in

Emine Erdoğan’ın çantasının Fiyatı Gündeme Bomba Gibi Düştü !

İtibarda tasarruf olmaz diyenler, tarif edemeyecekleri harcamaları yapmaya devam ediyor…

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ve ailesinin lüks içindeki yaşamları ve gün be gün artan harcamaları dillerden düşmüyor. Geçtiğimiz yıl, Saray’ın harcamaları yine gündeme gelmiş, bunun üzerine Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanlığı nezdindeki faaliyetlerin itibarda tasarruf olmaz anlayışıyla, ülkemizin vakarına yaraşır şekilde yürütülme mecburiyeti vardır. Bununla birlikte tüm bu hizmetler, hem Türkiye’nin büyüklüğüne ve itibarına yakışır kalitede, hem de en uygun maliyetlerle gerçekleştirilmiştir açıklamasını yapmıştı.

2017’deki yapılan zamla birlikte Erdoğan’ın maaşı 39 bin 71 lira oldu. Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ise çalışmıyor. Ama Emine Erdoğan, giyimi kuşamı, Erdoğan’la gittiği Avrupa gezilerinde lüks mağazaları kapatmasıyla gündemde. Son olarak Emine Erdoğan’ın kolundaki çantası radara takıldı.

Emine Erdoğan’ın kolundaki çanta, Hermes isimli markanın sınırlı sayıda ürettiği özel serisinden. Çantanın fiyatı 49 bin 995 ABD doları. 1 doların 4.46 TL olduğu düşünüldüğünde çantanın değeri 223 bin Türk lirası…

Bu da Erdoğan’ın 5,7 aylık maaşı ediyor.Söz konusu gerçeği, sosyal medyadaki paylaşımlarıyla dikkat çeken Gürman (@hvmoltke) isimli hesap ortaya çıkardı. Gürman, söz konusu paylaşımında, Cumhurbaşkanı maaşı ayda 39 bin lira. Emine Hanım çalışmıyor. Sadece çantası 50 bin dolar yani 215 bin lira. Erdoğan’ın 6 aylık maaşı kadar. Halkın adamı 6 aylık maaşını hanımefendiye çanta almaya mı vermiş şimdi? Milletin aklıyla alay etmeyin dedi.

https://www.toplumsal.com.tr/gundem/emine-erdoganin-tek-bir-cantasi-erdoganin-6-aylik-maasi-h23083.html

Diğer taraftan da şöyle bir iddia ortaya atıldı :

ERDOĞAN’IN İSVİÇRE’DEKİ ALTINLARI EMİNE HANIMIN 45 BİN EUROLUK ÇANTASI! Yalanı..
24 Haziran’da Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimleri yapılacak. Sosyal medyada yazılanları görüp de tepkisiz kalmak mümkün değil. Yazılanlar yenilir yutulur cinsinden olmadığı gibi akıl ve zekâyla bağdaşır tek bir tarafı bile yok. Erdoğan tüm servetini altına çevirip İsviçre bankalarına kaçırmış, seçimi kaybettiği takdirde yurtdışına kaçacakmış, Emine hanımın 45 bin euroluk çantası varmış ve bu çantayı devletin parasıyla almış, BİM ve A 101 marketler zinciri ile Kara Fırın Erdoğan’ınmış, Ziraat Bankası batmışmış… Bu ve aslı astarı olmayan çok sayıda yalan o kadar yoğun bir şekilde sosyal medyada paylaşılıyor ki beni bu türden bir makaleyi yazmaya iten esas sebep, insanlarımızın bu tarz yalan haberlere neden sazan gibi atladığı.

Erdoğan’ın iktidardan düşmesi için HDP, CHP, bir FETÖ projesi olan İYİ Parti ve Saadet Partisi güç birliği etmiş durumda. “Erdoğan gitsin, gerisi hiç önemli değil, gerekirse Türkiye batsın” bu ittifakın temel manifestosu olarak deklare edilmiş durumda.Kendilerini Atatürkçü, laik ve demokrat olarak lanse eden, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” şeklinde slogan atıp Cumhuriyet’in 100’ncü yılında halen “10 yıl Marşı” ile gaza gelmeyi başaran bu grubu ne şekilde tanımlayabiliriz?Mustafa Kemal yaşasaydı eğer; 1984 yılından beri Türkiye’yi kana boğan PKK ile aynı yatağa girmeyi kabul eden, 15 Temmuz 2016’da darbe kalkışmasına girişip devletin silahlarıyla 250 vatandaşımızı şehit eden FETÖ terör örgütü aleyhinde tek bir laf edemeyen, iktidara geldikleri anda olağanüstü hale son vereceklerini açıklayıp FETÖ tutuklarını serbest bırakmayı itiraf eden, Türk lirasının ABD Doları karşısında 5 liraya hatta 10 liraya yükselmesinden mutluluk duyan, Türkiye’yi halen azgelişmiş bir Ortadoğu ülkesi gibi tanımlayan, soyundan sopundan ve ecdadı olan Osmanlı’dan nefret eden bu beyinsizleri memleketin bütün ağaçlarına kıçlarından çengel ile astırırdı.

İngiliz The Guardian gazetesi 30 Mayıs 2015 tarihli baskısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın anayasayı değiştirme arzusunu konu ederek “Erdoğan’ın daha fazla güç kazanmaması gerektiğini”belirten bir makale yayımladı ve gerekçelerini sıraladı; “İstikrarlı bir Türkiye Avrupa ve Ortadoğu için hayati. Cumhurbaşkanı’nın daha fazla güç kazanması faydalı olmayacak” başlığıyla çıkan bu yazıda, öncelikle Türkiye’nin neden “önemli” bir ülke olduğu anlatılıyor.“İstikrarlı” derken bu ifadenin aslında bizim aleyhimize, kendilerinin lehine bir durum olduğunu sanırım anlamışsınızdır. Gazete, Erdoğan’ın üstün siyasi yeteneklere sahip olmasını ve ülkenin yoksul ve dindar kesimleri arasında güç kazanması hususunu temel endişe! nedenleri arasında sayıyor.Guardian, Financial Times, Washington Post, Le Monde, New York Times, The Economist, Frankfurter Allgemeine, Bild ve daha birçok batılı medya kuruluşunun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik bu tarz dengesiz ve ahlâksız paylaşımlarda bulunmasının esas nedeni güçlü bir Türkiye’nin ortaya çıkmasını engellemek.Türkiye’nin kayıp yılları olarak tanımlanan 1993-2002 yılları arası dönem; ekonomik, siyasi ve politik krizler, faili meçhul cinayetler, terör eylemleri, yüksek faiz, devalüasyon, dış ve iç borç krizi ve yolsuzluklar gibi hatırlanması bile istenilmeyen olaylarla doludur. Erdoğan liderliğindeki AK Parti, 2002 yılından beri ülkeyi kesintisiz şekilde istikrar içerisinde yönetiyor. AK Parti döneminde yapılanları gerek Osmanlı gerekse Türkiye Cumhuriyeti döneminde yapılanlarla mukayese edebilmek bile mümkün değil.

Türkiye’de artık; 65 yaş üzeri tüm vatandaşlar toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanabiliyor, insanlar kredi kartı borcundan dolayı hapis yatmıyor, vergi borcu olanlar yurtdışına rahatlıkla çıkabiliyor.Kadınlar doğum borçlanması yaparak erken emeklilik hakkı kazanıyor, çocuklarını okula gönderen annelere eğitim parası ödeniyor, okula giden çocuklara ücretsiz kitap dağıtılıyor, kişisel borçlarından dolayı emeklilerin maaşlarına haciz konulamıyor.Öğrenciler okuduğu sürece “öğrenci kartı” imkânından faydalanıyor, lisans, yüksek lisans ve doktora aşamasındaki öğrencilere karşılıksız burslar veriliyor, eskiden koğuş tipi yurtlarda kalan çocuklarımız şimdi otel konforundaki bir veya iki kişilik odalarda kalabiliyor.İnsanlar acil bir rahatsızlık durumunda devlet ve özel sektör ayrımı olmaksızın istediği hastaneye ücretsiz gidebiliyor, yeni doğan çocukların sağlık gideri 18 yaşına kadar devlet tarafından karşılanıyor.2009 öncesinde vatandaşlık hakkını kaybedenler otomatik olarak yeniden vatandaş olabiliyor. 28 Şubat sürecinde disiplin cezaları nedeniyle memuriyetten çıkarılanlar tekrar memuriyete dönebiliyor, insanlar çocuklarına istedikleri ismi koyabiliyor, Kürtçeyi rahatlıkla konuşabiliyor, kızlarımız üniversitelere, okullara ve tüm kamu kurumlarına başörtülü olarak girebiliyor, çalışabiliyor.Engelli çocuğu olan annelere erken emeklilik imkânı sağlanıp, engellilere maaş bağlanıyor. Hastalarımız ilaçlarını istediği eczaneden ücretsiz alabiliyor, emekli maaşları istenildiği takdirde evde ödenebiliyor, yaşlı ve bakıma muhtaç kişilere evde temizlik, sağlık ve bakım hizmeti verilebiliyor.İnsanlara karakollarda işkence yapılmıyor, MERNIS ve e-devlet hizmeti sayesinde sabıka kaydından ikametgâh belgesine kadar hemen her türlü evrak bilgisayardan temin edilebiliyor, her türlü vergi ödemesi internet üzerinden yapılabiliyor.Yapılan barajlar sayesinde büyük şehirlerde artık su ve elektrik kesintileri yaşanmıyor. Son 15 yılda inşa edilen otoban, köprü, tünel, demiryolu ve havaalanları ile insanlar istediği yere kısa sürede ulaşabiliyor. Yüzlerce ülkeye vizesiz seyahat edilebiliyor.Bu kadar mı? Hayır. Türkiye artık kendi uçağını, kendi helikopterini, kendi silahlı insansız hava aracını, kendi hızlı trenini, kendi tankını, kendi otobüs ve otomobilini rahatlıkla üretebiliyor, uzaya uydu gönderebiliyor, topunu tüfeğini yapabiliyor.Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinden getirdiği 232 ton altın tutarındaki ganimet rakamına bir daha asla ulaşamayan Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti hazinesi, 497 yıl sonra ilk defa 2013 yılında 600 tonluk altın stokuna ulaşabiliyor.Faiz oranları 160 yıl sonra ilk defa tek rakamlı hanelere düşebiliyor, İstanbul Boğazı’nın altına Marmaray ve Avrasya tünelleri yapılabiliyor, İstanbul’a dünyanın en büyük havalimanı inşa edilebiliyor, İstanbul Boğazı’na Yavuz Sulta Selim Köprüsü ve İzmit Körfezi’ne dünyanın en yüksek ve en geniş asma Osman Gazi Körfez Geçiş Köprüsü yapılabiliyor.

İşte tüm bunları başardığı için, başörtüsünden dolayı “karafatma” benzetmesi yapılan kardeşlerimizin hak ettikleri saygıyı görmeleri için, Mavi Marmara olayında dimdik durduğu için, Mısır’daki darbeye “darbe”, Suriye’de yaşananlara “katliam” dediği için, TL’den altı sıfırı bir kalemde attığı için, hayal dahi edilemeyen “Sağlık Reformu”nu gerçekleştirdiği için, yıllardır bitirilemeyen Karadeniz Sahil Yolu’nu ve Bolu Tüneli’ni bitirdiği için, “Kıyamete kadar” ödenemeyeceği zannedilen IMF borçlarını sıfırladığı için, “IMF’den borç alınmazsa ülke batar” nutku atan TÜSİAD mensuplarına haddini bildirdiği için, “Kürt sorunu” konusunda çözüme yönelik adımlar atıp “barış süreci”ni başlattığı için, İsrail’e “One Minute” dediği için, köprüler, havalimanları, otobanlar inşa ettiği için, yeni metrolar inşa ederek İstanbul’u yeraltından ve yer üstünden birbirine bağladığı için, hızlı treni yaptığı için, Kudüs’e Mekke ve Medine’ye sahip çıktığı için, İslâm’ın ve Müslümanlığın son kalesi olduğu için, tüm terör örgütleriyle mücadele ettiği için, Erdoğan’ın bu devletin başından uzaklaştırılması gerekiyor!

Hatta bu da yetmez! CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’ın Sultan Abdülaziz gibi bilekleri kesilerek veya Adnan Menderes gibi idam edilerek veya Turgut Özal gibi zehirlenerek öldürülmesi gerekiyor!Fakat kim ne derse desin, en sonunda halkın dediği olacak. Türk halkı kimin ne iş yaptığını, kimin boş boş konuştuğunu çok iyi biliyor. Yapılanlar ve yapılacaklar ortada. Bundan sonrası Türk halkının kararı…Şimdi yazımın ilk kısmında tanımladığım BEYİNSİZLERE birkaç çift lafım daha var. Erdoğan giderse eğer inanın üç beş güne kalmaz; “Biz ne bok yemişiz de bu adamın aleyhinde konuşmuşuz, biz ne kadar şerefsiz, ne kadar alçak, ne kadar namussuz, ne kadar hain, ne kadar kanı bozuk, ne kadar vefasız, ne kadar embesil, ne kadar beyinsiz, ne kadar yalancı, ne kadar riyakâr, ne kadar iftiracı, ne kadar hayvan oğlu hayvan mışız ki böyle bir liderin kıymetini bilememişiz” diye “olmayan” kafanızı duvarlara vurur, FETÖ ve PKK’nın trenine binen üç kuruşluk siyasetçi kırıntıları tarafından yönetilir, 90’lı yılların Türkiye’sine geri dönüş yaparsınız.Benden söylemesi… Dr. Mehmet Hakan Sağlam

 

 

 

Oylamak ister misiniz ?

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulları’na atanan 76 kişinin maaşları 11 bin 794 lira