in , , ,

Prof. Dr. Muazzez İlmiye Çığ’ın Başbakan’a mektubu

7 Ekim 2012…Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulu 2007 Eylül ayında İhsan Doğramacı, Halil İnalcık, Muazzez İlmiye Çığ ve benim de içinde bulunduğum 8 kişiyi “Sema Yıldızı” ödülüyle taltif ediyor. Ödüllerin Başbakan tarafından verilmek üzere Bilkent Üniversitesi’nde görkemli bir tören düzenleniyor.

Ancak, Çığ’ın “türbanı eski Sümerlerde tanınmasınlar diye genel ev kadınları takardı” şeklindeki beyanı nedeniyle onun ödülünün Başbakan tarafından verilmesi uygun bulunmuyor.

Son dakikada yapılan bir değişiklikle 8 kişiden 4 kişinin ödülünü Başbakan, Muazzez Çığ ve benimde dahil olduğum diğer 4 kişinin ödülü de Kültür Bakanı veriyor. Muazzez Hoca ve kimse bunun farkında olmuyor. Bunu sadece bir vesileyle ben öğreniyorum.Geçtiğimiz aylarda dünyaca ünlü Prof. Muazzez İlmiye Çığ (Onuncu Yıl Marşı’nı ağzına almayan) Başbakan’a bir uyarı mektubu yazıyor.

Türkiye’de 171 üniversitede yüz bini aşkın Prof. unvanlı akademisyen arasında Atatürk ve onun devrimlerine yapılan melanetlere karşı çıkan “Muazzez Çığ’dan başka” bilim onuru ve yürekliliğini gösteren bir yaratık çıkmıyor.Şimdi size Çığ’ın internette de yayınlanan mektubunu özetleyerek sunuyorum:Başbakan Recep Tayip Erdoğan Hazretlerine;

İkide bir “demir ağlarla kim örmüş, hep biz ördük” deyip duruyorsunuz, Atatürk zamanında yapılanları sıfıra indiriyorsunuz. Eğer biraz tarih bilseniz bunu söylemeye utanırdınız, yüzünüz kızarırdı.

O günkü örülen demir ağlar yalnız tren yolları değildi: güçlü eğitim, güçlü ekonomi, güçlü demokrasi ve laiklik temelleri atılmasaydı, ne siz bugün o mevkie gelebilirdiniz, ne de gösteriş olarak başlarını örttürdüğünüz, (yüzleri gözleri boyalı) eşleriniz olurdu.

Özendiğiniz Müslüman ülkeleri arasında hangisi bizim ülke gibi?Osmanlı Devleti yıkıntısı üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti, toprağından bir damlasını satmadan, kimselerden borç almadan, Osmanlı’nın Birinci Cihan Savaşı borçlarını öderken yapılan işler yanında sizinkiler çocuk oyuncağı kalır.

Devletin geliri okuma yazma bilmeyen, verem, sıtma, zührevi hastalıklar, trahom gibi bulaşıcı hastalıklardan kahrolan zavallı fakir halkın verdiği vergilerdi.İşte o vergilerle o alay ettiğiniz demir ağlar yapıldı.

Koskoca ülkede bir çimento fabrikası yoktu. O yüzden evler kerpiç denilen çamurla yapılıyordu. Şeker fabrikamız yoktu. Rusya’dan gelen şekerleri bugün gibi hatırlıyorum. Ülke sathında Sümer Bank, kumaş fabrikaları, şeker fabrikaları, çimento fabrikaları, kağıt, silah, uçak fabrikaları kuruldu.Buralarda çalışan mühendis ve işçilerimizin bir kısmı dışarıdan getirilen uzmanlarla eğitilirken bir kısmı da eğitilmek üzere Rusya’ya gönderildi.

Siz ise başa geçer geçmez alın teri ve büyük bir özveri ile yapılmış o güzel tesisleri satıp satıp yediniz yedirdiniz.Ülkenin doğusu ve batısı düşman tarafından yakılmış, harabeye dönmüştü.Hemen hemen hiç karayolu yoktu.Mevcut demir yolları dahil birçok kurum yabancıların elinde idi.

Bütün bunlar ellerinden alınarak ülkenin malı yapıldı. Ayrıca 3000 kilometrelik tren yolu yapıldı ki, o zaman şimdiki gibi dağları bir anda oyacak makineler yoktu. Tüneller kazma ile kazıldı. Elde onları planlayacak hesaplayacak mühendisler yoktu.Onun için böyle kimseleri yetiştirmek üzere okullar açıldı. Tren rayları yapmak için fabrika kuruldu. Kilometrelerce kara yolu köprüler yapıldı.

Demir ağın bir ayağı olan “çağdaş eğitim” de yoktu. Batı araştırmalarda icatlarda almış yürümüştü. Ama bizde ne doğru dürüst lise ne de araştırmalar yapacak üniversiteler vardı. O yüzden Osmanlı devleti geri kalmış ve yıkılmıştı. Okullarda eğitecek kadrolar yoktu. O yoklukta birçok alanda eğitim almak üzere Batı’ya başarılı pek çok gencimiz gönderildi.

İstanbul’da Darülfünun denilen okul tam bir üniversite oldu. Tıp, Hukuk, Siyasal Bilgiler, Dil ve Tarih-Coğrafya Ziraat gibi fakülteleri içine alan Ankara Üniversitesiyle güçlü ve köklü bir eğitimin temeli atıldı. Dışarıdan gelenlere istedikleri kitaplıklar, laboratuvarlar sağlandı. Onların derslerini Türkçeye çevirecek çevirmenler bulundu. Bunların hepsi para ile oluyordu.

O paralar, o fakir halkın vergileriyle sağlanıyor. O dönemde devlette yolsuzluklar, suiistimaller olmuyor. Rahmetli Başbakan İnönü “Kimseye bir kuruş yedirmem” diye bas bas bağırıyordu. Bundan sonra imam hatiplerde yetiştireceğiniz dindar ve kindar o zavallı gençleriniz, Allah’a dua ederek, yalvararak size yardımcı olurlar. Böylece elinize aldığınız bu güzel ülkeyi kendinizle toprağa gömerek tarihe kara harflerle geçersiniz. Muazzez İlmiye Çığ 25.8.2012

Muazzez İlmiye Çığ:Sümerolog, Bilim İnsanı, Tarihçi Muazzez İlmiye Çığ kimdir.Sümerolog, bilim insanı, tarihçi Muazzez İlmiye Çığ 20 Haziran 1914 yılında Bursa’da dünyaya gelmiştir. Muazzez İlmiye Çığ’ın ailesi Kırım göçmenlerinden olup babası Kırım’dan Merzifon’a, annesi ise Kırım’dan Bursa’ya göç etmişti. 1919 senesinde İzmirde ikamet ederlerken, İzmir’in Yunan ordusu tarafından işgal edilmesinin ardından güvenli bir yer olan Çorum’a yerleştiler. Muazzez İlmiye Çığ, Çorum’da İlkokula başladı, ailesi Çorum’dan Bursa’ya taşınınca, orada “Bizim Mektep” adında bir özel okula başladı. Bu okulda Fransızca ve keman dersleri de aldı. 1926 senesinde Bursa Kız Muallim Mektebi sınavını kazanarak bu okula girdi. 1931senesinde bu okulu bitirdi. Öğretmen olan babası gibi öğretmenlik yapmak üzere Eskişehir’e atandı. Babasıda Eskişehir’de öğretmenlik yapıyordu. Öğretmenlik yaptığı Eskişehir’de dört buçuk sene çalıştı.

Muazzez İlmiye Çığ, Atatürk’ün emriyle kurulan AÜ Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin Hititoloji Bölümü’ne 1936 senesinde girdi . Burada, Nazi yönetimindeki Almanya’dan kaçıpTürkiye’ye gelen Prof. Dr. Hans Gustav Guterbock’tan Hitit dili ve kültürü derslerini aldı, Prof. Dr. Benno Landsberger’den Sümer ve Akad dilleri ve Mezopotamya kültürü dersleri aldı. Çığ, Ankara Üniversitesi’nden 1940 senesinde mezun oldu ve İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi Çiviyazılı Belgeler Arşivi’ne uzman olarak atandı. 1940 da okul arkadaşı ve öğretmen Kemal Çığ iledünya evine girdi. Müzede çalıştığı 31 sene boyunca meslektaşı Hatice Kızılay ve Dr. F.R. Kraus ile beraber müzede bulunan Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış on binlerce tableti temizleyip sınıflara ayırarak numaralandırdı. Yetmiş dört bin tabletten oluşan çivi yazılı belgeleri belgeliğini meydana getirdi. Üç bin tabletin kopyasını katalog yapıp yayımladı.

Muazzez İlmiye Çığ, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde görev yaptığı süre zarfında; Paris-Louvre Museum, Londra-British Museum, Berlin-Vorderasiatisches Museum gibi bir Eski-Önasya Dilleri Araştırma Merkezi haline getirdi. Almanya’dan, Amerika’dan ve Finlandiya’dan gelen uzmanlarla Sümeroloji yayınları yaptı. Münih’te yapılan 1957 senesinde Oryantalistler Kongresi’ne katıldı. Heidelberg Üniversitesi’nde 1960 senesinde altı aylık bir çalışma yaptı. Roma’da açılan Hitit sergisini 1965 senesinde bu şehirden alarak Londra’ya götürdü. Londra’da kısa bir süre kaldı ve burdada çalışmalarını sürdürdü. Arkeoloji Bölümü’nden 1972 senesinde emekliye ayrıldı.

Emekli olduktan sonra yurtdışında yaşayan Çığ, Philadelphia’daki Asuroloji Kongresi’ne 1988 senesinde katıldı. Philadelphia Üniversitesi Müzesi Tabletler Bölümü Başkanı Prof. Kramer ile yaptığı çalışmalar ve araştırmalar sonucu Sümer edebiyatına yeni konular kazandırarak eksik olan bilgileri tamamladı. Türkçeye çevirdiği Kramer’in “Tarih Sümer’le Başlar” yapıtı 1990-1995-1998 senelerinde Türk Tarih kurumu Kitabın çok ilgi görmesi üzerine 1993 senesinde çocuklar için “Zaman Tüneliyle Sümerlere Yolculuk” kitabını yazdı. Muazzez İlmiye Çığ İlerlemiş yaşına rağmen yeni yapıt üretmeye devam ederek Sümer ve Hitit kültürlerini tanıtan on beş kitap yazdı.

2000 senesinde bu çalışmaları nedeniyle İstanbul Üniversitesi kendisine ‘Fahri Doktor’ unvanı verdi. 2005 senesinde Osmaniye’nin Çardakköyü’ndeki Anadolu Kültür Araştırmaları Derneği kendisine ‘Özgür İnsan’ ödülü verildi.

2007 senesinde, “Vatandaşlık Tepkilerim” adlı kitabında, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” savıyla yargılandı ve ilk duruşmada aklandı.Çığ’ın “Vatandaşlık Tepkilerim” adlı eseri, Galatarasaray Rotary Kulübü tarafından İngilizceye çevrilip yayınlanarak Avrupa ve Amerika’daki üniversite kütüphanelerine dağıtılmıştır.

Muazzez İlmiye Çığ, davet edildiği bazı konferans ve organizasyonlar ile televizyonlarda da Sümer tarihi ve toplum sorunları hakkında konuşmalar yaptı.

Yunan Mitolojisi’nin Sümerlerden alınmış olduğunu iddiasında bulundu. “Sümerli Ludingirra”adlı kitabı 2004 senesinde İran’da basıldı. Kendisine Adana Tepebağ Rotary Kulübü Meslek Hizmet Ödülü, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fahri Doktora unvanı, Osmaniye Anadolu Kültür Araştırmaları Derneği ‘Özgür İnsan’ ödülü verilen Muazzez İlmiye Çığ iki kız annesidir.

Oylamak ister misiniz ?

5 points
Upvote Downvote

Total votes: 5

Upvotes: 5

Upvotes percentage: 100.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ustası Hasan Kaçan’a: Sarayın aç soytarısı eşşek herif kara çarşaflı kızlara…

Osman Hoca : Asgari Ücret Aldatmacadır