımsız bir yaşam sürebilmesi için saltanat dâhil olmak üzere, ulusun üzerinde hiçbir himayenin kabul edilmemesi gerekir. 19 Mayıs 1919, bu nedenle bir yandan kurtuluşun, diğer yandan da kuruluşun, tarihimizdeki en önemli mihenk taşıdır. Atatürk, bir yandan ulusal egemenlik ve ulusal bağımsızlık için gerekli mücadeleyi yürütürken, diğer yandan Anadolu Aydınlanması için gerekli ilkeleri, kurumları ve kongreleri de örgütlemiştir. Çünkü özgür bir ulusa giden yol, ancak özgür yurttaşların ortak iradesiyle mümkün olabilecektir. Bu anlayışın kaçınılmaz bir sonucu olarak, Kurtuluş Savaşı’mızda Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli iradenin ve ulusal egemenliğin yegâne temsilcisi konumuna gelmiştir.

    Üretken yurttaş anlayışı.19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan mücadele sonucunda yoksul bir köylü toplumundan sanayileşme yolunda bir ekonomiye, okur-yazar olmayan bir toplumdan bilim ve eğitime önem veren bir anlayışa doğru geçiş sağlanmıştır. Kaderci kulluk anlayışı, yerini üretken yurttaş anlayışına bırakmaya başlamıştır. Fikri, irfanı, vicdanı hür nesiller yetiştirmek için büyük hamleler yapılmıştır. Aklın ve bilimin rehberliğinde milletimizin ilerlemesi ve yükselmesi için çalışılmış, büyük reformlar ve kurumsal atılımlar sağlanmıştır. Uzun ve zorlu mücadeleler neticesinde genç Türkiye Cumhuriyeti, genç kuşakların dinamizmini her düzeyde yüceltmiştir. Bu sayede Türkiye, yurttaşlarına ilerleme ve refah sunan saygın bir model ülke haline gelebilmiştir. Tüm bunlar, ancak 19 Mayıs ruhuyla ve Türk gençliğine verilen büyük önem sayesinde mümkün olmuştur.

    Liyakat, nesnellik, akılcılık.Bugün 19 Mayıs 1919’un 100. yıldönümünde, tek adam rejiminin gölgesinde ülkemizin kazanımlarının önemli bir bölümü tehdit altındadır. Cumhuriyetimizin temel felsefesini oluşturan eşit yurttaşlık ilkesi zedelenmektedir. Halkın yönetime katılma kanalları daraltıldığı gibi iktidarın denetlenmesi olanaksız hale getirilmektedir. Yargı kurumları bağımsızlığını yitirmekte ve baskı altına alınmaktadır. Demokrasimizin gelenekleri ve kurumsal dayanakları hızla geriletilmektedir. Tıpkı yüzyıl önceki hukuksuzluk koşullarına benzer bir biçimde, yurttaşlarımızın anayasal hakları ve özgürlükleri kısıtlanmaktadır. Ülkemizin öz kaynakları gerçek sahibi olan halkımıza değil, yabancılara ve yandaşlara dağıtılmaktadır. Kamu yönetiminde liyakat, nesnellik ve akılcılık ilkeleri zayıflatılmaktadır.

    Zor şartlar içerisinde olduğumuz herkes tarafından kabul edilmektedir. Ancak bu zor şartlar altında dahi gençlerimize, demokrasiye, ilerlemeye ve adalete inanan bizlerin, umutsuzluğa ve karamsarlığa savrulma lüksümüz yoktur. Ulu Önder Atatürk ve arkadaşlarının büyük bir cesaret, dirayet ve umutla, hangi şartlar altında bağımsızlığımızı sağladığı ve Cumhuriyetimizi kurdukları unutulmamalıdır. 19 Mayıs 1919’da Samsun’da yakılan ateş, bugüne kadar hiç sönmemiştir, bugünden sonra da sönmeyecek ve ulusumuzun yolunu aydınlatmaya devam edecektir. Milletimizin en asil evladının doğum günü ve Milli Mücadele’nin 100. yılı kutlu olsun. (Kaynak: Cumhuriyet)

  • in , , , , ,

    AKP’nin Öcalan Oyunu Ortaya Çıktı Ümit Özdağ Uyardı

    İYİ Parti İstanbul milletvekili Ümit Özdağ, t- röristbaşı Öcalan’ın avukatları ile görüşmesi için, Yeni Oslo sürecinin başladığını gösteriyor dedi.Türkiye gündemi tekrarlanacak olan İstanbul seçimine odaklanmışken, diğer taraftan PKK terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan ile ilgili de önemli gelişmeler yaşanıyor. YSK’nın İstanbul kararını vermeden saatler önce, teröristbaşının sekiz yıl sonra avukatları ile görüştüğü duyurulmuş ve avukatları Öcalan’ın mektubunu kamuoyuna okumuşlardı. Ardından ise, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Öcalan’ın avukatları ile görüşmesine, “Bana sorarsanız görüşsün” yorumunda bulunmuş, Bahçeli’nin bu çıkışından sonra ise Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Öcalan’ın avukatları ile görüşmesine engel olan tüm yasakların kaldırıldığını açıklamıştı.İYİ Parti İstanbul milletvekili Ümit Özdağ, PKK terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan ile ilgili yaşanan bu gelişmeleri ve Öcalan’ın mektubundaki mesajları yorumladı.

    Öcalan’ın avukatları ile görüşmesi konusunda yasağın daha önce kaldırıldığını belirten Özdağ, Ancak yasağın kaldırıldığı dün açıklandı. Zaten yasak kalkmadan Öcalan-avukat görüşmesi bu şekli ile mümkün olmazdı. Bu yasağın kaldırılmasının nedeni hukuki değil siyasidir. Çünkü Öcalan cezası kesinleşmiş bir mahkûmdur. Artık hukuki bir yardım almasına gerek yoktur. Ayrıca Bahçeli’nin ifade ettiği gibi Kandil dâhil olmak üzere dışarı ile irtibat halinde olduğu için avukata da ihtiyacı yoktur. Peki, hukuki yardım ve örgütsel irtibat için avukata ihtiyaç yoksa neden avukata ihtiyaç duyuluyor? Çünkü Öcalan’ın yazmış olduğu örgüte yolladığı açıklanan ve birlikte kaldığı 3 terörist ile birlikte imzaladığı mektup sadece Öcalan’ın değil, aynı zamanda hükümet tarafından onaylanan mektubudur. Böyle bir mektubun içeriği AKP tarafından onaylanmadan kamuoyuna açıklanmaz. Ve ayrıca PKK/YPG mektubun kamuoyu önünde açıklanmasını istiyor ki ortada bir iletişim, verilmiş bir söz için kanıt olsun. Avukat bunu sağlıyor. Avukatın açıkladığı mektup yeni bir Oslo sürecinin başladığını gösteriyor dedi.

    Sözlerinin devamında Devlet Bahçeli’nin Öcalan için avukatlarıyla görüşsün demesini de yorumlayan Özdağ, Avukat ile görüşmesinde sakınca yok dediğiniz zaman Oslo sürecinde sakınca yok demektir. Fikrim yok dediğiniz zaman, yeni Oslo sürecine karşı çıkmıyorsunuz demektir. Bu arada mektubun içeriği de çok önemli. PKK/YPG’ye ve ABD’ye önemli bir mesaj yollanıyor. Öcalan mektubunda Türkiye’nin reddettiği PKK/YPG’nin paravan örgütü SDG’den bahsediyor. Bunun anlamı AKP hükümetinin SDG’yi kabul edebilirim mesajı vermek istemesidir. Bu mesajın amacı, hedeflenen kısa ve uzun vadeli hedefleri nelerdir? Kısa vadeli hedefleri tabii ki İstanbul seçimleri. HDP seçmeninin bir kısmının AKP’ye oy vermesi veya hiç sandığa gitmemesi hedefleniyor. Uzun vadeli hedefi ise ABD güdümünde Suriye kuzeyindeki PKK/YPG yapısını kabullenilmesidir. Özetlersek Al Suriye’nin kuzeyini ver İstanbul’u oyunu oynanıyor dedi.

    İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Seymen de, teröristbaşı Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesine sert tepki gösterdi. Seymen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İstanbul’u kaybedince İmralı’nın anahtarını teslim ediyorlar dedi.Twitter hesabı üzerinden bir açıklamada buluna Seymen, t- röristbaşı Öcalan’ın avukatları ile görüştürülmesi yönündeki yasağın kaldırılmasının, İstanbul seçimlerinin yenilenme kararının hemen ardından gelmesine dikkat çekti.Seymen, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:Seçimlerden önce vatandaşı su faturalarını PKK’lılar getirecek gibi saçma yalanlarla korkutuyorlardı; İstanbul’u kaybedince bir anda atadıkları kayyumları falan unutturmak için İmralı’nın anahtarını teslim ediyorlar. Bu halk buna kanmayacak. Hatta, bu dönüşleri affetmeyecek. yüzdeyüzhaber

  • in , , , , , ,

    Meral AKŞENER’den Tarihi Çağrı

    Akşener sandığa gitmeyenlerin sayısını açıkladı ve çağrıda bulundu.İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul’da 31 Mart’ta yapılan yerel seçimler ile ilgili ilçe ilçe yaptırdıkları çalışmada 2 milyon 780 bin civarında CHP seçmeninin sandığa gitmediğini açıkladı. 3 milyon 700 bine yakın da AKP’li seçmenin sandığa gitmediğini vurgulayan Akşener; teşkilatına uyarıda bulunarak, CHP’li seçmenin sandığa gitmesini hep beraber sağlayacaksınız. 3 milyon 700 bin civarındaki AK Parti seçmenini de tek tek arayacaksınız dedi.Partisinin Karabük İl Başkanlığı tarafından Safranbolu ilçesindeki bir otelde düzenlenen iftar programında konuşan Akşener, geride bırakılan yerel seçimlerde hiç kırıcı söz söylemediklerini belirtti. Vatandaşlardan da bunu istediklerini ifade eden Akşener, hangi partiyi desteklerlerse desteklesinler seçimin bir hizmet yarışı olduğunu unutmadan dostluk ve arkadaşlıkların bozulmaması gerektiğini aktardı. Ülkenin sorunları varken İstanbul’da yapılacak seçimlere kilitlendiğini belirten Akşener, herkesin İstanbul’da yapılacak seçimleri kendisine sorduğunu, herkese Ekrem İmamoğlu’nun kazanacağını ilettiğini dile getirdi.

    Ekrem İmamoğlu’nun 16 milyon İstanbullunun adayı olduğunu ve herkesin ona sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Akşener, İstanbul’da ilçe ilçe yaptırdığımız bir çalışmada 2 milyon 780 bin civarında CHP seçmeni gibi görünüyor sandığa gitmemiş. 3 milyon 700 bine yakın da AK Parti’den seçmen gitmemiş. CHP’li seçmenin sandığa gitmesini hep beraber sağlayacaksınız. 3 milyon 700 bin civarındaki AK Parti seçmenini de tek tek arayacaksınız. Kapıların zillerini çalıp oylarına talip olduğunuzu söyleyeceksiniz diye konuştu.Yenilenecek seçimlerde çok çirkin bir dilin devam edeceğinin anlaşıldığını ifade eden Akşener, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun ifadelerini hatırlatarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanı görevden alması ya da istifa etmesini sağlaması gerektiğini belirtti. Bu insanların kendilerine çeki düzen vermedikleri sürece gelecek Ramazan ayında çok daha farklı şeyler konuşuyor olacaklarının altını çizen Akşener, salondakilerden kardeşliklerini, komşuluklarını, dostluklarını bozmamalarını istedi. AA

  • in , , , , , , ,

    Murat Muratoğlu’ndan Erdoğan’a Tarihi Yazı MİLLET AÇ AÇ !

    Karnını doyuruyorsunuz, her türlü ihtiyacını karşılıyorsunuz, yine de oy vermiyor demesini Rus Haber Ajansı’nda okudum. Dünyaya bizi böyle duyurduğu için gurur duydum.Nankörlere bak yahu! Aç karınlarını doyur, eve makarna, kömür yardımı yap, yine de oy vermesinler. Yuh artık! Böyle terbiyesizlik görmedim. Karnı doyan oyunu verecek kardeşim!Birinin çıkıp, Yapılan yardımlar senin, benim vergimle toplanıyor. Bu yardımlar senin en doğal hakkın. Utanmadan sıkılmadın al Al paketi, vur tokadı demeye hakkı var mı?Hatırladım şimdi. Bunu Devlet Bahçeli demişti. Şu sıralar kardeş gibi kendileri. Birlikte çok zaman geçirdiler, belki de değişmiştir fikri. Bu söylenenler, Türk siyaset anlayışının kısa özeti.

    Belediye başkanlarının maaşını kim ödüyor? Ya milletvekillerinin, bakanların, cumhurbaşkanının? Masrafları, korumaları, uçakları?Vergilerle ben ödüyorum, sen ödüyorsun… Her Türk vatandaşı ödüyor. Ekmek alırken, mazot doldururken, gazete okurken ödüyoruz. Maaşlarımızdan kesiliyor. Gerekirse kendimiz için Olmasa da olur diyoruz. Lakin devlete her daim cayır cayır vergi ödüyoruz.Siyasetçiler cebinden veriyorsa, çiftliğinde harcıyorsa, kendi parasıysa, isterse şöminede yaksın, bana ne? Lakin vergisini veren Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını, kendi siyasi çıkarlarına göre ayrıştırmak sorgulanması gereken bir düşünce.Şimdi ben çıkıp, Hükümetçiğim, ben vergi vermek istemiyorum, sizin partinize muhalifim diyebiliyor muyum? Diyemiyorsam oy vermeyince neden sorgulanıyorum?Kendisi, Biz şimdi köprüleri yapıyoruz. Sadece buradan AKP’liler geçsin diyor muyuz? Bütün vatandaşlarımız geçiyor da demişti. Liderliğini pekiştirmişti.Ufak bir pürüz var ki; o da köprüleri biz yapmadık. Şirketlere yaptırıp karşılığında müşteri garantisi verip 20-25 yıllık borçlandık. İster geçin ister geçmeyin; parasını yine biz vergilerimizle ödeyeceğiz ama olsun… Düşünmesi yeter!

    Fakire şükretmeyi öğreteceksin ki, zenginin huzuru bozulmasın. Sahi vakıflara yapılan yardımlar kimin parası? Ya Suriyeliler için harcanan 40 milyar dolar? Referandum yapıp halka sorsak ya, kaçı Suriyelileri ülkede istiyor?Bu milletin hizmetkarıyım demişti. Birinin kalbi kırılır, gururuna dokunur diye düşünmedi. Hani sağ elin verdiğini sol el bilmemeliydi? Bir oy için bu lafları etmeye değer miydi?

  • in , , , , ,

    Ekonomi uzmanları Türkiye’de kriz için tarih verdi

    Kötü haber Oxford Economics’ten geldi. Oxfordlu uzmanlar, Türkiye ve Arjantin’de önümüzdeki 3 yıl içinde yüzde 71 ihtimalle döviz krizi yaşanacağını açıkladı.Türk Lirasındaki ve Arjantin pesosundaki değer kaybını değerlendiren Yevgeniya Sleptsiova başkanlığındaki Oxford Economics’ten uzmanlar, Türkiye ve Arjantin’de önümüzdeki 3 yıl içinde yüzde 71 ihtimalle döviz krizi yaşanacağını belirtti.Para birimleri en çok risk altında bulunan diğer üç ülke Ukrayna, Güney Afrika ve Brezilya olurken Rusya, 7. sırada yer aldı.Oxford Economics’in değerlendirmelerine yer veren Financial Times haberine göre Türkiye ve Arjantin’deki ekonomik riskler devam ediyor ve bu, dövizde yeni bir dalgalanmaya, bankacılık sektöründe krizlere yol açabilir.

    Türk hükümetinin daha düşük büyüme temposu istememesi, Merkez Bankası’nın sarsılan otoritesi ve bütçe harcamalarındaki şeffaf olmayan tutum nedeniyle yerli ve yabancı yatırımcıların güveninin ciddi şekilde sarsıldığını yazan Financial Times, bu durumun TL’ye gelecekte olumsuz yansıyabileceğinin altını çizdi.Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini doldurmak için kısa vadeli dolar alımlarına başladığı yönündeki haberlerin yatırımcılar üzerindeki etkisinin sürdüğünü kaydeden Financial Times, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’daki seçim sonuçlarını tartışmaya açması göz önüne alındığında, TL’de yeni, keskin bir düşüş için çok sebep bulunduğunu belirtti.Bu yıl TL’de yüzde 14, pesoda da yüzde 17 düşüş yaşandığını anımsatan gazete, bu para birimlerinin ne kadar düşebileceğinin merak konusu olduğunu ifade etti. Oxford Economics uzmanlarına göre Rusya’da kriz ihtimali önümüzdeki bir yıl içinde yüzde 11, üç yıl içinde ise yüzde 34.Sleptsova, Rusya’da temel göstergeler güçlü ve görece yüksek faiz oranları, düşük enflasyon beklentilerini yansıtıyor ancak yüksek faiz oranları, rublenin küresel piyasa veya jeopolitik faktörler nedeniyle dalgalanmaya olan duyarlılığını da yansıtıyor ifadelerini kullandı.

  • in , , , , ,

    Yılmaz Özdil Yazdı Şimdi de Atatürksüz 19 Mayıs icat ettiler

    Atatürksüz Çanakkale uydurmaya çalışıyorlardı.Şimdi de Atatürksüz 19 Mayıs icat ettiler.Bursa büyükşehir belediyesi güya 19 Mayıs afişleri hazırlayıp, caddelere asmış.Atatürk yok!Atatürk’ün fotoğrafı olmadığı gibi, resmi bayramın adını bile Atatürksüz yazmışlar.Aslına bakarsanız 19 Mayıs’ın 100’üncü yıldönümünde, tee 100 yıl önceki zihniyetin bugün de var olduğunu görünce, doğrusu pek hayret etmiyoruz.İngiliz istihbaratı mesela.Atatürksüz milli mücadele için çırpınmıştı.Anadolu direnişinden vazgeçmesi karşılığında, Mustafa Kemal’e dilediği miktarda para, İtalya’da villa teklif etmişlerdi!Parayla satın alamayacaklarını anlayınca, algı operasyonuna yüklenip, sahte bir vesikalık fotoğrafı yaymaya başladılar.Kafasında kalpak yerine fes bulunan, subay tıraşı yerine pofidik pofidik uzun saçlara sahip olan, fırfırlı papyon takan, tombul yanaklı, pos bıyıklı, esmer birinin fotoğrafıydı.İşte Mustafa Kemal paşa denilen bu diye Anadolu’da dağıtıyorlardı.Köylere uçaklarla atıyorlardı.Anafartalar Kahramanı’ndan çok, padişahların etrafında pervane olan, dalkavuk kılıklı, yılışık saray soytarılarına benziyordu.

    O tarihlerde televizyon filan olmadığı için, Anadolu’da gazete bile olmadığı için, bu kara propaganda yöntemiyle zihinleri bulandırmak mümkündü.Yurttaşlar, Mustafa Kemal’in sadece ismini biliyordu, gerçek fotoğrafını gören yoktu.Bu nedenle, İngiliz istihbaratının dağıttığı fotoğrafa inananlar oluyordu.Sahte fotoğrafla birlikte sahte biyografi de hazırlamışlardı.Yalanlarla doluydu.Direnişi zayıflatmak için ahaliyi kandırmaya çalışıyorlardı, peşinden gitmeye değmeyecek biri olarak tanıtıyorlardı.Bir kişi bile bu palavralara inansa, bir kişi bile tereddüte kapılsa, kârdı.İstanbul basını zaten İngiliz muhipleri cemiyetiydi.Padişahtan ziyade majestelerine bağlıydılar.Gerçekleri sansürlüyorlardı.İzmir işgal edildiğinde bile “bu tür söylentilere inanmayın, hepsi yalan” diye manşet atıyorlardı.Habire Mustafa Kemal aleyhinde yayın yapıyorlardı.Vatan haini olarak gösteriyorlardı.İslam düşmanı olarak gösteriyorlardı.İstanbul basınını böylesine kukla haline getiren İngiliz istibaratı, bu kara propaganda faaliyetini iki karargah üzerinden yürütüyordu.

    Haysiyetsiz işbirlikçi Türklerden oluşturdukları yerel muhbirlik-casusluk ağının kod adı, Kara Jumbo’ydu.Binbaşı John Bennett yönetiyordu. Mükemmel seviyede Türkçe konuşuyordu, Kuran tefsiri yapabilecek kadar Arapça’ya hakimdi, Türk-İslam örfünü adetlerini çok iyi biliyordu, örtülü görevlerde Müslüman gibi görünmek için sünnet bile olmuştu.Beyoğlu Tepebaşı’ndaki Kroker Oteli’ni karargah olarak kullanıyordu. Bodrum katı işkence merkeziydi.İngiliz Savaş Bakanlığı’na gönderilen raporlara bakılırsa, TBMM içinde bile uzantıları vardı. İşbirlikçi milletvekillerinin isimleri belirtilmemişti, kod numaraları verilmişti. Gizli oturumların tutanaklarını kelimesi kelimesine Londra’ya aktarıyorlardı.Üst düzey İngiliz casusları ise, albay Nelson tarafından yönetiliyordu.Ramiz bey takma adıyla tanınıyordu.Şişli’de bir apartmanı karargah olarak kullanıyordu.O da tıpkı Bennett gibi pürüzsüz Türkçe konuşuyordu.Suikast, sabotaj, isyan örgütlemek, kara propaganda, Kuvvacıların yeraltı ağına sızmak, Nelson’ın işiydi.O sırada James Bond İstanbul’daydı!Bu tarihi gerçek, 2010 yılında gün ışığına çıktı.Quenns Üniversitesi tarih profesörü Keith Jeffrey, 100’üncü kuruluş yıldönümü vesilesiyle İngiliz istihbarat teşkilatı MI6’in arşivlerinde inceleme yaptı. Gizli Servisin Tarihi ismiyle kitaplaştırdı.

    Bu belgesel kitabında. Ian Fleming’in, romanlarındaki James Bond karakterini Wilfred Dunderdale’den esinlenerek yarattığını yazdı.Biffy kod adını kullanan Wilfred Dunderdale’in 1919’la 1922 yılları arasında, Kurtuluş Savaşı boyunca, İstanbul’da görevli olduğunu anlattı.Ian Fleming’in yakın arkadaşı olan Wilfred Dunderdale, Karadeniz limanlarında ticaret yapan armatör bir İngiliz babanın oğluydu. Odessa’da dünyaya gelmişti. Petrograd Üniversitesi’nde deniz mühendisi olmuş, İngiliz istihbaratına katılmıştı. Boksördü. Akıcı Rusça biliyordu. Şık giyiniyordu, özel kol düğmeleri yaptırmayı seviyordu. Lüks yaşama ve kadınlara düşkündü.İstanbul’daki görevinden sonra Fransa’ya geçecek, İkinci Dünya Savaşı’nda Paris’te istasyon şefi olacak, Nazilere karşı mücadele edecek, sonrasında özellikle Polonya’da Sovyetlere karşı çalışacak, 1959’da emekli olacak, 1990’da ölecekti.İlk görev yeri İstanbul’du. Milli mücadele’ye karşı faaliyet yürütüyordu.Albay Nelson’ın emrindeydi.Demem o ki.Bursa belediyesinin hevesini kursağında bırakmak istemem ama.Atatürksüz 19 Mayıs’ı James Bond bile başaramadı kardeşim! Sözcü Yılmaz Özdil

  • in , , , , ,

    Ünlü Sanatçı Fena Dalga Geçti Bahçeli Beni Sevmiyor Diye Oturup Ağlamıştır

    Yeşilçam’ın efsane oyuncularından Fatma Girik, Ekrem İmamoğlu’na destek veren ünlü isimler arasına katıldı.Ekrem İmamoğlu’na tam destek veren Fatma Girik, SÖZCÜ’ye yaptığı açıklamada, İmamoğlu’nu sonuna kadar destekliyorum. Yine kazanacak, bundan eminim diye konuştu.Yeşilçam’ın ünlü yıldızı, efsane sanatçı Fatma Girik de, Her şey çok güzel olacak dedi. Ekrem İmamoğlu’na tam destek veren Fatma Girik, SÖZCÜ’ye yaptığı açıklamada, İmamoğlu’nu sonuna kadar destekliyorum. Yine kazanacak, bundan eminim diye konuştu. Fatma Girik, Artık Cem Yılmaz’ı sevemem diyen MHP lideri Devlet Bahçeli’ye de esprili bir dille yanıt verdi ve Cem Yılmaz bu sözlere çok üzülmüştür, Bahçeli beni sevmiyor diye oturup ağlamıştır açıklaması yaptı.

    Girik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İmamoğlu’na destek açıklamaları yapan sanatçıları kast ederek, Sanatçının siyasete karışmaması gerektiği yönündeki sözleri için ise, Sanatçı bu ülkede yaşamıyor mu? Elbette ülkemizi ilgilendiren konularda görüşlerini açıklayacak dedi.

  • in , , , , ,

    Selvi yazdı: Erdoğan artık İmamoğlu’na böyle hitap edecek

    Abdulkadir Selvi, Erdoğan’ın vekillere talimatı ne oldu başlıklı yazısında, Erdoğan’ın İmamoğlu adını anmayın. CHP adayı deyin. İmamoğlu’nu değil, CHP’yi önplana çıkarın. CHP önplana çıktıkça oyları düşüyor dediğini yazdı.

    İşte Selvi’nin toplantıdan aktardıkları.Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti milletvekilleriyle iftardan sonra yaptığı konuşmayı, Hadi şimdi biraz da içeri geçelim, dertleşelim diye bitirmişti.Toplantı salonuna geçildi ve milletvekillerinin söz alarak görüş açıkladığı, sorular sorduğu toplantı başladı. Toplantıda 20 milletvekili söz alıp İstanbul seçimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor, önerileri aktarıyor ve sorular soruyorlar.Erdoğan iftardan sonra yaptığı konuşmada “AK Parti’yi kendi partisi olarak değil de heva ve heveslerine aracı olarak görenlerin bu çatı altında yeri yok demişti. Partisini zayıf düşürme pahasına kendi ajandalarını öne çıkaranlara izin vermeyeceğiz, vermemeliyiz diye uyarmıştı. Erdoğan’ın bu sözlerinin adresinin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile eski Başbakan Ahmet Davutoğlu olduğu açık. Erdoğan mesajını çok net bir şekilde verdiği için midir bilinmez ama AK Parti milletvekilleriyle ilgili toplantıda bu konu gündeme gelmiyor. Milletvekilleri Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu hakkında soru sormuyorlar.

    Erdoğan, MKYK toplantısında YSK’nın iptal kararını izah ederken, bir anekdot yaşanıyor. Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz, Ölülere bile oy kullandırmışlar deyince Erdoğan tebessüm ederek Ali İhsan, ölüler oy kullanır mı diye takılıyor. Ardından da YSK’nın seçimleri sandık kurullarının teşekkülünden dolayı tam kanunsuzluktan iptal ettiğini anlatıp Bu işi seçmene doğru anlatmak lazım diyor.Milletvekilleriyle görüşmesinde de YSK kararının iyi anlatılması gerektiğinin altını çiziyor. Bir zarfta 4 oy varken neden sadece İstanbul Büyük şehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptal edildiği gibi sorulara doyurucu yanıtlar verilmesini istiyor. AK Parti milletvekillerinde Erdoğan’ın İstanbul seçimlerine hâkim olduğu izlenimi oluşuyor. Erdoğan’ın AK Parti milletvekilleriyle toplantıda verdiği mesajları şöyle sıralayabiliriz:

    Seçimlerde çok çalışmamız lazım. Çalışırsak İstanbul seçimlerini kazanırız.Kendimizi doğru anlatalım. Haksızlığa uğrayan, oyu çalınan biziz.Şov yapmayalım, samimi olalım.Eski kampanyalarımızda olduğu gibi, ruberu, yüz yüze iletişim kuralım. Gönüllere girelim.Hemşeri dernekleri önemli. Öncelikle İstanbul’da çoğunlukta olan 20 il var. Hemşerilerinizle irtibat kurun, bu hafta sonundan itibaren sahaya inin.Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantının sonunda milletvekillerine işin ciddiyetini anlatmak adına Allah bize bir imkân verdi. Onu değerlendirelim diyor.Peki kampanyanın dili, Kürtlere yönelik yaklaşım, Karadenizlilerle kurulacak irtibat. Bunlar gündeme geliyor mu? Milletvekilleri bu yönde değerlendirmeler yapıyor, sorular soruyorlar. Hemşericilik duygusuyla hareket eden bir grup Trabzonlunun Ekrem İmamoğlu’na oy verdiği gündeme geliyor. İstanbul’da seçim kampanyasını izlediğim sırada İlçede reise, büyükşehirde bizim uşağa sloganı benim de kulağıma gelmişti.Erdoğan bu yöndeki değerlendirmeyi dinliyor, Farkındayım dercesine başıyla onaylıyor ama hiçbir açıklama yapmıyor.Muhafazakâr Kürt seçmenlere yönelik özel bir strateji konuşulmuyor. Seçim stratejisi konusunda AK Parti Medya Tanıtım Başkanı Mahir Ünal başkanlığında bir çalışma yürütülüyor. Ancak konu gündeme gelince Erdoğan, Bölgeyle ilgili her şeyi yaptık. Van’ı, Erciş’i neredeyse yeniden inşa ettik. Bölgeye hizmeti yine yapmaya devam edecek miyiz? Kimsenin şüphesi olmasın, edeceğiz diyor.

    Toplantıda seçim stratejisi konuşulmuyor ama kampanya başladığında yumuşak ve kucaklayıcı bir dilin hâkim olacağı kanaati oluşuyor. Yerel seçimler beka söylemi üzerine kurulmuş, Yallah Kürdistan’a dili tercih edilmişti. Onun zararı görüldü. Muhafazakâr Kürtler AK Parti’ye oy vermedi ama sandığa gidip CHP’ye oy vermeye de eli gitmedi. O nedenle gitmemeyi tercih etti. Bu kez muhafazakâr Kürtlerin kazanılması amaçlanıyor. Hemen çözüm süreci mi başlıyor denilmesin ama 8 yıl aradan sonra Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesinin başlaması, kardeşi Mehmet’in ziyaretine izin verilmesi bir ipucu olabilir. Aynı kucaklayıcı dil, kırgın AK Partililer için de geçerli olacak. AK Parti’nin sorunu geçmişte AK Parti’ye oy veren seçmenin kırgınlık ve küskünlükler nedeniyle oy vermemesi oldu. AK Parti şimdi kendi kayıplarını telafi etmenin peşinde.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının sonunda AK parti milletvekillerine Ekrem İmamoğlu’yla ilgili bir talimat veriyor. İmamoğlu adını anmayın. CHP adayı deyin. İmamoğlu’nu değil, CHP’yi önplana çıkarın. CHP ön plana çıktıkça oyları düşüyor diyor. Aday olduğunda kimsenin tanımadığı adam deniliyordu Ekrem İmamoğlu’na, şimdi ismi CHP’nin önüne geçmiş durumda. Erdoğan’ın milletvekilleriyle toplantısına Bu seçim 31 Mart seçimlerinin bir tekrarı olmayacak. Bu yeni bir seçim. Bu seçime kendi parametreleriyle bakmamız lazım bakışı hâkim oluyor.Sadece yeni bir seçimin değil, yeni bir dönemin kapısındayız.

  • in , , , , , ,

    Elçin Sangu’dan Tarihi Uyarı

    Oyuncu Elçin Sangu, YSK kararı ile 23 Haziran’da tekrarlanacak İstanbul seçimlerine ilişkin takipçilerini uyardı.Elçin Sangu geçtiğimiz günlerde Ekrem İmamoğlu’na verdiği destekle konuşulmuştu.Sangu’dan seçimle alakalı dikkat çeken bir paylaşım daha geldi.Herkes adresini kontrol etsin.Elçin Sangu’nun paylaşımı şöyle oldu.Herkes adreslerini kontrol etsin mesela şuan geçen seçimde aynı adreste olmama rağmen bugün yaptığım kontrol sonucu adresimde yokum.

    Elçin Sangu 13 Ağustos 1985’te İzmir’de doğdu. Çerkez kökenlidir. Mersin Üniversitesi Opera bölümünden mezun olan Elçin Sangu, Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümünü burslu olarak kazanmıştır.

  • in , , , , ,

    Avrupa’da seçim öncesi Facebook’tan operasyon

    Sosyal medya devi Facebook, Avrupa Parlamentosu’nda yapılacak seçim öncesi bazı haber yapan sayfaları ve sahte hesapların erişime engellendiğini açıkladı.Sosyal medya platformu Facebook, yaklaşan Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri öncesi, yalan haber yayan sayfaları ve sahte İtalyan hesapları kapattı.Facebook’tan yapılan yazılı açıklamada, 23-26 Mayıs tarihlerinde yapılacak AP seçimleri öncesi platform üzerinden yalan haber yayan sayfalar ve sahte İtalyan hesapların silindiğini duyurdu.Açıklamada, Güvenilirlik politikalarımızı ihlal eden birçok sahte ve kopya hesabı kapattık ifadesi kullanıldı.Seçme yeterliliği bulunan 374 milyon AB vatandaşı, 23-26 Mayıs tarihlerinde sandık başına giderek AP milletvekillerini belirleyecek. Dünya genelinde Hindistan’dan sonra en fazla seçmenin katıldığı demokratik seçimler olarak tanımlanan AP seçimlerinde bu yıl 8 siyasi grup yarışacak.

    AB’den ayrılma kararı alan İngiltere de bu süreç henüz tamamlanmadığından AP seçimleri için 23 Mayıs’ta sandık başına gidecek.Ancak İngiltere’nin AP seçimleri gerçekleştikten sonra AB’den ayrılması durumunda, bu ülkeye ait olan 73 sandalye Fransa, İtalya ve İspanya’nın da aralarında bulunduğu 14 ülke arasında dağıtılacak.Birliğin yasama organı olan AP, AB Konseyi ile beraber Birliğin yasalarını kabul ediyor ve bütçesini onaylıyor. (AA)

  • in , , , ,

    İstanbul Seçimleri İçin Dikkat Çeken Açıklama

    Meral Akşener Canlı Yayında Seçimleri Değerlendirdi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul’da seçimlerin yenilenmesi ile ilgili konuştu. Meral Akşener konuşmalarında dikkat çekici noktalara değindi. İşte tüm detaylar.Meral Akşener bir canlı yayına katılarak 31 Mart seçimlerinin iptalinin, 23 Haziran’da yeniden seçim yapılmasının detaylarından bahsetti. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Akşener, şu sözleri kaydetti.Meral Akşener, geçtiğimiz 31 Mart seçimlerinin kesinlikle doğruyu yansıttığını, hiçbir usülsüzlüğün yapılmadığını şu cümleler ile açıkladı.Annemizin ak sütü gibi helal bir seçimdi. 28 Şubat muktedirlerinin muhtar bile olamaz diyerek manşet attırdığı bir süreçte bu millet Erdoğan’ın arkasında durdu. Başbakan yaptı, Cumhurbaşkanı yaptı.

    Ama bugün karşı durması gerek muktedir anlayış içinde kaldı.Meral Akşener bununla birlikte, Cumhurbaşkanı Erdoğan için partili cumhurbaşkanı ifadesini kullanarak, sözlerine şöyle devam etti.Partili cumhurbaşkanlığı seçimi zamanında dolar 4.24’tü. Bugün 6.24. Geçen sene o Mayıs’ta ekonomi uçacak kaçacak diye partili cumhurbaşkanlığı seçimi yaptık. Sayın Erdoğan’a da millete de büyük zararı olacak dedik. Damat bey ekonominin içine reel anlamda üreten ekonomiye yönlendirme anlamında hiçbir şey yapamıyor.31 Mart seçimlerinin İmamoğlu’nun kazandığını ve Ak Partinin seçim politikaları ile ilgili, teşkilatlanma sistemi olduğunu savunan Meral Akşener açıklamalarına şöyle devam etti.31 Mart’ta Sayın İmamoğlu kazandı. Şimdi esas mesele şu. Refah Partisi’nden bu yana AKP’nin de devamını getirdiği bir teşkilat sistemi söz konusudur. Ama ne 31 Mart’ta ne de 24 Haziran’da evimin kapısını çalmadılar.

  • in , , , , ,

    Athena Gökhan En Sonunda Patladı

    Athena Grubu’nun solisti Gökhan Özoğuz, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul seçimlerinin yenilenmesi yönünde karar almasının ardından Ekrem İmamoğlu’nun çağrısıyla Her şey çok güzel olacak paylaşımı yaptı. Paylaşımından dolayı eleştirilen şarkıcı, Twitter hesabından yaptığı paylaşımla gelen tepkilere yanıt verdi.Biz Parti Çığırtkanlığı Yapmayız

    Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Her şey güzel olacak isimli şarkılarını 2000 yılında yazdıklarını söyleyen Özoğuz, şu ifadeleri kullandı.Bir çocuk bu söz ile Ekrem Bey’e destek olmasından sonra motoları haline gelmiştir. Biz konserlerimizde 19 senedir hep bir ağızdan söyleriz. Biz parti çığırtkanlığı yapmayız. Her dönem her şeyin güzel olmasını isteriz.Gökhan Özoğuz, Her şey güzel olacak şarkısının yüzlerce kişiyle birlikte söylendiği konser anını paylaşarak Ekrem İmamoğlu’na destek vermişti. Özoğuz, konserdeki anları Instagram hesabından Bu gece güneş vardı gökyüzünde ifadeleriyle paylaşmıştı.

  • in , , , , ,

    Koyun Muyuz Biz ? Fatih Portakal Erdoğan’a Sert Çıktı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ekrem İmamoğlu’na destek veren sanatçıları eleştirmesine, Fox Ana Haber Sunucusu Fatih Portakal’dan canlı yayında tepki geldi. Portakal, Siz ülkenin sorunlarını çözmek için geldiniz. Siz sizi destekleyenlerin de, desteklemeyenlerin de sorunlarını çözeceksiniz. Çünkü siz Türkiye’nin hükümetisiniz. Yani sorunu çözdünüz diye insanlar size biat etmek zorundalar mı? Sizin düşündüğünüz istikamette mi düşünmek zorunda. Böyle bir şey olabilir mi? Biz koyun muyuz ya diye konuştu.İBB seçimlerinin YSK kararıyla iptal edilerek yenilenmesi kararının verilmesinin ardından birçok ünlü sayıda sanatçı Ekrem İmamoğlu’nun Her şey çok güzel olacak sloganına destek vermişlerdi.

    Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuyla ilgili, Sana Sinema dünyası ile ilgili olarak bize kadar, kimse bir yasal düzenleme yapmadığı halde, bu yasal düzenlemeyi yapıp, ondan sonra bir taraftan bize teşekküre geleceksin, arkadan da bunlarla beraber şakşakçılık yapacaksınız. Bunu ne ile ifade edeceğiz, ne ile izah edeceğiz? Sanatçı, sanatıyla konuşur, bu tür insanlara dalkavukluk yapmaz. Sanatıyla konuşan sanatçıları da biz baş göz ederiz, onlar için de elimizden gelen ne varsa onu yaparız. İşte görüyorsunuz, bunlar o kadar şirazeden çıktı ki şimdi statların tribünlerine pankartlar asıyorlar. FETÖ’nün uşağı durumunda olan kişilerin sloganlarını tribünlere pankart olarak asıyorlar. Bunlara asla geçit vermeyeceğiz. Bunlar yanlış yolda ama bunu biz düzelteceğiz diye ifadelerde bulunmuştu.Fox TV Ana haber Fatih Portakal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözlerine canlı yayında tepki gösterdi. Portakal şöyle konuştu

    Siz ülkenin sorunlarını çözmek için geldiniz. Siz sizi destekleyenlerin de, desteklemeyenlerin de sorunlarını çözeceksiniz. Çünkü siz Türkiye’nin hükümetisiniz. Yani sorunu çözdünüz diye insanlar size biat etmek zorundalar mı? Sizin düşündüğünüz istikamette mi düşünmek zorunda. Böyle bir şey olabilir mi? Biz koyun muyuz ya… Biz insanız, iz yurttaşız. Biz iyiyi kötüden, kötüyü iyiden ayırabilecek, o yorumu yapabilecek zekaya ve kültüre sahip insanlarız. Herkesin kendi bakış açısı var. Siz sadece ve sadece kendinize biat isteyen insanlar arıyorsunuz. Hayır. O yüzden siz anayasaya göre hareket etmek zorundasınız. Biz biat etmeyiz biz yurttaşız.

  • in , , , , ,

    Böyle Uyardı Haziran’da Seçim İptal Edilecek Çünkü…

    Ankara’nın deneyimli gazetecilerinden Sabahattin Önkibar çok çarpıcı bir iddia ortaya atarak, muhalefeti uyardı!şte deneyimli gazeteci Sabahattin Önkibar’ın Ankara kulislerine dayandırdığı o açıklamaları.Milli iradeye yapılan darbe sonrası süreç sıkıntılı bir şekilde start aldı maalesef. Toplum diken üstünde, ekonomik göstergeler ortada, herkesde bir panik hali mevcut. Türkiye çok zor çok büyük sıkıntıların olacağı bir döneme yelken açıyor. Hem dışarıda devasa sorunlarla karşı karşıyayız hem ekonomimiz yerlerde sürünüyor bunlara ek bir de milli iradeyi yok sayan siyasal bir buhran icat edildi. Aklım almıyor. Sormak lazım bu ülke size ne istediniz de vermedi bugüne kadar. Çeyrek asır İstanbul’u size verdi, Ankara’yı size verdi, Başbakanlığı size verdi, Cumhurbaşkanlığını size verdi peki siz ne yaptınız tüm bunlara veren milletin iradesini yok saydınız, baş kaldırdınız. Bırakın hukuku, bırakın ahlakı bu yapılan vicdana uyar mı? Devletlerin dini adalettir. Devletler adaletle yaşarlar. Adaletin askıya alındığı bir yapıya devlet denmez.

    AKP iktidarı ile beraber adalet askıdadır. Adalet kaf dağının ardındadır. Önce FETÖ alçağı ve bugün saray yargısı denen bir anlayış hakim ülkeye. FETÖ yargısı denen yapıyı da bu ülkenin başına yine bunlar bela etti. Devleti FETÖ’ye bunlar teslim etti. Her istediklerini veren bunlar değil mi? Suriye belasını bu ülkenin başına saran bunlar değil mi?Gelelim AKP’nin 23 Haziran oyununa, planına. AKP Türkiye’nin 81 vilayetinin kanaat önderlerini İstanbul’a yığacak. Bütün bakanlıkları personelleri ile imkanları ile birlikte İstanbul’a yığacak. Hangi seçim sandıklarında ne oylar verildi bakıp, o sandıkları tek tek belirleyip insanları birebir markaja alacaklar ve akıl almaz vaatler verecekler. İşe almalarından tutun da özel imkanlara kadar birçok şey… Hoş İstanbulluların bu tür rüşvetlere boyun eğeceğine ben inanmıyorum ama bunu yapacaklar. Bu arada birkaç firmaya hem de her gün anket üstüne anket yaptıracaklar. Günlük olarak nabzı tutacaklar.İşte burası çok önemli. Eğer çok çok emin olmazlarsa kesinlikle seçim yaptırmayacaklar. AKP İstanbul’u kazanamayacağı sonucuna varırsa tekrar ediyorum seçim yaptırmayacak. Altını çiziyorum kazanacağından çok, çok, çok emin olmazsa 23 Haziran’da seçim yapılmayacak. Ankara kulislerinde yapılan ciddi değerlendirmeleri anlatıyorum size.

    Birileri diyebilir ki bu kadarı olmaz, bunu yapamazlar ama inanın bunu da yapabilirler. Ne oldu da İmamoğlu’nun mazbatasını aldılar? Hiçbirşey. Çünkü Türkiye artık bir hukuk devleti değildir. Türkiye artık bir şahıs devletidir. AKP İstanbul’da kaybedeceği bir seçimi asla yaptırmaz. Çünkü bir kez daha kaybedecek olursa çok iyi biliyorlar ki iktidarlarının meşruiyeti tartışma konusu olacak ve erken seçime gidilecek. Türkiye artık onlarla yola devam edemez. Bunu iyi biliyorlar o yüzden bu seçimi mutlaka almak için herşeyi yapacaklar.Peki seçim erteleme durumu olursa bunu hangi gerekçe ile mi yapacaklar? Gerekçe bulmak çok zor değil erteleme için. Allah korusun hem iktidarın hem muhalefetin İstanbul’a yığma yapacak olması beraberinde bir çatışma zeminini de yaratacaktır. Dolayısıyla bir iki provokasyon, bir iki kavga hatta belki bundan fayda elde etmeye çalışacak terör örgütlerinin de işin için dahil olmasıyla birkaç yerde bombalama eylemleri vs. kardeş kavgası denecek, YSK acilen toplatılıp seçimi ileri bir tarihe erteletilecek. İstanbul’u da kendilerine uygun bir zemini oluşturacakları zamana kadar kendi adamları olan kayyumla yönetecekler. Dolayısıyla muhalefeti şimdiden buna karşı uyarıyorum ve bu öngörülere göre bir yol ve yöntem belirlemesi gerektiğini söylüyorum.

  • in , , , , ,

    Ayşe Kulin’den Erdoğan’a Bomba Mektup

    Yazar Ayşe Kulin AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a seslenerek, Hakkın, hukukun, adaletin hüküm sürdüğü bir ülke umut etmek istiyoruz. Duyun bizi! Bizi duyun dedi.Cumhurbaşkanım,

    Dün akşam saatlerinde okuduğum, kim veya kimler tarafından yazıldığını bilme­diğim sosyal medya üzerinden yayılmak­ta olan çağrıyı ben kısaltıp kişileştirerek si­ze bir açık mektup olarak sunmaya karar verdim. Ben size açık mektup yazmaya alışkınım ama dilerim bu üçüncü ve son mektubum olur çünkü aşağılanmaya, aptal yerine kon­maya sabrın bittiği yerdeyiz! Benim sabrım biterse benim dünyamda hiç bir şey değişmez, ben mütevekkil ya­pıda biriyim, hayatın yükünü de, bana ya­pılan haksızlıkları da sırtlanıp, isyan etme­den bu yaşıma kadar yürüdüm. Yine öy­le yaparım. Ama bu günün gençleri benim kuşağım gibi değil. Aynı terbiyeyi almadı­lar, aynı eğitimi görmediler. Siyasi görüş­leri ne olursa olsun, hırslı, kızgın ve bencil­ler. Bir kısmı gerçekleşmeyecek beklenti­ler içinde, bir kısmı ise umutsuz! Dua ede­lim, onların sabrı tükenmesin. Çünkü onla­rın delikanlılıklarını sömürerek onları ben­cil siyasetlere alet eden söylemler sonuç­ta büyük sorunlara yol açabilir ki düzeltme­si kolay olmaz.

    Bizler, yani siz başta olmak üzere he­pimiz çocuklarımıza savaşa bulaşmadan, cephelere bölünmeden, bu topraklar üs­tünde kardeşliğimizi yitirmeden huzur için­de ve hür yaşamanın mümkün olduğunu is­pat etmeliyiz. Demokrasinin bir bayrak de­ğiştirme rejimi olduğunu önce kendimiz iç­selleştirip, sonra onların içine sindirmeli­yiz. Kürt, Ermeni, Laz, Süryani, Sünni, Ale­vi, Yahudi, Hıristiyan, inançlı, inançsız bü­tün yurttaşlarımızla barış ve huzur içinde yaşayabileceğimizin mümkün oluğunu on­lara göstermeliyiz. Özellikle gençler kin ve nefret sözleriyle ayrışmadan, onların öf­kelerini dindirmeli, barış içinde bir ülke­de yaşamayı umut etmelerini sağlamalıyız. Ömür biter ama umut hiç bitmez! İşte ben de bu mektubu az kalan ömrümde umudu­mu hâlâ diri tutmak adına yazıyorum.

    Şu anda ülkemin Cumhurbaşkanı sizsiniz. Başvuracağım merci de dolayısıyla sizsiniz. Hangi suçla suçlandığımızı bilmeden, darbey­le terörle hiç ilgimiz yokken yalan ihbarlar­la, sahte delillerle işimizden, mesleğimizden atılmadan ya da uzun yıllara mahkûm edilme­den, keyfi kararlarla işimizin, emeğimizin eli­mizden alınmasına duçar kalmadan, kadın ol­duğumuz için hırpalanmadan, örtülü veya kısa etekli kadınlarız diye aşağılanmadan, en adi suçları işleyip sırf tarikat mensubu olundu­ğu için cezasız kalanlara katlanmadan, onu­rumuzla yaşamak istiyoruz. Hakkın, hukukun, adaletin hüküm sürdüğü bir ülke umut etmek istiyoruz. Duyun bizi! Bizi duyun! haberyüzdeyüz

  • in , , , , ,

    Atatürk Paylaşımına Rekor Beğeni…

    Türkiye’nin tarih hocası İlber Ortaylı’nın Atatürk paylaşımı beğeni rekoru kırdı.Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün üniformasındaki madalyalar

    1-Harp Madalyası2-İkinci Rütbeden Mecidi Nişanı Şemsesi3-İkinci Rütbeden Osmani Nişanı Şemsesi4-İkinci Rütbeden Osmani Nişanı5-İkinci Rütbeden Mecidi Nişanı6-Birinci Demir Salip Nişanı7-İkinci Demir Salip Nişanı8-Altın İmtiyaz Madalyası9-Altın Liyakat Madalyası10-Gümüş İmtiyaz Madalyası11-Gümüş Liyakat Madalyası

  • in , , , , ,

    Ekrem İmamoğlu: Haddini bilmesi gereken siyasilerdir

    Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul’da seçimlerin tekrarlanması kararının alınmasının ardından mazbatası geri alınan CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından paylaştığı bir videoda Haddini bilmesi gereken siyasilerdir, bizleriz, sanatçılar, akademisyenler, iş insanları değil. Korkmadan konuşmaya, paylaşmaya devam edin lütfen dedi.31 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı’nı kazanan Ekrem İmamoğlu, 23 Haziran’da yenilenecek seçimle ilgili olarak açıklamalarda bulundu.Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararıyla mazbatası geri alınan İmamoğlu, kendisine Her şey çok güzel olacak paylaşımlarıyla destek veren sanatçıları kastederek şunları söyledi.Sanatçılar gibi toplumun önünde olan insanların fikirlerini paylaşması gayet doğaldır. Haddini bilmesi gereken siyasilerdir, bizleriz; sanatçılar, akademisyenler, iş insanları değil. Korkmadan konuşmaya, paylaşmaya devam edin lütfen. Her şey çok güzel olacak.

Daha fazla göster
Congratulations. You've reached the end of the internet.